Skip to main content

Türk Medeni Kanunu 27. madde

Türk Medeni Kanunu 27.madde

Türk Medeni Kanunu 27. madde adın değiştirilmesi ile ilgili düzenlemeleri içermektedir. TMK 27.maddede adın değiştirilmesine ilişkin düzenlemede ancak haklı gerekçelerin varlığında hakimden talep edilebileceği düzenlenmiştir. TMK 27.maddenin 2.fıkrasında yer alan ”adın değiştirildiği basın ilan kurumunun ilan portalında ilan olunur” ifadesi Anayasa Mahkemesinin 25/12/2025 tarihli ve E.: 2025/120; K.: 2025/270 sayılı kararı ile iptal edilmiş ve ilgili karar 16.02.2025 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

TMK 27.madde

Türk Medeni Kanunu 27. madde :

  • Adın değiştirilmesi, ancak haklı sebeplere dayanılarak hakimden istenebilir.
  • (Değişik ikinci fıkra:14/11/2024-7532/12 md.) Adın değiştirildiği nüfus siciline kayıt ve Basın İlan Kurumunun ilan portalında ilan olunur. Bu ilanda; hükmü veren mahkeme, kararın verildiği tarih, dosyanın esas ve karar numarası ile adının değiştirilmesine karar verilen kişinin nüfusa kayıtlı olduğu yer, doğum tarihi, ana ve baba adı, önceki adı ve soyadı, mahkeme kararıyla verilen yeni adı ve soyadı yer alır.
  • Ad değişmekle kişisel durum değişmez.
  • Adın değiştirilmesinden zarar gören kimse, bunu öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde değiştirme kararının kaldırılmasını dava edebilir.

Türk Medeni Kanunu 27. madde gerekçesi

Yürürlükteki Kanunun 26. maddesini karşılamaktadır. Madde kenar başlığı ile birlikte sadeleştirilmek amacıyla yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Türk Medeni Kanunu 27. madde değişikliği

İsim değişikliği davalarında davanın kabul edilmesi kararın kesinleşmesinden sonra basın yayın yoluyla da ilan edilmesi gerekmekteydi. İsim değişikliği için mahkemeye başvuran kişiler ilan için mahkemeye ekstra masraf yatırması gerekiyordu. Ancak kanunda adın değiştirilmesine ilişkin mahkeme kararının ilanının ne şekilde olacağına ilişkin herhangi bir düzenlemenin bulunmadığı, uygulamada ilgili kararın hüküm fıkrasının gazetede ilan edildiği, ilanın bu şekilde yapılmasının kişinin kişisel verilerinin herkes tarafından bilinebilecek hâle geldiği, adın değiştirilmesinin ilanına herhangi bir hukuki sonucun bağlanmadığı gerekçeleriyle Anayasa Mahkemesinin 22.02.2024 tarih 2023/34 esas 2024/60 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. İlgili karar:

”İtirazın gerekçesi başvuru kararında özetle; itiraz konusu kuralda adın değiştirilmesine ilişkin mahkeme kararının ilanının ne şekilde olacağına ilişkin herhangi bir düzenlemenin bulunmadığı, uygulamada ilgili kararın hüküm fıkrasının gazetede ilan edildiği, ilanın bu şekilde yapılması suretiyle kişinin önceki adı, şimdiki adı, anne ve baba adı, nüfusa kayıtlı olduğu yer ve doğum tarihi gibi kişisel verilerinin herkes tarafından bilinebilecek hâle geldiği, adın değiştirilmesinin ilanına herhangi bir hukuki sonucun bağlanmadığı, nitekim adın değiştirilmesinden zarar görenlerin dava hakkının ilandan değil öğrenme tarihinden itibaren başladığı, ayrıca ilan usulünün dava giderlerini arttırdığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 5., 20., 36. ve 141. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Anayasa’ya Aykırılık Sorunu: Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrasında herkesin özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu, özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamayacağı belirtilmiş; üçüncü fıkrasında da kişisel verilerin korunması, özel hayata saygı gösterilmesini isteme hakkı kapsamında güvenceye kavuşturulmuştur. Bir kişinin adının kişisel veri niteliğinde olduğu açıktır. İtiraz konusu kural, adın değiştirilmesinin ilan edilmesini öngörmek suretiyle kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sınırlama getirmektedir.

Kural, ad değişikliğinin ilan edilmesini öngörmektedir. Buna karşın ilanın kapsamının ne olacağı, bu bağlamda ilanda kişisel veri niteliğindeki hangi bilgilere yer verileceği, ilanın şekli ve usulü konusunda herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Başka bir ifadeyle kuralda sadece ad değişikliğinin ilan edileceği belirtilmiş olmasına karşın ilanda yer alacak bilgilerin neler olduğuna, bu bilgilerin kapsamının keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli ve öngörülebilir olmasını sağlayacak kanuni güvencelere yer verilmemiştir. Ad değişikliğinin ilanında kişisel veri niteliğindeki bilgilerden hangilerinin kullanılacağına, bu bilgilerin ilanda nasıl yer alacağına yönelik güvencelerin ve temel ilkelerin kanunla belirlenmemesi Anayasa’nın 13. ve 20. maddeleriyle bağdaşmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13. ve 20. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir. 4721 sayılı Kanun’un 27. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…ilân…” ibaresinin iptali nedeniyle uygulanma imkânı kalmayan “…ve…” ibaresinin 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince iptali gerekir.

İlgili kararın resmi gazetede yayınlanmasından başlayarak 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. İlgili karar resmi gazete 16.05.2024 tarihinde yayınlanmıştır. Buna göre 16.02.2025 tarihinde ilgili karar yürürlüğe girerek isim değişikliği davalarında gazete ilan şartı kaldırılmıştır.

Türk Medeni Kanunu 27. madde adın değiştirilmesi yargıtay kararları

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 12.04.2011 tarih 2011/2391 esas 2011/4931 sayılı kararında

”Davacı dava dilekçesinde, çocuğu İrem’in nüfus kütüğündeki adına Serra adı da eklenmek suretiyle kaydın İrem Serra olarak düzeltilmesini istemiş, mahkemece davacının göstereceği tanıkların davacının talebine aykırı beyanda bulunmalarının mümkün olmayacağı, tanık dinlenmesinin davayı uzatmaktan başka bir yarar sağlamayacağı, kişinin dilediği ismi kullanmasının anayasal bir hak olduğu gerekçesiyle tanık dinlenmeden ve delil toplanmadan davanın kabulüne karar verilmiştir.

5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36. maddesine ve Türk Medeni Kanunun 27. maddesine göre açılan bu tür davalar niteliği itibarıyle kamu düzenini yakından ilgilendiren davalardır. Nüfus Sicilleri Devletin özel önem atfettiği belge ve kayıtlardır. Bunların doğruluğu kamu düzeni ile ilgili olup, Hakim doğru sicil oluşturmak mecburiyetindedir. Nüfus sicilindeki bir kaydın değiştirilmesini yasa özel kurallara bağlamıştır. Bu konuyu düzenleyen Türk Medeni Kanunu 27. maddesi; adın değiştirilmesini, ancak haklı sebeplere dayanılarak hakimden istenebileceğini öngörmüştür. Bir kimsenin doğumunda o kişinin velisi, doğan kişiye yasalara aykırı olmamak kaydıyla dilediği adı vermekte serbesttir.

Ancak, doğum tutanağı düzenlenip bu ad nüfus kütüğüne işlendiği takdirde bunun değiştirilmesi yukarıdaki yasa hükmünde de değinildiği gibi ancak haklı bir sebebin varlığı ile mümkündür. Buradaki haklı neden adının düzeltilmesi istenenin almak istediği yeni adla çevresinde, arkadaşları arasında tanınıp bilinmesine bağlıdır. Bu durumun kanıtlanması için tanık beyanlarına başvurmak bir zorunluluktur.

Davacı dava dilekçesinde tanık beyanına dayandığına göre davasını kanıtlayıp kanıtlamadığının saptanması bakımından bu gibi delillerin toplanması gerekir. Mahkemece tüm bu hususlar gözönünde bulundurulmadan hukuki olmayan gerekçelerle ve eksik incelemeyle davanın kabulü yolunda hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” şeklinde karar verilmiştir.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 18.06.2013 tarih 2013/9343 esas 2013/10704 sayılı kararı

”Somut olaya gelince; soyadının değiştirilmesi istenen E.. E..’ın doğum günü olan 04.02.2001 tarihinde anne ve babası resmen evlidir. Çocuk evlilik içinde doğmuştur ve Türk Medeni Kanununun 321.maddesine göre ailenin diğer bir deyimle babanın soyadını almıştır. Böylece bu çocuk reşit oluncaya kadar veya baba Türk Medeni Kanununun 27.maddesindeki koşulları kanıtlayarak soyadını değiştirmedikçe soyadı değiştirme konusu yasal olarak kapanmıştır. Bu çocuğun anne ve babasının sonradan 13.01.2009 tarihinde boşanmış olması sadece boşanma ve velayet hakkı nedeniyle anneye böyle bir dava açma hakkı bahşetmez.

Boşanma ilamı uyarınca babasının çocukla kişisel ilişki tesis etme hakkı bulunması ve bu nedenle anne ve babanın ister istemez karşılaşması dikkate alındığında davacının dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların hukuki bir dayanağı bulunmadığı gibi soyadı değişikliğinin çocuğun evlilik içinde doğmakla kazandığı meşru statüye ve onun menfaatlerine zarar vereceği gerçeği karşısında mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü doğru görülmemiştir.” şeklinde karar verilmiştir.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 09.06.2011 tarih 2011/4285 esas 2011/6939 sayılı kararı

”4721 sayılı Türk Medeni Yasasının 27. maddesi hükmüne göre adın ve soyadın düzeltilmesi haklı nedenlere dayanılarak hakimden istenebilir. Somut olayda davacı, … vatandaşı iken Türk vatandaşlığına geçmiş olup aynı zamanda … vatandaşlığını da korumaktadır. Türk vatandaşlığına geçiş sırasında adını değiştirmiş ise de; bu durumun kendisi ve çocuğu için karışıklık ve zorluk yarattığını bildirerek adının vatandaşlığa geçmeden önceki adı ile değiştirilmesini istemiştir.

Bu durumda davanın hukuki dayanağı Türk Medeni Kanunu’nun 27. maddesi olup, davacının kullanmak istediği adın Türk Harflerinden oluştuğu da dikkate alındığında davacının tüm kanıtları toplanarak yasalara aykırı bir durum ifade etmeyecek haklı nedenin varlığı halinde davanın kabulüne karar vermek gerekirken, talep edilen ismin Türk Dil Kurumu’nca belirtilen kriterlere uymadığı ve davacı açısından Türk Medeni Kanunu’nun 27. maddesi şartları oluşmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.” şeklinde karar verilmiştir.

İlgili Makale: İsim Değiştirmek İçin Ne Yapmalıyım?

bir yorum bırakın

Hemen Ara