Skip to main content

Aile Konutu İpoteğin Kaldırılması

Aile Konutu İpoteğin Kaldırılması

Aile konutunun düzenlendiği Türk Medeni Kanunu’nun 194.maddesinde aile konutuna malik eşin bazı tasarrufları diğer eşin rızasına tabi tutulmuş olup ipotek de bu işlemlerden biridir. Yazımızda aile konutu üzerindeki ipoteğin kaldırılması, aile konutuna ipotek konulmasında diğer eşin rızası ve muvafakati, aile konutu şerhinin ipotekten sonra konulması durumunda ne olacağı, ipoteğin kaldırılması davasının tarafları, görevli ve yetkili mahkeme ve aile konutu üzerindeki ipoteğin kaldırılması ile ilgili güncel yargıtay kararları hakkında bilgi vermeyi hedefliyoruz.

Aile konutu ipoteğin kaldırılması

Aile konutu kavramı Türk Medeni Kanunu’nun 194.maddesinde aile konutu üzerinde hakkı olmayan eşi ve çocukları korumak, barınma ihtiyaçlarının zarar görmesini engellemek amacıyla düzenlenmiştir. İlgili kanun kapsamında aile konutu ile ilgili bazı tasarruflar için diğer eşin rızası aranmıştır. İpotek işlemi de aile konutuna malik olmayan eşin açık rızasına tabi tutulmuştur. Bu neden rızası olmayan eş aile konutu üzerindeki ipoteğin kaldırılması için dava açabilmektedir.

Türk Medeni Kanunu’nun 194.maddesinde ”Eşlerinden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.” şeklinde düzenleme yapılmıştır. İpotek işlemi de aile konutu üzerindeki hakları sınırlayan bir hak olduğundan ancak diğer eşin açık rızası alınarak yapılabilir. Aile konutu maliki olan eş diğer eşin rızası dışında ipotek işlemi yapmışsa rızası alınmayan eş aile konutu üzerindeki ipoteğin kaldırılması için dava açma hakkına sahiptir.

Sonuç olarak aile konutu ipoteğin kaldırılması ipotek işlemi bilgisi dışında gerçekleşen ve rızası alınmayan eşin aile konutu üzerindeki haklarının sınırlandırılması engellemek amacıyla başvurabileceği bir dava yoludur.

Aile konutu ipotek eşin rızası

Aile konutu maliki olan eş ipotek işleminin geçerli bir işlem olabilmesi için malik olmayan diğer eşin rızasını almalıdır. Aİle konutu üzerinde ipotek işlemi sırasında diğer eşin rızasının ne şekilde alınacağı merak edilen konulardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 194.maddesinde malik olmayan eşin izni için geçerlilik şekli düzenlenmemiştir.

Türk Medeni Kanunu’nun düzenlemelerinde malik olmayan eşin ipotek işlemine rızası için yazılı bir şekil şartı öngörülmediğinden sözlü olarak izin vermesi mümkündür. Ancak diğer eşin rızasının bulunduğunu ispatlamak açısından rızanın yazılı olarak alınması büyük öneme sahiptir. Malik olmayan eşin ipotek işlemine rızasının bulunduğunun açık bir şekilde yazılı olarak belirtilmesi açılabilecek davalara karşı güçlü bir savunma oluşturur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 22.12.2020 tarih 2020/6017 esas 2020/6757 sayılı kararında

”TMK’nın 194/1 maddesi eşin açık rızasını aradığından, yapılan işlemin geçerli olduğunu kabul etmek imkânsızdır. Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; ipotek işleminin davacı ve ipotek veren davalı ile aynı çatı altında oturan müşterek çocukların kullandığı krediye teminat teşkil etmek üzere kurulmuş bulunmasına göre. Bu hususun davacının ipotek işleminden haberdar olup bu işleme muvafakat ettiği anlamına gelip gelmediği noktasında toplanmaktadır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 194/1. maddesine göre, ‘’Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.’’ Bu cümleden hareketle, aile konutunun maliki olan eş aile konutundaki yaşantıyı güçlüğe sokacak biçimde, aile konutunun ipotek edilmesi gibi tek başına ayni bir hakla sınırlandıramaz. Bu sınırlandırma ancak diğer eşin açık rızası alınarak yapılabilir. TMK’nın 194. maddesi yetkili eşin izni için bir geçerlilik şekli öngörmemiştir. Bu nedenle söz konusu izin bir şekle tabi olmadan, sözlü olarak dahi verilebilir. Ancak maddenin ifadesinden de anlaşılacağı üzere, iznin ‘’açık’’ olması gerekir.

Somut olayda, davalı eş dava konusu aile konutu üzerinde diğer davalı banka lehine ipotek tesis etmiş, bu işlem sırasında davalı banka tarafından davacı eşin açık rızası alınmamıştır. Yukarıda açıklanan kurallar çerçevesinde ipotek işleminin, davacı ve davalı eş ile aynı çatı altında oturan müşterek çocukların kullandığı krediye teminat teşkil etmek üzere kurulmuş bulunmasının da önemi bulunmamaktadır. Bu durumda, TMK’nın 194/1 maddesi eşin açık rızasını aradığından, yapılan işlemin geçerli olduğunu kabul etmek imkânsızdır.

Davaya konu taşınmazın davacı ve davalı eş … tarafından ipotek işlemi tesis edildiği tarihte aile konutu olarak kullanılıp kullanılmadığı, dava konusu taşınmaz üzerine davalı banka lehine tesis edilen ipotek işleminden davacı kadının bilgisi olup olmadığı, açık rızasının alınıp alınmadığı dosya içerisinde bulunan deliller bir arada değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davalı eş …’nün ölümü nedeniyle davanın konusuz kaldığı belirtilerek karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir” şeklinde karar verilmiştir.

Sonuç olarak aile konutuna ipotek işlemi sırasında malik olmayan eşin rızası aranmakta olup rızanın açık bir biçimde verilmesi gerekir. Aile konutuna ipotek koyulması işleminde eşin rızası için herhangi bir geçerlilik şartı düzenlenmemiş olup sözlü şekilde de verilebilecektir. Ancak ispat açısından yazılı olması daha avantajlıdır.

İlgili Makale: Eşten Habersiz Satılan Ev Geri Alınabilir Mi?

Aile konutu ipotek edilebilir mi?

Aile konutunu üzerindeki bazı tasarruf işlemleri diğer eşin rızasına tabi tutularak aile konutuna özel bir koruma sağlanmıştır. Aile konutu üzerine konulacak ipotek işlemi de malik olmayan eşin rızasına bağlı tutulmuştur. Bu nedenle aile konutu ipotek edilebilir ancak rızası alınmayan eş dava açarak ipoteğin kaldırılmasını talep edebilir.

Aile konutu üzerine konulan ipotek işlemi malik olmayan eşin rızası arandığından rıza alınmaksızın yapılan işlem geçerli değildir. Aile konutu üzerine ipotek konulup malik olmayan eş rızası alınmaksızın bu şekilde bir işlem yapıldığını öne sürerek dava açarak işlemin geçerli olmadığı kabul edilerek ipoteğin kaldırılmasına karar verilecektir. Ancak aile konutu üzerine ipotek konulup daha sonrasında cebri icra ile satışı gerçekleşirse ipoteğin kaldırılması davası konusuz kalacaktır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 09.10.2019 tarih 2019/6360 esas 2019/9875 sayılı kararında

”Davacı kadın; dava konusu taşınmazın aile konutu olduğunu, davalı eş … tarafından kendisinin haberi ve izni olmadan üzerinde ipotek tesis edildiğini ileri sürerek, ipoteğin kaldırılmasını talep etmiş (TMK m. 194), mahkemece davanın kabulü ile dava konusu taşınmaz üzerine konulan ipoteğin kaldırılmasına karar verilmiştir. Dava konusu taşınmazın tapuda ‘’İki katlı kargir ev ve arsası’’ vasfıyla kayıtlı olduğu, dosya içindeki beyanlara ve keşif raporuna göre taşınmaz üzerinde iki katlı bir bina, her katında birer daire olmak üzere iki daire bulunduğu, taşınmazın zemin katında davacı ve davalı … tarafından aile konutu olarak kullanılan bağımsız bölümün bulunduğu anlaşılmaktadır.

Dava aile konutu olarak kullanıldığı ileri sürülen taşınmaz üzerinde bulunan ipoteğin kaldırılmasına yönelik olduğuna göre, mahkemece yapılacak iş; taşınmazın vasfı da dikkate alınarak, ipotek tesis tarihinde ve halen tarafların aile konutu olarak kullandıkları bağımsız bölümle sınırlı olacak şekilde ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, taşınmazın tamamına yönelik olarak ipoteğin kaldırılmasına şeklinde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir” şeklinde karar verilmiştir.

Sonuç olarak aile konutu ipotek edilebilir ancak malik olmayan eş ipotek işleminin rızası ve bilgisi dışında konulduğunu iddia ediyorsa ipoteğin kaldırılması için dava açabilecektir. Malik olmayan eşin aile konutunun cebri icra le satışı gerçekleşmeden dava açması ve satışın engellenmesi için ihtiyati tedbir talep etmesi önemli olup aksi durumda aile konutu satılırsa dava konusuz kalacaktır.

Aile konutu ipotek muvafakat

Aile konutu üzerine ipotek işlemi konulması için malik olmayan eşin rızası arandığından rızanın eşin rızasını içeren muvafakat sıklıkla merak edilen konulardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Aile konutu üzerine konulacak ipotek işlemi için malik olmayan eşin rızası için bir geçerlilik şartı öngörülmemiş olsa da ispat açısından yazılı olarak rızasını içerir muvafakat düzenlemesi ileride oluşabilecek dava sürecinde avantajlıdır.

Yargıtay 2.Hukuk Dairesi 07.03.2019tarih 2018/4714 esas 2019/2387 sayılı kararı

”Somut olayda, davalı …Ş ipotek tesisine davacı eşin muvafakatinin alındığını ileri sürmüş, davacı ise sunulan muvafakatnamedeki imzanın kendisine ait olmadığını belirterek muvafakatnameyi kabul etmemiştir. Bilirkişi raporlarıyla da muvafakatnamedeki imzanın davacının eli ürünü olduğu tespit edilememiştir. Açıklanan sebeplerle aile konutu ile ilgili malik olmayan eş yararına getirilen korumanın malik eşin ölümünden sonra devam edeceği de nazara alınarak açık rıza alınmadan Türk Medeni Kanunu’nun 194/1. maddesi hükmüne aykırı olarak tesis edilen ipoteğin kaldırılmasına karar vermek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.” şeklinde karar verilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 24.05.2017 tarih 2017/1604 esas 2017/967 sayılı kararında

”Somut olaya gelince, ipotek alacaklısı banka taşınmazın aile konutu niteliğini bilerek, ipotek tesisi sırasında taşınmaz maliki olmayan eşin muvafakatini sağlamak için yazılı belge almıştır. Her ne kadar muvafakatnamedeki imza davacı kadına ait olmasa da, ipotek tesisi için eşin rızasını alma yönünde girişimi olan bankanın taşınmaz aile konutu niteliğini bildiği açıktır ve artık eşin açık rızasını geçerli bir şekilde alma yükümlülüğü altındadır. Tacir olan banka, Kanunun (TMK m.194) açık rıza alınmasını istediği bu konuda kendisine sunulan muvafakat belgesindeki imzanın rızası gereken eşe aidiyetini belirlemek ve sözleşmenin hakim tarafı olarak objektif özen yükümlülüğünün bir gereği olarak imzanın sıhhatini denetlemek zorundadır.

Dolayısıyla muvafakat belgesindeki imzanın rızası gereken davacı eşe ait olup olmadığını denetlemeden (araştırmadan) aile konutu üzerine ipotek tesis ettiren ipotek alacaklısı bankanın kanunun ‘’açık rıza’’ alınması gerektiğine yönelik düzenlemesi karşısında TMK’nun 1023. maddesinde düzenlenen tapuya güven ilkesinden yararlanması mümkün değildir. Bu itibarla, aile konutu niteliğinde olduğu hususunda duraksama bulunmayan taşınmaz için davacı kadının açık rızası alınmadan, TMK m. 194/1 ‘e aykırı olarak ipotek tesis edilmesi doğru görülmemiş ve direnme kararının bozulması gerekmiştir.” şeklinde karar verilmiştir.

Sonuç olarak aile konutu üzerindeki ipotek işlemi için malik olmayan eşin rızasının bulunduğuna ilişkin muvafakatname düzenlemesi önemlidir. Eşin rızası için yazılı şekil bir geçerlilik şartı olmasa da eşin açık rızasının yazılı muvafakatname ile alınması ispat açısından kolaylık sağlar.

Aile konutu şerhinin ipotekten sonra konulması

Aile konutu şerhinin ipotekten sonra konulması durumunda malik olmayan eşin Türk Medeni Kanunu’nun 194.maddesinde yer alan düzenlemeyle aile konutuna getirilen korumadan yararlanıp yararlanamayacağı sıklıkla karşımıza çıkan sorunlardan biridir.

Aile konutu şerhinin konulmuş olması kurucu bir nitelikte olmayıp açıklayıcı niteliktedir. Yani tapuya aile konutu şerhi konulmamış olsa bile konut aile konutu özelliğini taşır. Bu nedenle aile konutu şerhi bulunmasa bile ipotek işlemi sırasında rızası alınmayan eş dava açarak ipoteğin kaldırılmasını talep edebilecektir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 18.09.2019 tarih 2019/5510 esas 2019/8865 sayılı kararı

”4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 194/1. maddesine göre, ‘’Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.’’ Bu madde hükmü ile aile konutu şerhi ‘’Konulmuş olmasa da’’ eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki fiil ehliyetleri sınırlandırılmıştır. Sınırlandırma, aile konutu şerhi konulduğu için değil, zaten var olduğu için getirilmiştir. Bu sebeple, tapuya aile konutu şerhi verilmese bile o konut aile konutu özelliğini taşır. Eş söyleyişle şerh konulduğu için aile konutu olmamakta, aksine aile konutu olduğu için şerh konulabilmektedir.

Bu nedenle aile konutu şerhi konulduğunda, konulan şerh ‘’Kurucu’’ değil ‘’Açıklayıcı’’ şerh özelliğini taşımaktadır. Anılan madde hükmü ile getirilen sınırlandırma, ‘’Emredici’’ niteliktedir. Dolayısıyla bu haktan önceden feragat edilemeyeceği gibi eşlerin anlaşmasıyla da ortadan kaldırılamaz ve açık rıza ancak ‘’Belirli olan’’ bir işlem için verilebilir.” şeklinde karar verilmiştir.

Aile konutu şerhinin ipotekten sonra konulması rızası bulunmayan eş açısından ipoteğin kaldırılması talebine etkisi bulunmamaktadır. Aile konutu şerhinin ne zaman konulduğu veya ipotekten önce ya da sonra konulmuş olması malik olmayan eşin ipoteğin kaldırılmasını talep etmesine etki etmeyeceği gibi aile konutu şerhi hiç konulmamış olsa bile dava açabilecektir.

Aile konutu ipoteğin kaldırılması davası görevli ve yetkili mahkeme

Aile konutu üzerindeki ipoteğin rızası dışında konulduğunu iddia eden eşin bu talebini hangi mahkemeye ve nerede dava açarak kullanacağı merak edilen konulardan bir diğeridir. Aile konutu üzerindeki ipoteğin kaldırılması davasında görevli mahkeme aile mahkemeleridir. Aile mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde asliye hukuk mahkemeleri aile mahkemesi sıfatıyla görevlidir. Yetkili mahkeme davalının ikametinde bulunan yer mahkemesidir.

Aile konutu ipoteğin kaldırılması davası tarafları

Aile konutu üzerindeki ipoteğin kaldırılması davasının taraflarının doğru belirlenmesi davanın süreci açısından kritik öneme sahiptir. Aile konutu nedeniyle ipoteğin kaldırılması davasının davacı tarafı aile konutu üzerindeki tasarruf işlemi sırasında rızası alınmamış olan eştir. Davalı taraf ise uygulamada genellikle eksik olarak belirlenmektedir. Aile konutu üzerindeki ipoteğin kaldırılması davasında davalı taraf ipotek işleminin tesis eden ve aile konutu maliki olan eştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 04.04.2019 tarih 2018/61173 esas 2019/4116 sayılı kararı

”Dava, aile konutu olarak özgülendiği iddia olunan taşınmaz üzerinde, davalı banka lehine tesis edilen ipoteğin iptali isteğine ilişkindir. Dava, sadece lehine ipotek tesis edilen bankaya karşı açılmıştır. Konutun, aile konutu olduğu iddia edilerek davacı eşin açık rızası alınmadan tesis edilen ipoteğin kaldırılması istendiğine ve dava, rızası gereken eş tarafından açıldığına göre, kaldırılması talep edilen ipotek akdinin diğer tarafının da davada, davalı olarak yer alması zorunludur.

Bu bakımdan davacıya konut üzerinde hak sahibi olan ipotek akdinin diğer tarafını oluşturan malik eşini de davaya dahil etmek üzere uygun süre verilmesi, davaya dahil edildiği ve gösterdiği takdirde delillerin toplanması ve taraf teşkili bu şekilde sağlandıktan sonra sonuca gidilmesi gerekirken eksik hasım ve inceleme ile hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.” şeklinde karar verilmiştir.

Aile Konutu İpoteğin Kaldırılması Dava Dilekçesi
Aile Konutu İpoteğin Kaldırılması Dava Dilekçesi

Aile konutu ipoteğin kaldırılması dava dilekçesi

……….. NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİNE

DAVACI:

VEKİLİ:

DAVALI:

D. KONUSU: Aile konutu üzerindeki ipoteğin kaldırılması ve dava konusu taşınmazın satışının tedbiren durdurulması talebimiz

HARCA ESAS DEĞER: 1.000,00 TL (Fazlaya ilişkin haklarımız saklıdır)

AÇIKLAMALAR: Davacı Müvekkilim ve davalı eşi evlilik birliğinin başından itibaren aile konutu olarak ……………………… adresindeki taşınmazı kullanmaktadırlar. Taraflar ilgili adreste müşterek çocukları……… İle birlikte yaşamaktadırlar. Müvekkilimin eşi ……… Tarihinde ……….. Bedel karşılığnda aile konutu üzerinde ipotek tesis edilmiştir. İpotek işleminden müvekkilimin rızası bulunmadığı gibi bilgisi de bulunmamaktadır. Müvekkilimin ilgili ipotek işleminden aile konutu vasfındaki taşınmazın satışa çıkarılması nedeniyle gelen tebligat üzerine bilgisi olmuştur.

Türk Medeni Kanunu’nun 194. Maddesinde aile konutu üzerindeki hakları kısıtlayan tasarruf işlemleri için malik olmayan eşin rızasının alınması gerektiği açıkça ifade edilmiştir. Taşınmaz üzerinde aile konutu şerhi bulunmasa dahi diğer eşin açık rızası şartı arandığından, iyiniyet iddiasında bulunulamayacağı hususu Yargıtay içtihatları ile sabittir………. İcra Dairesi………Esas sayılı dosyası ile “ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipte ödeme emri” gönderilmiş, ………… satış günü olarak belirlenmiştir. Taşınmazın satışı müvekkilim ve müşterek çocukların barınması ihtiyaçlarını kullanması açısından telafisi imkansız sonuçlar oluşturacağından öncelikle teminatsız olarak mahkeme aksi kanaatte olması halinde düşük bir teminat karşılığında satışın tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep ediyoruz. Yukarıda açıkladığımız nedenlerden dolayı aile konutu üzerindeki ipoteğin kaldırılmasını talep ediyoruz.

HUKUKİ NEDENLER: HMK, TMK, TBK, İİK vs. ilgili mevzuat

HUKUKİ DELİLLER: Tapu kayıtları, İkametgâh kayıtları, Nüfus kayıtları, Keşif ve Bilirkişi İncelemesi, Tanık, Yemin ve her türlü yasal delil.

NETİCE VE TALEP: Yukarıda açıkladığımız ve mahkemenizce resen gözetilecek nedenlerle;

Davamızın kabulü ile aile konutu olan ………………..adresindeki taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılmasını,

Davaya konu aile konutunun satışının mümkün olduğu takdirde teminatsız olarak mahkemeniz aksi kanaatte olacaksa teminat karşılığında tedbiren durdurulmasına, dava konusu taşınmazın tapu kaydına davalıdır şerhi konulmasına,

Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederim.

Aile konutu üzerindeki ipoteğin kaldırılması yargıtay kararları

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 20.11.2008 tarih 2008/12872 esas 2008/15528 sayılı kararında

”Davalı banka ipotek işlemi öncesinde 17.02.2005 tarihinde ipoteğe konu taşınmazda uzman incelemesi yaptırmış, yapılan incelemede taşınmazın mesken olduğu ve meskende mal sahibinin oturduğu tespit edilmiştir. Taşınmazın aile konutu olduğu konusunda taraflar arasında çekişme de bulunmamaktadır. Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez, aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. (TMK md. 194/1). Davalı banka davacı eşin ipotek eşlemine rızasının bulunduğunu iddia ve ispat da edememiştir. Davacı kocanın ipoteğin kaldırılmasına ilişkin isteminin de kabulü gerekirken yazılı şekilde karar
verilmesi doğru görülmemiştir.” şeklinde karar verilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 17.10.2019 tarih 2019/3415 esas 2019/10326 sayılı kararında

”Dava konusu taşınmazın ekspertiz raporunun düzenlendiği 05/05/2016 tarihinde boş durumda olduğu ve dava dışı Sadun K. adına kayıtlı olduğu, aile konutu niteliğinde bulunmadığı, nüfus kayıt örneği, site ziyaret giriş defteri, tanık beyanları ve mernis kaydı içeriklerinden anlaşıldığı üzere ekspertiz raporunun düzenlendiği tarihten sonra 06/05/2016 tarihinde dava dışı Sadun K’dan satın alınarak davacı ve eşinin dava konusu taşınmaza taşındığı ve aile konutu olarak kullanmaya başladıkları, davalı erkek patronun borcu nedeniyle dava konusu taşınmaz üzerine ipotek tesis ettirdiğini, patronunun iflas etmesi sebebiyle borcu ödeyemeyeceğini, davacı eşin açık rızasının alınmadığını ve yapılan işlemden haberdar olmadığını beyan etmiştir.

Davalı bankanın ekspertiz işleminin yapıldığı tarihte taşınmazın boş olması sebebiyle üzerine düşen araştırma sorumluluğunu yerine getirdiği, inceleme tarihinden bir gün sonra taşınmazın satın alınarak taşınılmasının ve ipoteğin kadının rızasının alınmadan yapıldığının ileri sürülmesi iyi niyete bağdaşmadığı anlaşılmaktadır. İşlemlerin yukarıda açıklanan şekilde olduğunu baştan beri bilen davacının, lehine ipotek tesis edilmiş olan banka tarafından ‘’İpoteğin paraya çevrilmesi’’ suretiyle takip başlatılması üzerine, devir işlemine ‘’Olur’’ vermediğini ileri sürmesi ve Türk Medeni Kanunu’nun 194/1. maddesinin sağladığı haktan yararlanması, aynı Kanunun 2’inci maddesinde yer alan dürüstlük kuralına aykırıdır. Öyleyse davanın reddine karar verilmesi gerekirken, isteğin kabulü doğru bulunmamıştır.” şeklinde karar verilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 08.11.2016 tarih 2016/22880 esas 2016/14534 sayılı kararında

”Yapılan yargılama ve toplanan delillerle, aile konutu olan dava konusu taşınmazın, davalı eş tarafından, diğer davalı şirket lehine davacı eşin açık rızası olmadan ipotek verildiği, ancak yargılama sırasında dava konusu taşınmazın cebri icra ile satılması sonucu davanın konusuz kaldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacı eş, dava tarihinde dava açmakta haklıdır. O halde, davacı yararına vekalet ücreti takdiri ve yargılama giderine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde davalı yararına vekâlet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmesi doğru görülmemiştir” şeklinde karar verilmiştir.

Yargıtay 2.Hukuk Dairesi 14.02.2019 tarih 2019/125 esas 2019/1080 sayılı kararında

”Davacı, aile konutu niteliğinde olan taşınmaz üzerine davalılardan kooperatif lehine tesis edilen ipoteğin kaldırılmasını talep etmiştir. İpoteğin kaldırılması isteği ipotek değeri üzerinden nispi harca tabidir. İpotek bedeli 100.000 TL’dir. İpoteğin kaldırılmasına ilişkin istemler nispi harca tabi olup, davanın değeri ipotek miktarı olduğundan, bu bedel üzerinden nispi harç tamamlattırılmadan müteakip işlemler yapılamaz.” şeklinde karar verilmiştir.

bir yorum bırakın

Hemen Ara