Mirastan çıkarma işlemi kanunda düzenlenmiş sebeplerin varlığında mirasçının saklı payını almasını engelleyen bir hukuki işlemdir. Ancak mirastan men edilen mirasçı bazı durumlarda bu işlemin iptalini talep edebilecektir. Yazımızda mirasçılıktan çıkarma işlemine itiraz, mirasçılıktan çıkarmanın iptali davasında taraflar, ispat yükü, görevli ve yetkili mahkeme, mirastan çıkarmanın iptalinin sonuçları hakkında ayrıntılı bilgi vermeyi hedefliyoruz.
Mirasçılıktan çıkarmanın iptali davası
Mirasçılıktan çıkarma işlemi Türk Medeni Kanununun 510-513.maddeleri arasında düzenlenen sebeplerin varlığı halinde miras bırakanın ölüme bağlı tasarrufla mirasçısını mirasından mahrum bırakmasını sağlayan yoldur. Mirasçılıktan çıkarma işlemi uygulamada genellikle vasiyetname ile yapılmaktadır. Ancak miras bırakanın hazırladığı vasiyetname ile mirastan men edilen mirasçı bazı durumlarda işlemin iptalini talep edebilmektedir.
Miras bırakana vasiyetname düzenleyerek mirastan çıkarma işlemi yapacaksa çıkarma işleminin geçerli olabilmesi için bazı şartları taşıması gerekmektedir. Öncelikle vasiyetnamenin usulüne uygun şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. Vasiyetnamenin şekil şartlarına uyulmadan hazırlanması, miras bırakanın gerçek iradesini ortaya koymayan zorlama aldatma veya korkutma sonucunda hazırlanması, murisin yaşı veya sağlık problemleri nedeniyle ehliyetsizlik halinin bulunması durumunda vasiyetnamenin iptali davası açılarak vasiyetname iptal edildiğinden içeriğinde yer alan mirastan çıkarma işleminin de iptali sağlanabilecektir.
Vasiyetnamenin iptaline sebep olabilecek koşulların bulunmaması halinde mirastan men edilen mirasçı mirastan çıkarma işleminin iptalini talep edebilir. Mirastan çıkarma işleminin geçerli olabilmesi için mirastan çıkarma sebeplerinin gösterilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla sebeplerin gösterilmemiş olması halinde mirastan men edilen kişi mirasçılıktan çıkarmanın iptali davası açabilecektir.
Mirastan men edilen kişi vasiyetnamede mirasçılıktan çıkarma sebeplerinin düzenlenmiş olması halinde bu sebeplerin mevcut olmadığına itiraz edebilir. Bu durumda açılacak mirasçılıktan çıkarmanın iptali davasında diğer mirasçılar mirastan çıkarma sebeplerini ispat etmekle yükümlü olacaktır. Mirasçılıktan çıkarma nedenlerinin ispat edilememesi halinde mirasçılıktan çıkarma işleminin iptali kararı verilecektir.
Sonuç olarak mirasçılıktan çıkarmanın iptali davası mirasçılıktan çıkarma sebeplerinin gösterilmemiş olması veya bu sebeplerin ispat edilememesi halinde açılabilir. Bunun dışında vasiyetnamenin şekil şartlarını taşımaması ve miras bırakanın irade sakatlığına neden olan durumların mevcut olması halinde vasiyetnamenin iptalini talep ederek mirasçılıktan çıkarma işleminin de iptalini sağlayabilecektir. Ancak bu süreçte alanında uzman miras avukatından hukuki yardım alınması hak kaybına uğramamak için kritik öneme sahiptir.
Mirasçılıktan çıkarma işlemine itiraz
Mirastan çıkarma işlemi sonucunda mirastan men edilen mirasçı kanunla koruma altına alınan saklı payını bile talep edemeyeceği için bu işlemin keyfi şekilde önüne geçilmiş, mirastan çıkarma sebepleri ve şekli kanunda ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Mirastan çıkarma işleminin şartlarının eksik olması halinde mirastan men edilen kişi işleme itiraz edebilecektir.
Mirastan men edilen mirasçı vasiyetnamenin geçerlilik şartlarını etkileyen bir durum olması halinde doğrudan vasiyetnameye itiraz edebileceği gibi vasiyetnamenin usulüne uygun olması durumunda mirasçılıktan çıkarma işleminin şartlarının düzenlendiği Türk Medeni Kanununun 512.maddesinde yer alan şartları taşımaması halinde işleme itiraz edebilir. Genel olarak mirasçılıktan çıkarma işlemine itiraz:
- Vasiyetnameye itiraz edilmesi: Vasiyetnamenin iptali nedenleri Türk Medeni Kanununun 557.maddesinde ” Aşağıdaki sebeplerle ölüme bağlı bir tasarrufun iptali için dava açılabilir:
Tasarruf mirasbırakanın tasarruf ehliyeti bulunmadığı bir sırada yapılmışsa,
Tasarruf yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılmışsa,
Tasarrufun içeriği, bağlandığı koşullar veya yüklemeler hukuka veya ahlâka aykırı ise,
Tasarruf kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılmışsa” şeklinde düzenlenmiştir. Vasiyetname iptali ile birlikte içeriğinde yer alan mirasçılıktan çıkarma işlemi de hükümsüz hale gelir.
- Mirastan çıkarma sebebinin gösterilmemiş olması: Mirasçılıktan çıkarma işleminin geçerli olabilmesi için miras bırakanın tasarrufunda bu nedenlerin belirtilmiş olması gerekir. Türk Medeni Kanunu Madde 512 ”Mirasçılıktan çıkarma, mirasbırakan ancak buna ilişkin tasarrufunda çıkarma sebebini belirtmişse geçerlidir.” şeklindedir. Bu nedenle mirasçılıktan çıkarma sebebinin belirtilmemiş olması halinde mirastan men edilen kişi itiraz edebilecektir.
Mirastan çıkarma işleminde çıkarma nedeni olarak sadece ”mirasımdan men ediyorum, miras dışı bıraktım, mirastan pay almasını istemiyorum” gibi gerekçesi olmayan ifadeler kullanılmamalı mirastan çıkarma sebepleri açık ayrıntılı ve belirli olaylara dayanmalıdır.
- Mirastan çıkarma sebebinin ispat edilememesi: Mirastan men edilen kişi mirastan çıkarma sebeplerinin mevcut olmadığını iddia ediyorsa çıkarma işlemine itiraz edebilir. Bu durumda açılacak davada diğer mirasçılar veya vasiyet alacaklıları mirastan çıkarma sebeplerini ispat etmelidir.
İlgili Makale: Hayırsız Evlat Mirastan Men Edilir Mi?
Mirasçılıktan çıkarmanın iptali davasında taraflar
Mirasçılıktan çıkarma işlemi ancak hukuka uygun ve kanunda öngörülen sebeplerin varlığı halinde geçerlidir. Aksi halde mirastan men edilen mirasçı vasiyetnamenin iptali veya mirastan çıkarmanın iptali için dava açma hakkı bulunmaktadır.
Mirasçılıktan çıkarmanın iptali davasında davacı taraf mirastan men edilen yani miras payını geri almak isteyen mirasçıdır. Davalı taraf ise mirastan çıkarma işlemi sonucunda mirastan daha fazla pay alan diğer mirasçılar ve vasiyet alacaklılarıdır. Mirastan çıkarmanın iptali davasında davalılar mirastan çıkarma sebeplerini ispat etmekle yükümlü olacaktır.

Mirasçılıktan çıkarmanın iptali davasında ispat yükü
Mirasçılıktan çıkarmanın iptali davasında ispat yükü, davanın sonucunu belirleyen en kritik unsurlardan biridir. Mirastan men edilen mirasçı, mirasçılıktan çıkarma nedenlerinin mevcut olmadığını ileri sürerek dava açar. Burada davalı taraf olan diğer mirasçılar ve vasiyet alacaklıları mirastan çıkarma sebeplerini ispatlamak zorundadır. Aksi halde mirastan men edilen mirasçı saklı payını almaya hak kazanır.
Türk Medeni Kanununun 512.maddesinde ispat yükü
Mirasçılıktan çıkarma, mirasbırakan ancak buna ilişkin tasarrufunda çıkarma sebebini belirtmişse geçerlidir.
Mirasçılıktan çıkarılan kimse itiraz ederse, belirtilen sebebin varlığını ispat, çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına düşer.
Sebebin varlığı ispat edilememiş veya çıkarma sebebi tasarrufta belirtilmemişse tasarruf, mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir; ancak, mirasbırakan bu tasarrufu çıkarma sebebi hakkında düştüğü açık bir yanılma yüzünden yapmışsa, çıkarma geçersiz olur.” şeklinde düzenlenmiştir.
Mirastan çıkarmanın iptali davasında diğer mirasçılar veya vasiyet alacaklıları tanık beyanları, yazılı belge ve kayıtlar ( savcılık soruşturma dosyaları, mahkeme kararları, ifade tutanakları, şikayet dilekçeleri vb belgeler), mesajlaşma, ses ve görüntü gibi her türlü delil kullanılabilmektedir. İspat hususunda önemli olan miras bırakanın mirastan çıkarma nedenleri olarak öne sürdüğü olayları ispata yarayan delillerin kullanılmasıdır. Bu noktada davalılar miras bırakanın tasarrufunda dile getirmediği olayları mirastan çıkarma nedeni olarak öne süremezler.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 02.06.2021 tarih 2018/3409 esas 2021/3708 sayılı kararı
“Somut olaya gelince; 21.06.2004 tarihli düzenleme şeklindeki vasiyetname ile …sağlığında yapmış olduğu hal ve hareketlerinden dolayı mirasçılarından …’ı mirasçılıktan çıkarmıştır. Çıkarma sebeplerinin doğru olduğunu ispat etme yükü 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 512.maddesi gereği çıkarmadan yararlanan davalılar üzerindedir. Yapılan yargılama sonucu 21.06.2004 tarihli vasiyetnamede belirtilen sebeplerin varlığı ispat edilemediğinden 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 512/3.maddesi gereğince tasarruf; mirasçının saklı payı dışında yerine getirilecektir. İlk derece mahkemesinin 28.09.2017 tarihli kararında bu hususa işaret edilerek davanın kısmen kabulüne karar verildiği halde usul ve yasaya aykırı olacak şekilde … Bölge Adliye Mahkemesi 1.Hukuk Dairesince davanın tümden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.” şeklinde karar verilmiştir.
Sonuç olarak mirastan çıkarmanın iptali davasında davalı olan diğer mirasçılar ve vasiyet alacaklıları mirastan çıkarma sebeplerinin varlığını ispat etmekle yükümlüdür. Davada miras bırakanın mirastan çıkarma nedeni olarak öne sürdüğü olayları ispata yarayan her türlü hukuki delil kullanılabilmektedir. İspat yükü mirastan çıkarmanın iptali davasında en kritik konulardan biri olup bu süreçten alanında uzman miras avukatından yardım almak hak kaybına uğramamak açısından büyük öneme sahiptir.
Mirasçılıktan çıkarma nasıl yapılır?
Mirastan çıkarmanın iptali davası söz konusu olduğunda mirastan çıkarmanın nasıl yapılacağı merak edilen konulardan bir diğeridir. Mirastan çıkarmanın ağır sonuçları olması nedeniyle mirastan çıkarma keyfi şekilde yapılamaz. Ancak kanunun öngördüğü usul ve şartlar sağlanarak gerçekleştirilebilir.
Türk Medeni Kanunu 510-513.maddelerinde cezai ve koruyucu mirasçılıktan çıkarma düzenlenmiştir. Düzenlemeye göre cezai mirasçılıktan çıkarma mirasçılardan birinin miras bırakana veya yakınlarına karşı ağır suç işlemesi ya da aile bağlarını zedeleyecek derecede yükümlülüklerini ihmal etmesi halinde, koruyucu mirasçılıktan çıkarma mirasçının borç ödemeden aciz belgesinin bulunması halinde mirasçının alt soyunu korumak amacıyla yapılmaktadır.
Mirastan çıkarma işlemi miras bırakacak kişinin ölüme bağlı tasarrufu ile düzenleme şeklinde vasiyetname hazırlamasıyla yapılır. Miras bırakacak kişi mirastan çıkarma nedenlerini ayrıntılı ve açık bir şekilde belirtmelidir.
Mirasçılıktan çıkarmanın iptali davasında görevli ve yetkili mahkeme
Mirasçılıktan çıkarmanın iptali davasının nerede ve hangi mahkemede açılacağının doğru belirlenmesi dava sürecinde kritik öneme sahiptir. Mirasçılıktan çıkarmanın iptali davasında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemeleridir. Yetkili mahkeme ise miras bırakan kişinin son yerleşim yerindeki mahkemedir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 15.02.2021 tarih 2017/2506 esas 2021/924 sayılı kararı
”Mirastan çıkarma sebebinin varlığını ispat etmek; çıkarmadan yararlanan mirasçıya ya da vasiyet alacaklısına düşer (TMK m. 512). Çıkarmaya itiraz davasını, çıkarılan mirasçı açar. Çıkarmaya itiraz davası, miras bırakanın kanuni mirasçılarına ve çıkarılanın varsa altsoyuna karşı açılır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 2. maddesi uyarınca, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir. Görev, kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması zorunludur.” şeklinde karar verilmiştir.
Mirasçılıktan çıkarmanın iptali davasında hak düşürücü süre
Mirasçılıktan çıkarmanın iptali davasında hak düşürücü süreler kritik önem taşımaktadır. Hak düşürücü sürelere uyulmaması davanın esastan reddedilmesine neden olacaktır. Mirastan çıkarmanın iptali davası ölüme bağlı tasarrufların iptaliyle aynı hak düşürücü sürelere tabi olup bu süreler Türk Medeni Kanunu’nun 559.maddesinde düzenlenmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 559.maddesinde ”İptal davası açma hakkı, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın geçmesi tarihinin üzerinden, iyiniyetli davalılara karşı on yıl, iyiniyetli olmayan davalılara karşı yirmi yıl geçmekle düşer. Hükümsüzlük, defi yoluyla her zaman ileri sürülebilir.” şeklinde düzenlenmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 15.05.2025 tarih 2024/4654 esas 2025/2660 sayılı kararında
Uyuşmazlık; ehliyetsizlik, şekil noksanlığı ve mirasçılıktan çıkarma nedenlerinin bulunmadığı sebeplerine dayalı olarak açılan vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince; 07.03.2017 tarihli dilekçeyle davacının vasiyetnameyi öğrendiği kabul edilerek davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine yönelik hüküm kurulmuş ise de, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu uyarınca vasiyetnamenin açılıp okunarak vasiyetnamenin tamamından haberdar olunmasıyla öğrenme süresi başlayacağı için 07.03.2017 tarihli dilekçe kapsamının “öğrenme” olarak kabul edilip süre yönünden davanın reddedilmesi doğru değildir. Vasiyetnamenin açılması davasının kesinleştiği tarih itibariyle eldeki dava hak düşürücü süre içerisinde açılmış olup işin esasının incelenmesi gerekmektedir” şeklinde karar verilmiştir.
Sonuç olarak mirastan çıkarmanın iptali davasında hak düşürücü süre iptal sebebinin öğrenilme veya vasiyetnamenin açılma tarihinden itibaren bir yıl ve her halde on yıldır.
Mirasçılıktan çıkarmanın iptalinin sonuçları
Mirasçılıktan çıkarmanın iptali davasının sonucunda mirastan men edilen kişinin sadece saklı payına mı yoksa mirastan hiç çıkarılmamış gibi diğer mirasçılarla aynı miras payına hak kazanacağı konusunda hem davayı açan hem de davalılar açısından kafa karışıklığı bulunmaktadır. Mirastan çıkarmanın iptali davasının sonucu mirastan men edilen davacının hangi nedene dayanarak itiraz ettiğine ve mahkemenin vereceği karara göre değişiklik gösterecektir.
Mirastan men edilen kişi vasiyetnamenin şekil şartlarına aykırı olduğunu, miras bırakanın iradesini sakatlayan hallerin varlığını veya miras bırakanın açık yanılgısı olduğu iddia edilip ispatlanırsa mahkeme vasiyetnameye dayalı çıkarma işleminin geçersiz olduğuna karar verir. Bu durumda mirastan men edilen kişi mirastan hiç çıkarılmamış gibi miras payını alır.
Mirastan çıkarma işleminde çıkarma sebepleri hiç gösterilmemişse veya mirastan men edilen kişi çıkarma nedeni olarak öne sürülen olayların mevcut olmadığına iddia etmiş davalılar çıkarma sebeplerini ispat edememişse miras bırakanın tasarrufu mirastan men edilen kişinin saklı payı dışında yerine getirilir. Yani mirastan men edilen kişi saklı payına hak kazanır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 22.02.2018 tarihli 2017/17228 esas 2018/1512 sayılı kararında
”TMK.nun 512.maddesinde, “Mirasçılıktan çıkarma, mirasbırakan ancak buna ilişkin tasarrufunda çıkarma sebebini belirtmişse geçerlidir. Mirasçılıktan çıkarılan kimse itiraz ederse, belirtilen sebebin varlığını ispat, çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına düşer.
Davada, 14/07/2009 tarihli vasiyetnamede ıskat sebebi yazılmasına rağmen delillere göre yasada aranan ıskat sebeplerinin gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Aynı şekilde mirasçılıktan çıkarma haricinde vasiyetname bölümü yönünden de davacı iptal sebeplerini ispatlayamamıştır.
Sebebin varlığı ispat edilememiş veya çıkarma sebebi tasarrufta belirtilmemişse tasarruf, mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir; ancak, mirasbırakan bu tasarrufu çıkarma sebebi hakkında düştüğü açık bir yanılma yüzünden yapmışsa, çıkarma geçersiz olur.” hükmü getirilmiştir. Davalılar, mirastan ıskat sebebini ispat edemediğinden TMK’nun 512/3. maddesi gereğince mirastan ıskatın miras bırakanın tasarruf nisabı oranında geçerli olması gerekir. Başka bir ifadeyle tasarruf nisabı sınırları içerisinde geçerli olmak üzere vasiyetnamenin ıskatına ilişkin bölümün hükümsüzlüğüne karar verilerek davacının saklı payını talep edebileceği ve davaya tenkis davası olarak devam edileceği düşünülmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.” şeklinde karar verilmiştir.
Özetle mirasçılıktan çıkarmanın iptali davasının sonuçları mirastan men edilen kişinin davada öne sürdüğü itirazlara göre değişiklik gösterecektir. Mirasçılıktan çıkarmanın iptali davası mirastan çıkarma sebeplerinin gösterilmemesi veya gösterilmiş olsa da ispatlanamaması halinde mirastan men edilen kişi saklı payını alabilecek, vasiyetnamenin iptaline veya miras bırakanın açık yanılgısının ispatlanması halinde ise mirastan hiç çıkarılmamış gibi sonuçlanacaktır.
Mirasçılıktan çıkarılan saklı payını kaybeder mi?
Mirasçılıktan çıkarma sonucunda mirastan men edilen kişi saklı paylı mirasçı ise kanunla koruma altına alınan saklı payını talep edip edemeyeceği merak edilen konuların başında gelmektedir. Saklı paylı mirasçılar Türk Medeni Kanununun 506.maddesinde altsoy, anne ve baba, sağ kalan eş olarak düzenlenmiştir.
Saklı paylı mirasçıların mirastan çıkarılması durumunda eğer mirastan çıkarma işlemi kanunda öngörülen şartları taşıyorsa mirastan saklı paylarını da talep edemezler. Bu durum Türk Medeni Kanununun 511.maddesinde ” Mirasçılıktan çıkarılan kimse, mirastan pay alamayacağı gibi; tenkis davası da açamaz.
Mirasbırakan başka türlü tasarrufta bulunmuş olmadıkça, mirasçılıktan çıkarılan kimsenin miras payı, o kimse mirasbırakandan önce ölmüş gibi, mirasçılıktan çıkarılanın varsa altsoyuna, yoksa mirasbırakanın yasal mirasçılarına kalır.
Mirasçılıktan çıkarılan kimsenin altsoyu, o kimse mirasbırakandan önce ölmüş gibi saklı payını isteyebilir.” şeklinde düzenlenmiştir.
Sonuç olarak mirasçılıktan çıkarılan kişi tenkis davası açamaz, saklı payını talep edemez. Ancak saklı paylı mirasçı mirastan çıkarma işleminin hukuka aykırı olduğu düşünüyorsa mirasçılıktan çıkarmanın iptali davası açarak saklı payını talep edebilecektir.
Mirastan çıkarmanın iptali davası yargıtay kararları
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 02.03.2015 tarih 2015/2911esas 2015/2239 sayılı kararında
”Mirasçılıktan çıkarma, mirasbırakan ancak buna ilişkin tasarrufunda çıkarma sebebini belirtmişse geçerlidir. Mirasçılıktan çıkarılan kimse itiraz ederse belirtilen sebebin varlığını ispat, çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına düşer. Sebebin varlığı ispat edilememiş veya çıkarma sebebi tasarrufta belirtilmemişse tasarruf mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir; ancak mirasbırakan bu tasarrufu çıkarma sebebi hakkında düştüğü açık bir yanılma yüzünden yapmışsa, çıkarma geçersiz olur. (TMK m. 512) Bu halde mirasçının hissesi saklı payına indirilir. Mirasçılıktan çıkarmanın iptali kademelidir. Öncelikle mirasbırakanın apaçık yanılıp yanılmadığı araştırılır. Eğer bu hal yoksa davalı mirasçılıktan çıkarma sebebini ispat edememişse davacının alacağının belirlenmesi için davaya tenkis davası gibi devam edilmesi gerekir.
Mirasçılıktan çıkarmayı gerektiren haller, Türk Medeni Kanununun 510. maddesinde iki bent halinde gösterilmiştir. Buna göre, mirasçı, mirasbırakana veya mirasbırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse ya da mirasbırakana veya mirasbırakanın ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemişse, mirasbırakan ölüme bağlı tasarrufla saklı paylı mirasçısını mirasçılıktan çıkarabilir.
Muris, evlatlıkları olan davacıların hastalığında ve sağlığında kendisini arayıp sormadıklarını, hiç bir geliri olmadığı halde kendisine maddi destek sağlamadıklarını, …’ın kendisinden para ve mallarının devrini istediği, kabul etmemesi nedeniyle tartaklayarak ve hakaretlerde bulunarak evden kovduğu, evden kovulduktan sonra diğer evlatlığı …’in evine gittiğini, evlatlığının eşinin de “gebermedin gitti, ölde kurtulalım senden koca karı, mallarını bize vermessen sana kimse bakmayacak” diyerek evinden kovduğunu belirterek bu davranışlarını mirascılıktan çıkarma sebebi olarak göstermiştir.
Dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, beyanları hükme esas alınan tanıkların mirasçılıktan çıkarmadan faydalanan davalı …’ın kayınvalidesi ve kayınpederi olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca bir kısım tanıkların muristen duyduklarını anlatması davacıların mirasçılıktan doğan yükümlülüklerini ihlal ettiği anlamına gelmez. Tanıklardan …, … ve … murisin hasta olduğu dönemde murise baktıklarını ve ücretlerini davacılardan aldıklarını beyan etmişler, yine tanıklar …, …, …, … davacıların murise kötü davranışlarına şahit olmadıklarını, hastalığının son dönemlerinde davacı …ın murisi kemoterapiye götürdüğünü beyan etmişlerdir. Mirasçılıktan çıkarılan kimse itiraz ederse belirtilen sebebin varlığını ispat, çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına düşer. Ancak, dinlenen tanık beyanlarına göre mirasçılıktan çıkarılma sebebi davalı tarafından kanıtlanamamıştır. Bu açıklamalar karşısında davacının murisine karşı tutumunun, aile hukukundan doğan yükümlülüğün önemli ölçüde ihlali olarak kabulüne olanak yoktur.” şeklinde karar verilmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 05.02.2024 tarih 2022/7255 esas 2024/560 sayılı kararı
”Davacı mirasbırakanı …’ın düzenlediği Ankara 58. Noterliği 12.09.2017 tarih ve 15720 yevmiye numaralı vasiyetnamesi ile aynı noterlikçe düzenlenen 12.09.2017 tarih ve 1521 yevmiye numaralı vasiyetnamelerin iptalini talep etmiş ve husumeti davalı Natia’ya yöneltmiştir. Dava konusu edilen vasiyetnamelerin içeriğine gelince Ankara 58. Noterliği 12.09.2017 tarih ve 15720 yevmiye numaralı vasiyetnamede mirasbırakan davacı oğlunu mirasçılıktan çıkarmış, Ankara 58. Noterliği 12.09.2017 tarih ve 15721 yevmiye numaralı vasiyetnamesinde ise davalı Natia’ya mal vasiyetinde bulunmuştur. Bu haliyle vasiyetnamelerin ayrı ayrı değerlendirilmesi lazım gelecektir.
Ankara 58. Noterliği 12.09.2017 tarih ve 15720 yevmiye numaralı vasiyetnamede davacı mirasçılıktan çıkarıldığından bu vasiyetnamede belirtilen murisin çıkarma kararı iptal edilmeden, davacı mirasçı sıfatı ile Ankara 58. Noterliği 12.09.2017 tarih ve 15721 yevmiye numaralı davalı lehine mal vasiyeti içerikli vasiyetnamenin iptalini talep edemeyecektir.
Diğer yandan yukarıda açıklanan yasal hükümler doğrultusunda mirasçılıktan çıkarmanın iptaline yönelik davada husumetin çıkarmadan yararlanan altsoya yöneltilmesi zorunludur. Nitekim, UYAP üzerinden yapılan incelemede mirasçılıktan çıkarılan davacının altsoyunun bulunduğu, 4721 sayılı Kanun’un 511 inci maddesi ikinci fıkrasına göre çıkarmadan altsoyun yararlanacağı açıktır. Bu itibarla, davacının altsoyuna karşı husumet yöneltmesi için davacı tarafa süre verilerek taraf teşkilinin sağlanması suretiyle bir karar verilmesi gerekirken eksik taraf teşkili ile karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.” şeklinde karar verilmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 07.11.2019 tarih 2019/805 esas 2019/7396 sayılı kararı
”Somut olaya gelince, mirasçılıktan çıkarma tasarrufu nedeniyle mirasçılıktan çıkarılan kimse mirasbırakandan önce ölmüş gibi kabul edilerek miras payı, mirasçılıktan çıkartılanın altsoyuna verilir. Mirasbırakan, çıkarma ile yetinmeyip mirastan çıkarılan …’nun altsoyunun mirasçılık payı üzerinde tasarrufta bulunduğundan çıkarılanın altsoyu saklı payını isteyebilir. Mirasçılıktan çıkartılanın mirasçılık belgesinde gösterilmesi ancak çıkarma nedeni ile miras payının kime kalacağının da belirtilmesi gerekmektedir. Bunun yanında, mirasçıların hak ehliyetinin de araştırılması gerekir.
O halde, mirasçılık belgesinin iptali üzerine yeniden verilecek mirasçılık belgesinde irs ilişkisinin kesilmemesi amacı ile çıkartılan …’nun mirasçı olarak gösterilmesi, çıkarma nedeni ile miras payının kime kalacağının payları da gösterilmek sureti ile belirtilmesi, çıkarılanın altsoyundan yabancı uyrukluların hak eliyetinin belirlenebilmesi amacıyla mirasbırakanın ölüm tarihi itibari ile Avusturya ile ülkemiz arasında taşınmazlar yönünden karşılıklılık bulunup bulunmadığının araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup hükmün bozulması gerekmiştir.” şeklinde karar verilmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 31.03.2015 tarih 2015/5400 esas 2015/3549 sayılı kararı
”Ölüme bağlı tasarrufta mirastan çıkarma sebebi gösterilmişse ıskat geçerlidir. Mirastan çıkarma sebebinin varlığını ispat etmek çıkarmadan yararlanan mirasçıya ait bulunmaktadır. TMK’nın 512/3. maddesinde “Sebebin varlığı ispat edilememiş veya çıkarma sebebi tasarrufta belirtilmemişse tasarruf, mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir; ancak, mirasbırakan bu tasarrufu çıkarma sebebi hakkında düştüğü açık bir yanılma yüzünden yapmışsa, çıkarma geçersiz olur” düzenlemesine yer verilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından, mirasçılıktan çıkarma (ıskat) sebeplerinin varlığı, davalılar (ıskattan yararlananlar) tarafından kanıtlanamamıştır. Bu durumda mahkemece, TMK’nın 512/3. maddesi uyarınca mirasçılıktan çıkarmaya yönelik ölüme bağlı tasarrufun, davacı mirasçının saklı payları dışında (mirasbırakanın tasarruf nisabı oranında) yerine getirileceği, başka bir ifade ile davacının saklı payını isteyebileceği düşünülmeden vasiyetnamenin tümden iptaline karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.” şeklinde karar verilmiştir.
Sıkça Sorulan Sorular
Mirastan çıkarılan bir mirasçı tenkis davası açabilir mi?
Mirasçılıktan çıkarılan mirasçı tenkis davası açamaz ancak mirastan çıkarma nedenlerinin gösterilmemiş olması veya itirazı sonucunda mirastan çıkarma nedenlerinin diğer mirasçılar tarafından ispat edilememesi halinde davaya tenkis davası olarak devam edilir.

