Skip to main content

Mal Rejimi Değişikliği Nasıl Yapılır?

Mal Rejimi Değişikliği Nasıl Yapılır?

Evlilik birliği içerisinde tarafların malvarlıklarının yönetimi ve paylaşımı tabi oldukları mal rejimine göre yapılmaktadır. Eşler farklı bir mal rejimini tercih etmedikleri sürece yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimine tabidirler. Ancak eşler evliliğin öncesinde kanunda düzenlenmiş mal rejimlerinden birini tercih edebilecekleri gibi evlilik devamı sırasında anlaşarak veya belirli şartların varlığında dava yoluyla mal rejimi değişikliği yapabilirler. Yazımızda mal rejimi değişikliği nasıl yapılır sorusuna yanıt verirken ayrıca mal rejimi değişikliğinin geçmişe etkisi, mal rejimi sözleşmesi, mal rejimi değişikliği davası ve konuyla ilgili yargıtay kararlarını sunmayı hedefliyoruz.

Mal rejimi değişikliği nasıl yapılır?

Mal rejimi değişikliği eşlerin evlilik süreci veya öncesinde ekonomik ilişkilerini düzenlemeleri açısından önemli bir hukuki işlem niteliği taşımaktadır. Taraflar evlilik öncesinde ortak karar vererek kanunda düzenlenmiş mal rejimlerinden birini seçebilecekleri gibi evlilik sürecinde de mal rejimi sözleşmesiyle kanunda belirlenen başka bir mal rejimi seçebileceklerdir. Taraflardan biri mal rejimi değişikliğini istemezse değişiklik isteyen eş haklı nedenlerin varlığında mahkemeden mal ayrılığına geçilmesini talep edebilir.

Türk Medeni Kanunu’nun 202.maddesinde ”Eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması asıldır. Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kanunda belirlenen diğer rejimlerden birini kabul edebilirler.” şeklinde düzenleme yapılmıştır. Eşler evlilik öncesinde veya sırasında kanunda düzenlenmiş mal rejimlerinde birini tercih etmedikleri sürece edinilmiş mallara katılma rejimine tabidirler. Ancak taraflar birlikte evlilik öncesi veya sırasında mal rejimi sözleşmesi ile mal ayrılığı, mal ortaklığı veya paylaşmalı mal ayrılığı rejimlerini seçebileceklerdir.

Evlilikte tarafların ortak karar vererek mal rejimi değişikliği yapmaları mümkün değilse bazı haklı nedenlerin ve hakimin takdir yetkisi kapsamında eşlerden biri mal ayrılığına geçmek için dava açabilmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun 206.maddesinde haklı bir sebebin bulunması halinde hakim, eşlerden birinin istemi üzerine, mevcut mal rejiminin mal ayrılığına dönüşmesine karar verebileceği düzenlenmiştir

Sonuç mal rejimi değişikliği evlilik öncesi veya sırasında tarafların birlikte karar vererek yapacakları mal rejimi sözleşmesiyle değiştirilebileceği gibi eşlerden birinin haklı nedenlerin varlığında dava açarak mal ayrılığına geçilmesini talep etmesiyle yapılabilecektir. Mal rejimi değişikliğinin sonuçlarının doğru değerlendirilmesi ve ileride ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklar önlenmesi açısından alanında uzman avukattan hukuki yardım alınması kritik öneme sahiptir.

Mal rejimi sözleşmesi

Mal rejimi sözleşmesi evlilik öncesinde evlilik sürecinde tabi olacakları mal rejimini belirlemek veya evlilik sürecinde tabi oldukları mal rejimini değiştirerek kanunda düzenlenmiş başka bir mal rejimine geçmeleri için yapılacak sözleşmedir. Mal rejimi sözleşmesinin şekli ve içeriğinin kanunda öngörülen şekilde düzenlenmesi ileride ortaya çıkabilecek hukuki uyuşmazlıkları engellemek için önemlidir.

Türk Medeni Kanunu’nun 203.maddesinde ‘‘Mal rejimi sözleşmesi, evlenmeden önce veya sonra yapılabilir. Taraflar istedikleri mal rejimini ancak kanunda yazılı sınırlar içinde seçebilir, kaldırabilir veya değiştirebilirler.” şeklinde düzenleme yapılmıştır. İlgili düzenlemeden açıkça anlaşılacağı üzere mal rejiminin sözleşmesinin içeriği tarafların serbest iradeleriyle belirlenememekte ancak kanunda belirlenen sınırlar kapsamında düzenlenebilmektedir.

Mal rejimi sözleşmesinin şekli Türk Medeni Kanunu’nun 205. maddesinde ”Mal rejimi sözleşmesi, noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılır. Ancak, taraflar evlenme başvurusu sırasında hangi mal rejimini seçtiklerini yazılı olarak da bildirebilirler. Mal rejimi sözleşmesinin taraflarca ve gerektiğinde yasal temsilcilerince imzalanması zorunludur” şeklinde düzenlenmiştir. Noterde yapılmayan mal rejimi sözleşmesi şekil şartını taşımadığından geçerli bir sözleşmenin sonuçlarını oluşturmaz.

Taraflar mal rejimi sözleşmesi yaptıktan daha sonra yeni bir mal rejimi sözleşmesi yaparak önceki veya kanunda düzenlenmiş başka bir mal rejimini seçebilirler. Bu durum Türk Medeni Kanunu’nun 208.maddesinde ”Eşler, her zaman yeni bir mal rejimi sözleşmesiyle önceki veya başka bir mal rejimini kabul edebilirler. Mal ayrılığına geçişi gerektiren sebebin ortadan kalkması halinde hakim, eşlerden birinin istemi üzerine eski mal rejimine dönülmesine karar verebilir.” şeklinde düzenlenmiştir.

Sonuç olarak mal rejimi sözleşmesi evlilik öncesinde tarafların evlenme başvurusu sırasında hangi mal rejimini seçtiklerini yazılı olarak beyan etmeleri veya evlilik sürecinde tabi oldukları mal rejimini değiştirmek istedikleri durumda noterde kanunda düzenlenmiş başka bir mal rejimini tercih etmeleri nedeniyle yapılmaktadır. Mal rejimi sözleşmesinin içeriğinin kanunda yazılı sınırlar oluşturup taraflar serbestçe sözleşmenin içeriğini düzenleyemezler.

Mal rejiminin değiştirilmesi davası

Mal rejiminin değiştirilmesi davası taraflardan birinin evlilikte edinilen mallara kendi iradesi veya iradesi dışında gerçekleşen nedenlerden dolayı zarar vermesi veya verecek olması nedeniyle zarar gören veya görebilecek eşin açacağı dava türüdür. Haklı nedenlerin varlığı halinde eşlerden birinin istemi üzerine mevcut mal rejiminin mal ayrılığına dönüştürülmesine karar verilebilir.

Türk Medeni Kanunu’nun 206.maddesinde haklı bir sebep varsa hakimin eşlerden birinin istemi üzerine, mevcut mal rejiminin mal ayrılığına dönüşmesine karar verebileceği düzenlenmiştir. Ayrıca özellikle istemde bulunmak için haklı nedenler düzenlenmiş olup düzenlemede ”diğer eşe ait malvarlığının borca batık veya ortaklıktaki payının haczedilmiş olması, istemde bulunanın veya ortaklığın menfaatlerini tehlikeye düşürmüş olması, diğer eşin ortaklığın malları üzerinde bir tasarruf işleminin yapılması için gereken rızasını haklı bir sebep olmadan esirgemesi, diğer eşin istemde bulunan eşe malvarlığı, geliri, borçları veya ortaklık malları hakkında bilgi vermekten kaçınması, diğer eşin sürekli olarak ayırt etme gücünden yoksun olması” nedenleri sınırlı olarak sayılmamış hakime takdir yetkisi tanınmıştır. Mahkeme mevcut durumun koşullarına göre tarafların mali çıkarları, ileride ortaya çıkabilecek hak kayıplarını değerlendirerek karar verecektir. Talepte bulunan eş mal rejiminin değişikliğinin neden gerektiğini delillerle mahkemeye ispatlamalıdır.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 09.03.2021 tarih 2020/1407 esas 2021/2097 sayılı kararı

Evlilik birliği devam ederken mali yönlerden sorunlar yaşanması, malvarlıkları hususunda anlaşmazlıklar çıkması hem doğrudan eşleri hem de eşlerin alacaklısı konumunda olan üçüncü kişileri etkileyebilmektedir. Aile kurumu toplumun temel yapı taşı olup, birliğin devamlılığı ve korunmasının önemi açısından yaşanacak mali sıkıntılar, haciz, iflas vb. durumlarda uygulanmak ve eşlerin veya alacaklıların mevcut mal rejiminden zarar görmelerini önlemek amacıyla Türk Medeni Kanunu olağanüstü mal rejimi kurumunu benimsemiştir.

TMK’nin 206. maddesinde belirtilmiş olan haklı nedenlerin bulunması durumunda eşlerden birinin istemi üzerine hakim, mevcut mal rejiminin mal ayrılığına dönüşmesine karar verebilir. Maddede, haklı nedenler tahdidi olarak sayılmamış bunun yerine örnekleme yoluyla gösterilmesi tercih edilmiştir. Eşlerden birinin iradi olarak veya irade dışı nedenlerle evlilik birliğinde edinilen malvarlıklarına esaslı zarar vermeleri ya da verme olasılıklarının yüksek bulunduğu durumlarda olağanüstü mal rejimine geçişe karar verilmelidir. Hakime, geniş takdir yetkisinin tanınması bakımından, haklı nedenlerin varlığında bağlayıcı nitelikte sınırlama yapılmamış olması isabetli olmuştur. Mahkemece, her somut olay kendi koşulları içinde değerlendirilerek ve eşlerin mali çıkarları gözetilerek, mevcut mal rejiminin mal ayrılığı rejimine dönüşüm talebi hakkında olumlu veya olumsuz karar verilmelidir. Evlilik malları üzerinde telafisi güç ve ciddi hak kaybına neden olacak hususlar mal ayrılığı rejimine geçiş talebinin kabulü için önemlidir.

Yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde somut uyuşmazlık incelendiğinde; mahkemece bozma ilamı doğrultusunda davacı tarafın TMK’nin 206. maddesine yönelik isteğine delil olarak dayandığı tanıkları dinlenmiştir. Tanık beyanlarının içeriğinden bilgi ve görgülerinin dava konusu arsa üzerindeki inşaatın yapımına yönelik olduğu, TMK’nin 206. maddesine dayalı somut bilgi görgülerinin ise bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacı, olağanüstü mal rejimine geçiş için aranan haklı sebebin varlığını ispatlayamamıştır. Gerek TMK’nin 206. maddesinde örnekleme yoluyla sayılan nedenler gözetildiğinde gerek bu kurumun düzenleniş amacı düşünüldüğünde eşlerin ayrı yerlerde ikamet etmelerinin tek başına olağanüstü mal rejimine geçiş için yeterli olamayacağının kabulü gerekir.” şeklinde karar verilmiştir.

Sonuç olarak mal rejiminin değiştirilmesi davası eşlerden birinin diğer tarafın ekonomik açıdan evlilik birliğindeki mal varlığına zarar vermesi veya ileride zarar oluşturabilecek davranışlarda bulunması durumunda haklı nedenlerin varlığında zarar görecek eşin dava açarak mevcut mal rejiminin mal ayrılığına geçilmesi için açacağı davadır. Bu davada eşin mal rejimi değişikliğinin neden zorunlu olduğunu ispatlaması gerekmektedir.

Mal rejiminin değiştirilmesi davasında haklı nedenler

Evlilikte mal rejimi değişikliği eşlerin birlikte mal rejimi sözleşmesi yapması yoluyla her zaman gerçekleştirilebilir. Ancak eşler bu konuda anlaşamazlarsa eşlerden biri belirli şartların varlığında mahkemeden mal ayrılığına geçilmesini talep edebilecektir. Eşlerden birinin istemi üzerine açılacak mal rejiminin değiştirilmesi davasında haklı nedenler kanunda sınırlı sayıda sayılmamış olup mevcut durumun şartlarına göre hakimin takdirindedir.

Türk Medeni Kanunu’nun 206.maddesine göre mal rejiminin değiştirilmesi davasında haklı nedenler:

  • Diğer eşe ait malvarlığının borca batık veya ortaklıktaki payının haczedilmiş olması,
  • Diğer eşin, istemde bulunanın veya ortaklığın menfaatlerini tehlikeye düşürmüş olması,
  • Diğer eşin, ortaklığın malları üzerinde bir tasarruf işleminin yapılması için gereken rızasını haklı bir sebep olmadan esirgemesi,
  • Diğer eşin, istemde bulunan eşe malvarlığı, geliri, borçları veya ortaklık malları hakkında bilgi vermekten kaçınması,
  • Diğer eşin sürekli olarak ayırt etme gücünden yoksun olması.

İlgili Makale: Eşten Habersiz Satılan Ev Geri Alınabilir Mi?

Mal rejiminin değiştirilmesi davası görevli ve yetkili mahkeme

Mal rejiminin değiştirilmesi davası sürecine girecek kişiler açısında davanın nerede ve hangi mahkemede açılacağı sıklıkla merak edilen konulardan bir diğeridir. Görevli ve yetkili mahkemenin doğru belirlenmesi dava süreci açısından kritik öneme sahiptir.

Mal rejiminin değiştirilmesi davasında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde asliye hukuk mahkemeleri aile mahkemesi sıfatıyla görevlidir. Mal rejiminin değiştirilmesi davasında yetkili mahkeme Türk Medeni Kanunu’nun 207. Maddesine göre eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesidir.

Mal ayrılığı rejimi geriye yürür mü?

Taraflar tabi oldukları mal rejimi yerine başka bir mal rejimine geçmek istediklerinde değişiklik yapılmadan önceki mal varlığının ne şekilde paylaşılacağını sıklıkla merak etmektedir. Bu noktada değiştirilen mal rejiminin geçmişe yönelik bir etkisinin olup olmayacağı uygulamada sıklıkla karşılaştığımız konulardan biridir.

Eşlerden birinin istemi üzerine mahkeme kararıyla mal ayrılığı rejimine geçilmesi durumunda mahkeme kararının geriye olan etkisi sıklıkla merak edilmektedir. Bu duruma ilişkin Türk Medeni Kanunu’nun 212.maddesinde ”Mal ayrılığına geçildiği takdirde, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, eşler arasında önceki mal rejiminin tasfiyesi, bu rejime ilişkin hükümlere göre yapılır.” şeklinde düzenleme yapılmıştır. Yani mal ayrılığına geçilmeden önceki rejimin tasfiyesi kendi tabi olduğu hükümlere göre yapılacaktır.

Taraflar mal rejimi sözleşmesi yaparak tabi oldukları mal rejimini değiştirmek istediklerinde seçecekleri mal rejiminin başlangıcını evlenme tarihinden itibaren geçerli olmak üzere belirleyemezler. Taraflar evlilik öncesinde kanunda düzenlenmiş mal rejimi türlerinden birini seçmemişlerse edinilmiş mallara katılma rejimi tabi olacaklardır. Taraflar daha sonra evlilik sürecinde edinilmiş mallara katılma rejimi dışındaki diğer mal rejimlerinin seçilmesine ilişkin mal rejimi sözleşmesi yapmışlarsa geçmişe yönelik sonuç oluşturmayacak yapıldığı tarihten sonraki dönem için sonuç oluşturur.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 30.05.2017 tarih 2016/13151esas 2017/7920 sayılı kararı

”4722 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’un 10/1 maddesinde; Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihten önce evlenmiş olan eşler arasında bu tarihe kadar tabi oldukları mal rejimi aynen devam eder. Eşler, Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde başka bir rejimi seçmedikleri takdirde 01.01.2002 tarihinden geçerli olmak üzere yasal mal rejimini seçmiş sayılırlar. Yasa’nın emredici bu hükmü uyarınca ve aynı Kanun’un 10/3. maddesine göre eşler, ancak yukarıda öngörülen bir yıllık süre içerisinde yapılmış bir mal rejimi sözleşmesiyle yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminin evlenme tarihinden itibaren geçerli olacağını kabul edebilirler.

Söz konusu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde; eşlerin geçmişe etkili olarak mal ortaklığı rejimini seçemeyecekleri açıktır. Eş anlatımla, taraflar geçmişe etkili bir biçimde edinilmiş mallara katılma rejimi dışında Kanunun tanıdığı başka seçimlik bir mal rejimini (mal ortaklığı, mal ayrılığı ya da paylaşmalı mal ayrılığı rejimlerinden birini) evlenme tarihinden itibaren geçerli olmak üzere seçemez ve belirleyemezler. Dolayısıyla, böyle bir seçim hükümsüz olup, kamu düzenine ilişkin bu yasal sınırlama sözleşme serbestisi kurallarına dayanılarak aşılamaz. Edinilmiş mallara katılma rejimi dışındaki diğer mal rejimlerinin benimsenmesine ilişkin sonradan yapılan sözleşmeler; ancak ileriye etkili olarak geçerli olur ve yapıldığı tarihten sonraki dönem için sonuç doğurur.” şeklinde karar verilmiştir.

Mal rejiminin değiştirilmesi davası yargıtay kararları

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 16.06.2011 tarih 2010/6262 esas 2011/3497 sayılı kararı

”4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 202 maddesinin 2. fıkrasında; “Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kanunda belirlenen diğer rejimlerden birini kabul edebilirler” denilmiştir. Madde hükmünden de açıkça anlaşıldığı üzere, eşler ancak seçimlik mal rejimlerinden olan “mal ayrılığını veya paylaşmalı mal ayrılığını ya da mal ortaklığını seçebilirler. Bunlardan birini seçmedikleri takdirde, kanun gereği edinilmiş mallara katılma rejimi eşler arasında yasal mal rejimi olarak geçerli olacaktır. Yani TMK.nun 202/2 fıkrası ile eşlerin yasal mal rejiminden seçimlik mal rejimine ya da seçimlik mal rejimden yasal mal rejimine dönmeyi sağlayan mal rejimi sözleşmesini yapabilme olanağına sahiptirler.

TMK.nun 203. maddesinde ise; “mal rejimi sözleşmesi, evlenmeden önce veya sonra yapılabilir. Taraflar istedikleri mal rejimini, ancak kanunda yazılı sınırlar içinde seçebilir, kaldırılabilir veya değiştirilebilir.” hüküne yer verilmiştir. Doktrinde; 4721 sayılı TMK.nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden sonra yapılan evliliklerde, eşlerin sonradan yapacakları bir mal rejimi sözleşmesi ile geçmiş etkili düzenleme getirmelerine yasal bir engel olmadığı ileri sürülmüş ve TMK.nun 203 meddesinde “…. kanunda yazılı sınırlar içinde …” kavramınında buna engel oluşturmadığı görüşü belirtilmiş ise de, sözü edilen 203. maddedeki kavramın buna yasal bir engel oluşturduğu konusunda duraksamamak gerekir. Çünkü aile hukukunda; tam ve sınırsız bir sözleşme serbestisi kabul edilmemiş, tam aksine özgür iradeye dayalı sözleşme serbestisinin sınırlı olarak kabul edildiği ve kullanıldığı görülmektedir. Bu konuda en büyük yasal engel de, 4722 sayılı Kanunun 10/3. fıkrası olmaktadır. Bu nedenle, taraflar arasında yapılan mal ortaklığı sözleşmesinin geçmişe etkili olarak uygulanması olanağı bulunmamaktadır.

Sonuç olarak; dava konusu taşınmaz evlilik birliği içinde 26.11.1999 tarihinde edinilerek davalı eş adına kayıtlandığına ve bu dönem 743 sayılı TKM.nin 170. maddesine göre eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu döneme ilişkin bulunduğuna göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın Borçlar Kanununun genel hükümlerine göre çözüme kavuşturulması gerekirken; mahkemece dava konusu taşınmazın edinildiği döneme ilişkin olarak yok hükmünde bulunan sözleşmeye dayanılarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.” şeklinde karar verilmiştir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 05.10.2015 tarih 2014/9332 tarih 2015/17436 sayılı kararı

”Eşlerin geçmişe etkili olarak mal ayrılığı rejimini seçemeyecekleri açıktır. Eş anlatımla, taraflar geçmişe etkili bir biçimde edinilmiş mallara katılma rejimi dışında Kanunun tanıdığı başka seçimlik bir mal rejimini (mal ortaklığı, mal ayrılığı ya da paylaşmalı mal ayrılığı rejimlerinden birini) evlenme tarihinden itibaren geçerli olmak üzere seçemezler ve belirleyemezler. Dolayısıyla, böyle bir belirleme yok hükmünde olup, kamu düzenine ilişkin bu yasal sınırlama sözleşme serbestisi kurallarına dayanılarak aşılamaz. Edinilmiş mallara katılma rejimi dışındaki diğer mal rejimlerinin benimsenmesine ilişkin sonradan yapılan sözleşmeler ancak ileriye etkili olarak yapıldığı tarihten sonraki dönem için sonuç doğurur. Yasal gereklilik böyle iken, davacı taraf düzenleme şeklinde yapılan taraflar arasındaki mal ayrılığı rejimi seçimi sözleşmesinin korkutma (TBK. m.37 vd.) altında imzalandığından geçersiz olduğunu ileri sürdüğü halde, Mahkemece gösterilen deliller 6100 sayılı HMK’nun 203/1-ç maddesi kapsamında incelenip, bu yönde bir değerlendirme yapılmadan, sözleşmenin geçmişe etkili olarak, evliliğin yıpıldığı tarihten itibaren geçerli olduğunun kabul edilmesi doğru olmamıştır.

Mahkemece yapılacak iş, öncelikle taraf delilleri incelenip mal ayrılığı sözleşmesinin geçerli olup olmadığı hususunda bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi; mal ayrılığı sözleşmesinin geçerli olduğuna karar verilmesi halinde, evlenme tarihinden taraflar arasında mal rejimi sözleşmesinin yapıldığı 15.09.2006 tarihine kadar edinilmiş mallara katılma rejiminin (TMK m. 218-241) geçerli olacağının benimsenip, delillerin bu çerçevede değerlendirilerek gerçekleşecek sonuca göre karar verilmesinden ibarettir.” şeklinde karar verilmiştir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 22.04.2014 tarih 2013/11089 esas 2014/7833 sayılı kararı

”Taraflar 09.07.2000 tarihinde evlenmişlerdir. 01.01.2002 tarihinden itibaren başka mal rejimi seçilmediğine göre taraflar arasında halen yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre davacının talebi eşler arasındaki yasal mal rejiminin TMK’nun 206. maddesine göre mal ayrılığına dönüştürülmesine ilişkindir. TMK’nun 206.maddesine göre haklı bir sebep varsa Hakim, eşlerden birinin istemi üzerine, mevcut mal rejiminin mal ayrılığına dönüşmesine karar verebilir. Haklı sebebin varlığına ilişkin maddede beş bent halinde sebepler sayılmış ise de bu sebepler maddede yazılı olanlarla sınırlı değildir. Dava dilekçesi ekinde sunulan davalının evlilik birliği içindeki şirket ortaklığı sebebiyle malvarlığının haczedildiğine dair icra takip belgeleri ve dosya kapsamından davalının ortaklığın menfaatini tehlikeye düşürdüğü de gözetildiğinde TMK’nun 206.maddedeki 2 ve 3.bentlerde yazılı sebeplerin somut olayda gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Bu nedenle Mahkemece taraflar arasında geçerli yasal mal rejiminin “mal ayrılığı” rejimine dönüştürme isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi doğru görülmemiştir.

Her ne kadar davalının davayı kabulü sebebiyle taraflar arasında ihtilaf olmadığı ve TMK’nun 208.maddesine göre her zaman tarafların mal rejimi sözleşmesi yapabilecekleri gerekçe gösterilmiş ise de TMK’nun 206.maddesinde yazılı koşulların oluşması durumunda davalının yargılamanın devamı sırasında davayı kabul etmesi davacı aleyhine değerlendirilemez. Diğer yandan TMK’nun 225.maddesine göre “mal ayrılığına geçilmesi” ve “başka mal rejimine geçilmesi” mal rejiminin sona erdiren ayrı sebepler olarak düzenlemiş olup, TMK’nun 206.maddesine göre mal ayrılığına geçilmesi halinde taraflar arasındaki mal rejimi dava tarihi itibarıyla, mal rejimi sözleşmesi ile başka mal rejiminin seçilmesi halinde ise noterde mal rejimi sözleşmesinin yapıldığı tarih itibarıyla sona ereceğinden, Mahkemece mal ayrılığı rejimine geçilmesine karar verilmesinde davacının hukuki yararının varlığı da açıktır. Mahkemece, davacının hukuki yararı olduğu gözardı edilerek TMK’nun 208.madde gereği her zaman mal rejimi sözleşmesi yapabileceklerinin gerekçe yapılması ve davacının seçimlik hakkının elinden alınarak, aleyhine hukuki sonuç doğuracak şekilde hüküm kurulmuş olması da doğru değildir.” şeklinde karar verilmiştir.

Mal rejimi hangi hallerde sona erer?

Evlilik birliğinde tarafların mal rejimlerinin ne zaman sona ereceği sıklıkla merak edilmektedir. Mal rejiminin sona erdiği tarih mal rejiminin tasfiyesinin istenebileceği zamanı da belirlediğinden kritik öneme sahiptir.

Mal rejiminin sona ermesi durumu Türk Medeni Kanunu’nun 225.maddesinde ” Mal rejimi, eşlerden birinin ölümü veya başka bir mal rejiminin kabulüyle sona erer. Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine veya mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hallerinde, mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer.” şeklinde düzenlenmiştir. İlgili düzenlemeden de anlaşılacağı üzere evlilikte mal rejimi sadece boşanmayla sona ermeyip, eşlerden birinin ölümü, evliliğin iptali, eşlerin anlaşarak mal rejimi değişikliği yapmaları veya eşlerden birinin istemi üzerine mal ayrılığına geçmeleri durumunda da sona erecektir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 02.10.2018 tarih 2016/9822 esas 2018/16651 sayılı kararı

”4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 225. maddesine göre; mal rejimi, eşlerden birinin ölümüyle, başka bir mal rejiminin kabulüyle, mahkemece boşanmaya, evliliğin iptaline veya mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesiyle sona erer. Yargıtay’ın ve Dairemizin sapmaksızın devam eden uygulamalarına göre, mal rejiminin tasfiyesi ile alacak hakkında bir karar verilmesi için eşler aralarındaki mal rejiminin sona ermesi gerekir. Başka bir anlatımla, şahsi hak niteliğindeki mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak hakkının dava konusu yapılabilmesi için muaccel (istenebilir) hale gelmesi gerekir, bu da mal rejiminin sona ermesi ile gerçekleşir.

Mal rejiminin sona ermesi, mal rejiminin tasfiyesiyle katkı payı, değer artış payı ve artık değere katılma alacağı davalarının görülebilirlik ön koşuludur. Somut olayda; tarafların 28.11.1999 tarihinde evlendikleri, taraflar arasında 14.03.2011 tarihinde açılan, …… 5. Aile Mahkemesi’nin 2011/45 Esas, 2011/754 Karar sayılı dava dosyasında, taraflar arasındaki edinilmiş mallara katılma rejiminin TMK’nin 206. maddesi gereğince mal ayrılığına dönüştürülmesine karar verildiği, kararın 08.02.2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. O halde, Mahkemece, taraflar arasındaki mal rejimi, mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hâlinde dava tarihinde sona erdiğinden, davanın esasına girilerek olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.” şeklinde karar verilmiştir.

Sıkça Sorulan Sorular

Mal ayrılığı sözleşmesi iptal edilir mi?

Mal ayrılığı sözleşmesi eşlerin ortak kararıyla başka bir mal rejimi seçmek istemeleri halinde iptal edilebileceği gibi eşlerden birinin istemi üzerine mahkeme mal ayrılığına geçilmesine karar vermişse mal ayrılığına geçişi gerektiren sebebin ortadan kalkması halinde hakim, eşlerden birinin istemi üzerine eski mal rejimine dönülmesine karar verebilir. İrade sakatlığı hallerinde de sözleşmenin iptali mümkündür.

Evlilikte mal rejimi değişikliği nasıl yapılır?

Evlilikte mal rejimi değişikliği eşlerin ortak karar vererek noterde kanunda düzenlenmiş mal rejimlerinden birini tercih etmek istemeleri halinde yapılabilir. Eşler bu konuda uyuşmazlık yaşıyorlarsa eşlerden biri haklı nedenlerin varlığında tek başına mahkemeden mal ayrılığına geçilmesi için talepte bulunabilecektir.

Mal ayrılığı sözleşmesi noterde yapılmak zorunda mı?

Mal ayrılığı sözleşmesi noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılır. Ancak taraflar evlenmeden önce edinilmiş mallara katılma rejimi yerine mal ayrılığı rejimini tercih edeceklerini evlenme başvurusu sırasında yazılı olarak da bildirebilirler.

Mal ayrılığı rejiminde eşlerden biri ölürse miras kime kalır?

Mal ayrılığı rejimi eşlerin miras hakkı üzerine etkisi olmayıp sağ kalan eşin edinilmiş mallara katılma rejiminde kaynaklı haklarını talep etmesinin önüne geçer.

bir yorum bırakın

Hemen Ara