Gaiplik ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya kendisinden uzun zamandan beri haber alınamayan bir kişinin gaiplik kararı verilerek gaibin hukuken ölümü ispatlanmış gibi kabul edilerek ölüme bağlı hakların kullanmasını sağlar. Yazımızda gaiplik davası nasıl açılır, gaiplik davasının şartları, gaiplik davası açabilmek için süreler, gaiplik ve ölüm karinesi arasındaki farklar, gaiplik davasını kimlerin açabileceğini, gaiplik davasında ilan sürecinin nasıl gaiplik davasında görevli ve yetkili mahkeme, gaiplik kararının sonuçları hakkında ayrıntılı bilgi vermeyi hedefliyoruz.
Gaiplik Davası Nasıl Açılır?
Gaiplik davası açmayı düşünen kişiler açısında davanın nasıl açılacağı ve sürecin nasıl ilerleyeceği sıklıkla merak edilen konulardandır. Gaiplik davasında öncelikle kanunda aranan şartların oluşup oluşmadığı ayrıntılı olarak incelendikten sonra sürece devam edilmesi hak kaybına maruz kalınmaması açısından kritik öneme sahiptir.
Gaiplik davasında öncelikle gaipliğine karar verilmesi talep edilen kişi açısından bazı süreler bulunmaktadır. Gaiplik kararının istenebilmesi için gaipliğine karar verilmesi istenen kişinin ölüm tehlikesinin üzerinden en az bir yıl veya son haber tarihinin üzerinden en az beş yıl geçmiş olması gerekir. Bu süre şartları sağlandıktan sonra davanın açılması gerekir aksi halde dava reddedilir.
Gaiplik davası çekişmesiz bir yargı işidir. Bu nedenle davanın yöneltileceği bir hasım bulunmamaktadır. Gaiplik davası açılırken hazırlanacak dava dilekçesinde gaipliğine karar verilmesi talep edilen kişinin nasıl bir ölüm tehlikesi içinde kaybolduğu veya son haber alınma tarihine ilişkin olayların ayrıntılı olarak açıklanması, süre şartlarına ilişkin şartların sağlandığının, gaip kişi için yapılan arama çalışmaları veya ilanlar, bunlara ilişkin deliller varsa ayrıntılı olarak belirtilmesi gerekmektedir. Dava dilekçesi ayrıntılı olarak hazırlandıktan sonra gerekli harç ve masraflar yatırıldıktan sonra görevli ve yetkili mahkemede dava açılır.
Gaiplik davası nasıl açılır sorusuna yanıt olarak gaipliğine karar verilmesi talep edilen kişinin ölüm tehlikesinin üzerinden en az bir yıl veya son haber tarihinin üzerinden en az beş yıl geçmiş olması durumunda hazırlanacak ayrıntılı dava dilekçesi ile görevli ve yetkili mahkemede açılır. şeklinde cevap verilebilir.Bu süreçte süre şartlarının sağlanmaması, dava dilekçesinde yapılacak usul hataları, görevli ve yetkili mahkemenin yanlış belirlenmesi davanın reddedilmesine neden olacaktır. Bu nedenle alanında uzman bir avukattan hukuki destek alınması kritik öneme sahiptir.
Gaip ve Gaiplik Nedir?
Hukukumuzda “gaip” ve “gaiplik” kavramları, günlük dilde birbirinin yerine kullanılsa da aslında farklı şeyleri ifade eder. Gaip , ölüm tehlikesi içinde kaybolmuş veya uzun süredir kendisinden haber alınamayan, ölüm olasılığı kuvvetle muhtemel görülen kişidir.
Ölüm tehlikesi içinde kaybolmuş veya uzun süredir kendisinden haber alınamamasına örnek olarak denizde açılan bir teknenin batması ve İçindeki kişilerden bazılarının cesedinin bulunamaması, ya da bir kişinin uzun süre hiçbir iletişim kanalından haber vermemesi gibi durumlar verilebilir. Gaip kişinin bu gibi durumlar nedeniyle ölümü hakkında kuvvetli şüpheler bulunuyorsa gerekli süre şartları sağlandıktan sonra dava açılmasında menfaati bulunan kişiler mahkemeye başvurarak gaiplik kararı verilmesini talep edebilirler.
Gaiplik ile Ölüm Karinesi Arasındaki Fark
Uygulamada gaiplik ve ölüm karinesi sıklıkla karıştırılan iki kavram olarak karşımıza çıkmaktadır Ancak gaiplik ve ölüm karinesi Türk Medeni Kanunu’nun farklı maddelerinde düzenlenmiş iki ayrı kavram olup uygulanmaları farklı şartlara tabi tutulmuştur.
Ölüm karinesi Türk Medeni Kanunu’nun 31.maddesinde ”Bir kimse, ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren durumlar içinde kaybolursa, cesedi bulunamamış olsa bile gerçekten ölmüş sayılır” şeklinde düzenlenmiştir. Gaiplik ise Türk Medeni Kanunu’nun 32.maddesinde ”Ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya kendisinden uzun zamandan beri haber alınamayan bir kimsenin ölümü hakkında kuvvetli olasılık varsa, hakları bu ölüme bağlı olanların başvurusu üzerine mahkeme bu kişinin gaipliğine karar verebilir.” şeklinde düzenlenmiştir.
Ölüm karinesinde kişinin ölümüne kesin gözüyle bakılmakta olup gaiplikte ise ölümüne ilişkin kuvvetli şüphe durumu vardır. Ölüm karinesinde gaiplikte düzenlenmiş olan 1 ve 5 yıllık süreler mevcut değildir. Ölüm karinesinde tespit davası veya mülki amir kararıyla kişinin ölmüş olduğu tespit edilirken gaiplik kararı verilmesi için dava açılması zorunludur.
Ölüm karinesi ve gaiplik kararının hukuki sonuçları da birbirinden farklıdır. Ölüm karinesinde ölümüne kesin gözüyle bakılan kişinin evliliği kendiliğinden son bulup eşinin herhangi bir dava açmasına gerek yoktur. Ancak gaiplik kararı verildiğinde evlilik kendiliğinden sona ermez, eşin evliliğin feshi davası açması gerekmektedir. Ölüm karinesinde kişinin mirası ölmüş gibi doğrudan mirasçıları tarafından kullanılabilir. Gaiplik kararında ise gaip kişinin mirasından mirasçılar bazı süre ve teminat karşılığında hak talep edebilirler. Ölüm karinesinde kişinin sonradan ortaya çıkarsa miras kalan malları için sebepsiz zenginleşme hükümlerince talepte bulunabilirken gaip kişinin sonradan ortaya çıkması halinde istihkak davası gündeme gelecektir.
Sonuç olarak ölüm karinesi ve gaiplik Türk Medeni Kanunu’nun farklı maddelerinde düzenlenmiş olup uygulanabilirlikleri farklı şartlara sahip olup kararı verecek merciler ve hukuki sonuçları da farklıdır. Bu nedenle bu iki kavram uygulamada sıklıkla karıştırılsa da tamamen farklı hukuki durumlardır. Somut olayda hangi hukuki süreçle devam edileceğinin ayrıntılı incelenmesi için alanında uzman bir avukattan yardım alınması büyük öneme sahiptir.
Gaiplik Kararının Yasal Dayanağı
Gaiplik Türk Medeni Kanunu’nun 32 ile 35. maddeleri arasında düzenlenmiştir. İlgili maddelerde gaiplik kavramının genel özellikleri, yargılama usulü, hangi durumlarda istemin düşmesi, gaiplik kararının sonuçları hakkında ayrıntılı düzenleme yapılmıştır.
Gaiplik kararı hakkında genel düzenleme Türk Medeni Kanunu 32.maddesinde ”Ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya kendisinden uzun zamandan beri haber alınamayan bir kimsenin ölümü hakkında kuvvetli olasılık varsa, hakları bu ölüme bağlı olanların başvurusu üzerine mahkeme bu kişinin gaipliğine karar verebilir. Yetkili mahkeme, kişinin Türkiye’deki son yerleşim yeri; eğer Türkiye’de hiç yerleşmemişse nüfus sicilinde kayıtlı olduğu yer; böyle bir kayıt da yoksa anasının veya babasının kayıtlı bulunduğu yer mahkemesidir” şeklinde düzenlenmiştir.
Gaiplik davasında yargılama usulü Türk Medeni Kanunu’nun 33.maddesinde ”Gaiplik kararının istenebilmesi için, ölüm tehlikesinin üzerinden en az bir yıl veya son haber tarihinin üzerinden en az beş yıl geçmiş olması gerekir. Mahkeme, gaipliğine karar verilecek kişi hakkında bilgisi bulunan kimseleri, belirli bir sürede bilgi vermeleri için usulüne göre yapılan ilanla çağırır. Bu süre, ilk ilanın yapıldığı günden başlayarak en az altı aydır.” şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Gaiplik talebinin düşmesi Türk Medeni Kanunu’nun 34.maddesinde ”Gaipliğine karar verilecek kişi, ilan süresi dolmadan ortaya çıkar veya kendisinden haber alınırsa ya da öldüğü tarih tespit edilirse gaiplik istemi düşer.” şeklinde düzenlenmiştir.
Gaiplik kararının sonuçları Türk Medeni Kanunu’nun 35.maddesinde ”İlandan sonuç alınamazsa, mahkeme gaipliğe karar verir ve ölüme bağlı haklar, aynen gaibin ölümü ispatlanmış gibi kullanılır. Gaiplik kararı ölüm tehlikesinin gerçekleştiği veya son haberin alındığı günden başlayarak hüküm doğurur” şeklinde düzenlenmiştir.

Gaiplik Davasının Şartları
Gaiplik davasının açılabilmesi için kanunda düzenlenmiş şartların sağlanması zorunludur. Aksi durumda davanın reddedilmesiyle karşı karşıya kalınacaktır. Gaiplik kararı verilebilmesi için dava açmakta menfaati olan kişilerin talebi zorunlu olup kendiliğinden gaiplik kararı verilmesi mümkün değildir.
Ölüm tehlikesi içinde kaybolan kişinin kaybolmasından itibaren bir yıl, uzun zamandır haber alınamayan kişi için son haber tarihinden itibaren beş yıl geçtikten sonra gaiplik kararı için mahkemeye başvurulabilir. Gaiplik davasında süreler en önemli şartlardandır. Gaiplik davası şartları:
- Kişinin ölüm tehlikesi içinde kaybolması (kişinin hayatını kaybetmesi yüksek ihtimalli bir olayın içinde kaybolmuş olması aranır; uçak veya gemi kazası, doğal afet, savaş ortamı gibi durumlar bu kapsama girer. Olayın “ölümle sonuçlanma olasılığı yüksek” nitelik taşıması gerekir)
- Kişiden uzun süredir haber alınamaması,
- Kişinin ölümüne ilişkin kuvvetli şüphe bulunması,
- Ölüm tehlikesi içinde kaybolmasından itibaren bir yıl, uzun zamandır haber alınamaması halinde son haber tarihinden itibaren beş yıl geçmesi,
- Yasada öngörülen kişilerin mahkemeye başvurması.
Gaiplik Davasını Kimler Açabilir?
Gaiplik davasının kimler tarafından açılabileceği uygulamada sıklıkla merak edilen konuların başında gelmektedir. Gaiplik davasının kimler tarafından açılabileceğine ilişkin mevzuatta sınırlı bir düzenleme yapılmamış olup genel olarak hakları bu ölüme bağlı olanların başvurusu üzerine davanın açılabileceği belirtilmiştir.
Gaiplik davasında davayı açan kişinin ”hakları bu ölüme bağlı olan” kişiler kapsamında olup olmadığı öncelikle değerlendirilmelidir. Hakları bu ölüme bağlı olarak gaiplik davası açabilecek kişiler genel olarak gaibin eşi, yasal ve atanmış mirasçıları, gaip yüzünden mirastan mahrum kalacak veya miras hakkı doğacak kişiler, alacaklılar, lehine vasiyet yapılmış olan kişiler ve bazı hallerde Hazine’dir. Gaiplik kararı verilebilmesi için mutlaka hakları bu ölüme bağlı olanların talep etmesi gerekli olup savcılık makamı veya mahkeme kendiliğinden bu kararı veremez.
Gaiplik davasını bazı durumlarda hazine ve askerlik şubesi tarafından da açılabilir. Türk Medeni Kanunu 588. Maddesinde ”Sağ olup olmadığı bilinmeyen bir kimsenin malvarlığı veya ona düşen miras payı on yıl resmen yönetilirse ya da malvarlığı böyle yönetilenin yüz yaşını dolduracağı süre geçerse, Hazinenin istemi üzerine o kimsenin gaipliğine karar verilir” şeklinde düzenlemeye göre Hazineye belirli şartlar altında gaiplik kararı almak için başvurma yetkisi tanınmıştır. Ayrıca hiç mirasçı bırakmaksızın ölen kişiler için devlet, TMK m. 501’de düzenlenen mirasçılık sıfatı dolayısıyla gaiplik kararı verilmesini isteme yetkisine sahiptir.
Sonuç olarak gaiplik davasının açabilecek kişiler hakları gaip kişinin ölüme bağlı olan kişilerdir. Bu kişiler genel olarak gaibin eşi, yasal ve atanmış mirasçıları, gaip yüzünden mirastan mahrum kalacak veya miras hakkı doğacak kişiler, alacaklılar, lehine vasiyet yapılmış olan kişiler ve bazı hallerde Hazine’dir.
Gaiplik davası görevli ve yetkili mahkeme
Gaiplik davasının nerede ve hangi mahkemede açılacağı dikkat edilmesi gereken önemli konulardan biridir. Gaiplik davasının yanlış mahkemede açılması sürecin gereksiz yere uzamasına neden olacaktır.
Gaiplik davasında görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Bu, davanın kayıtlı çekişmesiz yargı işlerinden olmasından kaynaklanmaktadır. Gaiplik davası yetkili mahkeme işinin Türkiye’deki son yerleşim yeri; eğer Türkiye’de hiç yerleşmemişse nüfus sicilinde kayıtlı olduğu yer; böyle bir kayıt da yoksa anasının veya babasının kayıtlı bulunduğu yer mahkemesidir.
Sonuç olarak gaiplik davasında görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesi, yetkili mahkeme ise öncelikle gaibin Türkiye’deki son yerleşim mahkemesi, kişi Türkiye’de hiç yerleşmemişse nüfus kaydının bulunduğu yer mahkemesi , herhangi bir kayıt da yoksa ana veya babasının nüfusa kayıtlı olduğu yer mahkemesidir.
Kayıp kişiye kayyım atanması
Gaiplik kararı verildiğinde bu kişi ölmüş gibi mal varlıklarından mirasçıları hak talep edebilecektir. Ancak kendisinden uzun zamandan beri haber alınamayan kişinin gaiplik kararı verilinceye kadar mal varlığının kim tarafından yönetileceği merak edilen konulardan bir diğeridir.
Türk Medeni Kanunu’nun 427.maddesinde vesayet makamının yönetimi kimseye ait olmayan mallar için gereken önlemleri alacağını ve bir kimse uzun süreden beri bulunamaz ve oturduğu yer de bilinemezse yönetim kayyımı atanacağı düzenlenmiştir. Kayyım atanması henüz gaiplik kararı verilmediği için kişinin hukuki kişiliğini sona erdirmez; sadece fiilen yönetilemeyen mal varlığına ilişkin gerekli önlemlerin alınmasını sağlar.
Gaiplik ilanı nedir, kaç kez yapılır?
Gaiplik davasının kanunda düzenlenen süreler ve şartlara uygun açılması durumunda mahkeme usulüne uygun yapacağı ilan ile gaipliğine karar verilecek kişi hakkında bilgisi bulunan kimseleri belirli bir sürede bilgi vermeleri için çağırır. Gaipliğine karar verilecek kişi de ilan süresi dolmadan ortaya çıkar veya kendisinden haber alınırsa ya da öldüğü tarih tespit edilirse gaiplik istemi düşecektir.
Türk Medeni Kanunu’nun 33.maddesinde gaipliğine karar verilecek kişi hakkında bilgisi bulunan kimseleri ilk ilanın yapıldığı günden başlayarak en az altı aylık süre içinde bilgi vermeleri için ilanda bulunulur. Mahkeme tarafından ilk ilanın üzerinde 6 ay geçmedikçe gaiplik kararı verilemez, 6 aylık süre en az olan süre olup mahkeme daha uzun bir sürenin tanınmasını da karar verebilecektir. Mahkeme tarafından ilan en az iki kez yapılmaktadır. Bu süreçte gaip kişinin ortaya çıkmaması veya bu kişiyle ilgili kimsenin bilgi sahibi olmaması halinde mahkeme tarafından gaiplik kararı verilir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 10.11.2015 tarih 2015/12803 esas 2015/12913 sayılı kararında
”Türk Medeni Kanununun 588.maddesinde; “sağ olup olmadığı bilinmeyen bir kimsenin malvarlığı veya ona düşen miras payı on yıl resmen yönetilirse ya da malvarlığı böyle yönetilenin yüz yaşını dolduracağı süre geçerse, Hazinenin istemi üzerine o kimsenin gaipliğine karar verilir. Gaiplik kararı verilebilmesi için gerekli ilan süresinde hiçbir hak sahibi ortaya çıkmazsa, aksine hüküm bulunmadıkça, gaibin mirası Devlete geçer. Devlet, gaibe veya üstün hak sahiplerine karşı, aynen gaibin mirasını teslim alanlar gibi geri vermekle yükümlüdür.” düzenlemesine yer verilmiş ve aynı Kanunun 33/2, 3. maddesi hükmünde de; “mahkeme gaipliğine karar verilecek kişi hakkında bilgisi bulunan kimseleri, belirli bir sürede bilgi vermeleri için usulüne göre yapılan ilanla çağırır. Bu süre, ilk ilanın yapıldığı günden başlayarak en az altı aydır.” hükmü öngörülmüştür.
Öyleyse, yukarıda değinilen düzenlenmeler gözetildiğinde bir kimse hakkında gaiplik kararı verilebilmesi için diğer koşulların yanında en az iki kez ilan yapılması zorunludur. Ne var ki, somut olayda, bir kez ilan ilan yapılmış ve bununla yetinilmek suretiyle sonuca gidilmiştir. Hal böyle olunca, ikinci ilanın yapılması ve ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken, anılan husus yerine getirilmeden hüküm kurulması doğru değildir.” şeklinde karar verilmiştir.
Gaiplik davası ne kadar sürer?
Gaiplik davasının ne kadar süreceği mevcut durumun şartlarına göre değişiklik göstereceğinden net bir zaman aralığı belirtmek doğru değildir. Gaiplik davasının süresi mahkemelerin iş yükü yoğunluğu, incelenmesi gereken delillerin niteliği, ilan sürecinin usulüne uygun gerçekleşmesi, tanıkların dinlenmesi gibi konulara göre değişiklik gösterir.
Gaiplik davasında gaip kişi hakkında ilan süreci dava sürecinin uzamasına etki edecek önemli unsurlardandır. Gaiplik davasında gaipliğine karar verilmesi talep edilen kişinin ölüm tehlikesi için kaybolması veya uzun süredir haber alınamaması durumları da mevcut olaya göre sürecin uzamasına neden olabilecektir.
Gaiplik davasının süresi genel olarak mahkemelerin iş yükü yoğunluğu, ilan süreci yayımlanma hızı, ilan sürecinde bekleme süresi, araştırılması gereken delillerin niteliği ve mevcut durumun koşullarına göre değişmektedir. Gaiplik davasının ne kadar süreciğine ilişkin kesin bir süre verilmesi mümkün olmamakla birlikte yaklaşık olarak 1 yıl- 1,5 yıl sürebilmektedir.
Gaiplik kararının mirasa etkisi
Gaipliğe karar verildiğinde ölüme bağlı haklar, aynen gaibin ölümü ispatlanmış gibi kullanılır. Bu noktada gaip kişinin mirasçılarına Türk Medeni Kanunu’nun 586.maddesinde ” Mirasın açıldığı anda ortada bulunmayanın sağ olmaması hâlinde onun miras payı kendilerine kalacak olanlar, gaipliğe ilişkin sürelere ve usule uyarak o kimsenin gaipliğine karar verilmesini ve miras payının kendilerine teslimini isteyebilirler.” şeklindeki düzenleme gereğince gaiplik davası açma hakkı tanınmıştır.
Gaiplik kararı verilen kişinin mirasının mirasçılara teslimi ancak belirli şartlar altında sağlandığında mümkündür. Gaip kişinin ileride ortaya çıkabilecek hak sahipleri ya da gaip kişinin ortaya çıkması durumunda miras haklarının korunması amacıyla gaiplik kararı verilen kişinin mirasının güvence karşılığı teslim edilmesi düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanunu’nun 584.maddesinde:
Hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimsenin mirasçıları veya mirasında hak sahibi olan kişiler, tereke malları kendilerine teslim edilmeden önce bu malları ileride ortaya çıkabilecek üstün hak sahiplerine veya gaibin kendisine geri vereceklerine ilişkin güvence göstermek zorundadırlar. Bu güvence, ölüm tehlikesi içinde kaybolma durumunda beş yıl, uzun zamandan beri haber alınamama durumunda on beş yıl ve her halde en çok gaibin yüz yaşına varmasına kadar geçecek süre için gösterilir. Beş yıl, tereke mallarının tesliminden; on beş yıl, son haber tarihinden başlayarak hesaplanır şeklinde düzenleme yapılmıştır.” şeklinde düzenleme yapılmıştır.
İlgili Makale: Gaip Kişinin Mirası
Gaiplik kararının evliliğe etkisi
Gaiplik kararının evliliğe ne şekilde etki edeceği uygulamada sıklıkla merak edilen konuların başında gelmektedir. Mahkeme tarafından gaiplik kararı verilmiş olsa da bu evliliğin sona erdiği sonucunu oluşturmayacaktır. Eşin evliliğin feshi için talepte bulunması zorunludur aksi halde yeniden evlenemez.
Gaiplik kararının evliliğe olan etkisi Türk Medeni Kanunu 131.maddesinde ”Gaipliğine karar verilen kişinin eşi, mahkemece evliliğin feshine karar verilmedikçe yeniden evlenemez. Kaybolanın eşi evliliğin feshini, gaiplik başvurusuyla birlikte veya ayrıca açacağı bir dava ile isteyebilir. Ayrı bir dava ile evliliğin feshi, davacının yerleşim yeri mahkemesinden istenir” şeklinde düzenleme yapılmıştır. İlgili düzenlemeye göre gaiplik kararı verilmesi talebiyle birlikte evliliğin feshi aynı davada talep edilebileceği gibi gaiplik kararı verildikten sonra evliliğin feshi için ayrı dava açılabilecektir.
Gaiplik kararının nüfus kaydına tescili
Gaiplik kararı verilmesi ve kararın kesinleşmesi sonrasında gaiplik kararının nüfusa kayıtlarına nasıl etki edeceği merak edilen konulardan biri diğeridir. Mahkeme tarafından gaip kararı verilip karar kesinleştikten sonra nüfus müdürlüğüne bildirim resen mahkeme tarafından gerçekleştirilir.
Gaiplik kararı veren mahkemenin yazı işleri müdürü tarafından on gün içerisinde karar ilçe nüfus müdürlüğüne gönderilir. Gaiplik kararının mahkeme tarafından nüfus müdürlüğüne bildiriminde gecikme yaşanması halinde davayı açan taraf gerekçeli karar ve kesinleşme şerhi ile birlikte nüfus müdürlüğüne başvurarak tescil talep edebilir. Gaiplik kararı ile birlikte evliliğin feshi de talep edilmişse hem gaiplik kararı hem de evliliğin feshi nüfus kayıtlarına tescil edilir.
Gaiplik ve hayat sigortası ilişkisi
Gaip kişinin hayat sigortasının bulunması halinde gaiplik kararının sigorta tazminat sürecine olan etkisi uygulamada gözden kaçırılan bir husus olarak karşımıza çıkmaktadır. Gaip kişinin hayat sigortası kapsamında tazminat taleplerinde öncelikle mahkeme tarafından gaiplik kararı verilmesi gerekmektedir.
Gaiplik kararı verildikten sonra sigorta sözleşmesinde lehtar veya yasal mirasçılar mahkemenin verdiği gaiplik kararı, vukuatlı nüfus kayıt örneği, veraset ilamı gibi belgelerle birlikte ile birlikte sigorta şirketine tazminat başvurusunda bulunabilir.
Gaip kişinin sonradan ortaya çıkması
Mahkeme tarafından gaiplik kararı verilip bu karar kesinleştikten sonra gaip kişinin sonradan ortaya çıkması durumunda sürecin nasıl ilerleyeceği merak edilen konulardandır. Bu noktada gaip kişinin sonradan ortaya çıkması halinde gaiplik kararının kaldırılması ve nüfus kayıtlarının düzeltilmesi için dava açılması gerekmektedir.
Gaiplik davasında mahkeme tarafından yapılacak ilan sürecinde gaipliğine karar verilecek kişi, ilan süresi dolmadan ortaya çıkar veya kendisinden haber alınırsa ya da öldüğü tarih tespit edilirse gaiplik istemi düşecektir. Ancak gaiplik kararının kesinleşmesinden sonra gaibin ortaya çıkması halinde gaipliğin kaldırılması davası açılmalıdır. Bu davanın gaiplik kararını almış olanların yanında, hakları ölüme bağlı olanların tamamına yöneltilmesi gerekir.
Gaip kişinin sonradan ortaya çıkması halinde Türk Medeni Kanunu’nun 584.maddesinde ”Hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimsenin mirasçıları veya mirasında hak sahibi olan kişiler, tereke malları kendilerine teslim edilmeden önce bu malları ileride ortaya çıkabilecek üstün hak sahiplerine veya gaibin kendisine geri vereceklerine ilişkin güvence göstermek zorundadırlar” şeklindeki düzenleme uygulanır.
Gaiplik davası masrafları 2026
Gaiplik davası sürecine girecek kişiler açısından dava masrafları merak edilen konulardan bir diğeridir. Gaiplik davasında vekalet harcı, başvurma harcı, delil avansı, peşin harç, gider avansı gibi masraflar bulunmaktadır. Ayrıca mahkeme tarafından ilan sürecinde ilan için masraflar da ortaya çıkacaktır. Gaiplik kararı ile birlikte evliliğin feshinin birlikte talep edilmesi ve mevcut durumun şartlarına göre dava masrafları değişkenlik gösterebilir.
Gaiplik davası dilekçe örneği
… SULH HUKUK MAHKEMESİNE
TALEP EDEN : Ad soyadı, TC, Adres
VEKİLİ: Av. Cansu Bayramoğlu
KONU: Gaiplik kararı verilmesi talebimiz hakkındadır.
AÇIKLAMALAR: Müvekkilimin eşi …… tarihinde arkadaşlarıyla birlikte balık tutmak amacıyla denize açıldıktan sonra kötü hava koşulları nedeniyle tekneleri alabora olmuştur. Uzun süreyle yapılan arama çalışmalarına rağmen kendisine ulaşılamamıştır. Müvekkilim eşini bulabilmek amacıyla gazete ilanı ve gerekli tüm araştırmaları yapmıştır. Ancak olayın üzerinde 5 sene geçmesine rağmen kendisinden haber alamamıştır. Açıkladığımız nedenlerle müvekkilim eşi hakkında gaiplik kararı verilmesi için mahkemenize başvurmamız hasıl olmuştur.
HUKUKİ NEDENLER: TMK, HMK ilgili tüm sair mevzuat.
HUKUKİ DELİLLER: Nüfus Kayıtları, kayıp ilanları, raporları ve sair tüm deliller.
SONUÇ VE TALEP: Yukarda açıkladığımız ve mahkemenizce resen gözetilecek nedenlerden ötürü, davamızın kabulü ile müvekkilimizin eşi …… hakkında gaiplik kararı verilmesini vekaleten arz ve talep ederiz.
Gaiplik davası yargıtay kararları
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 04.04.2016 tarih 2015/13892 esas 2016/3881 sayılı kararı
”Gaiplik kararı verilmesi istemine ilişkin davada, davacı taraf 4721 sayılı TMK’nın 32. maddesi gereğince hakları bu ölüme bağlı olanlardır. Bu kişilerin başvurusu üzerine sözkonusu maddede belirtilen haller nedeni ile gaipliğe karar verilmesi talep edilmekte olup bu tür davalarda davacılar ile herhangi bir kişi ya da kurum arasında bir uyuşmazlık olmaması nedeni ile hasım yer almamaktadır.
Bu değerlendirmelere göre, 6100 sayılı HMK’nın 382/2-a-4. maddesinde gaiplik kararı verilmesine ilişkin davanın çekişmesiz yargıya ilişkin olduğu düzenlenmiş aynı Kanunun 383. maddesinde de çekişmesiz yargıda aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu belirlenmiştir.
Dosya kapsamından, davacı … gaiplik kararı verilmesi yanında kişinin malvarlığının … devrini talep ettiği anlaşılmaktadır. Somut uyuşmazlıkta, hakkında gaiplik kararı verilmesi istenen kimsenin malvarlığı hakkını da ilgilendirdiğine göre, malvarlığına ilişkin talebin 6100 sayılı HMK’nın 2. maddesi kapsamında bulunması nedeniyle asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerekmektedir. Ancak, öncelikle sulh hukuk mahkemesince, görevli olduğu gaipliğe karar verilmesi talebi yönünden bir karar verilmesi gerektiğinden uyuşmazlığın gaiplik talebi yönünden Karşıyaka 1. Sulh Hukuk Mahkemesince görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.” şeklinde karar verilmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 19.03.2019 tarih 2017/8841esas 2019/2905 sayılı kararı
”Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 32. ve devamı maddelerinde düzenlenen gaiplik kararı verilmesi istemine ilişkindir. Gaiplik, kanunda tahdidi olarak sayılan belli durumlarda, sağ mı ölü mü olduğu bilinmeyen kişi ile bu durumdan hakları etkilenenleri koruma amacı ile kanun tarafından öngörülen şüphe ve belirsizliği ortadan kaldırmak amacıyla ölüm olayına karine teşkil eden ve sonucu itibari ile ölüme bağlı hakların, aynen gaibin ölümü ispatlanmış gibi kullanılması sonucunu doğuran bir müessesedir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 32. maddesi gereğince ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya kendisinden uzun zamandan beri haber alınamayan bir kimsenin ölümü hakkında kuvvetli olasılık varsa, hakları bu ölüme bağlı olanların başvurusu üzerine mahkeme bu kişinin gaipliğine karar verebilir. Gaiplik davasını sadece gaip olduğu ileri sürülenin mirasçıları veya son mirasçı sıfatı ile Hazine’nin açabileceği yönünde bir sınırlama mevcut olmayıp kanundaki ifadesi ile hakları bu ölüme bağlı olanların başvurusu üzerine mahkemece gaiplik kararı verilebilecektir.
Bir kişinin gaipliğine karar verilebilmesi için, her şeyden önce kanunun aradığı olaylardan en az birinin gerçekleşmesi gerekir. TMK’nin 32. maddesinin birinci fıkrasında gaiplik nedeni olarak iki ayrı olay düzenlenmiş olup bunlar, “ölüm tehlikesi içinde kaybolma” ve “uzun zamandan beri haber alınamama”dır. Bu iki olay birbirinden bağımsız ve ayrı olup bunlardan birinin mevcut olması hâlinde, şartları dâhilinde, bir kimsenin gaipliği istenebilir. “Ölüm tehlikesi içinde kaybolma” ve “uzun zamandan beri haber alınamama” olaylarının gaiplik nedeni teşkil edebilmesi için, gaipliği istenilenin “ölümü hakkında kuvvetli olasılık” olması kaydıyla gaipliğine karar verilebileceği düzenlenmiştir.” şeklinde karar verilmiştir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 01.10.2012 tarih 2012/12630 esas 2012/10410 sayılı kararı
”Dava, gaiplik ve taşınmazın bedelinin hazineye devri isteklerine ilişkindir. Mahkemece, dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiş ise de; Mahkemenin bu kararı TMK’nun 32 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan gaiplik davalarında verilebilecek kararlardandır. Oysa somut olayda davacı hazine, gaiplik isteği yanında, son mirasçı sıfatıyla taşınmazın bedelinin hazineye devri isteminde de bulunmuştur. Bu tür bir isteğin TMK’nun 588. maddesi kapsamında olduğu açıktır.
Öte yandan, davanın taşınmazın aynına yönelik olduğu gözetildiğinde olayda HMK’nun 382 ve 383 maddelerinin uygulama yeri de bulunmamaktadır. Zira dava mal varlığına yönelik olup, bu hali ile HMK’nun 2. maddesi kapsamında olduğunun kabulü zorunludur. Anılan madde uyarınca da davada görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu tartışmasızdır.” şeklinde karar verilmiştir.
Sıkça Sorulan Sorular
Gaiplik kararının geçmiş olması etkili midir?
Gaiplik kararı ölüm tehlikesinin gerçekleştiği veya son haberin alındığı günden başlayarak
hüküm doğurur. Bu nedenle geçmişe etkili sonuç doğurur.
Gaiplik davası hasımlı mı açılacak?
Gaiplik davası, Türk Medeni Kanunu gereğince hasımsız dava türlerindedir. Bu dava çekişmesiz bir yargı işidir bu nedenle husumet yöneltilecek taraf bulunmaz.
Gaip kişinin mirası olabilir mi?
Gaip kişinin mirası, hak sahibi olan kişiler tarafından gaiplik kararının verilmesi için dava açıldıktan sonra talep edilebilecektir. Mahkeme tarafından kişinin gaipliğine karar verilirse mirasçılar gaip kişi ölmüş gibi miras haklarına kavuşabileceklerdir. Gaip kişinin mirası mirasçılara belirli sürelerle güvence göstermeleri karşılığında teslim edilecektir.
Gaiplik davası avukatsız açılabilir mi?
Gaiplik davasının avukatla takip edilmesi zorunlu değildir. Ancak gaiplik davası için süre şartlarının ayrıntılı incelenmesi, dilekçenin eksiksiz hazırlanması, delillerin sunulması ve mahkeme sürecinin takibinde bir avukattan destek alınması sürecin hızlı ve sorunsuz olarak yönetilmesi için önemlidir.
Gaiplik kararı için kaç yıl gerekir?
Gaiplik davasında kişinin ölüm tehlikesi içinde kaybolmasından en az 1 yıl, uzun zamandan beri haber alınamama durumunda son haber tarihinden itibaren en az 5 yıl geçmesi gerekir.
Gaiplik davası reddedilirse tekrar açılabilir mi?
Evet. Dava, ilk başvuruda şartların oluşmaması (örneğin sürenin dolmamış olması) nedeniyle reddedilmişse, eksik olan şartlar sağlandıktan sonra yeniden açılmasında hukuken herhangi bir engel bulunmamaktadır.

