Skip to main content

Muris Muvazaası Minnet Duygusu

Muris Muvazaası Minnet Duygusu

Muris muvazaası toplumda mirastan mal kaçırma olarak bilinmekte olup uygulamada en sık karşılaştığımız dava türlerinden biridir. Miras bırakan kendisine bakan ve destek olan mirasçısına minnet duygusuyla yaptığı devirler mirastan mal kaçırma olarak kabul edilip edilmeyeceği merak edilmektedir. Yazımızda minnet duygusuyla yapılan satış ve bağış işlemlerinin mirastan mal kaçırmayla ilişkisini güncel yargıtay kararları ile sunmayı hedefliyoruz

Muris muvazaası minnet duygusu

Miras bırakan kişinin sağlığında minnet duygusuyla bir mirasçısına yaptığı temlik işlemlerinin mirastan mal kaçırma olarak kabul edilip edilmeyeceği sıklıkla merak edilen konulardandır. Miras bırakan kişinin kendisine uzun yıllardır bakan, maddi ve manevi destek olan mirasçılarına yaptığı devir işlemleri somut olayın özelliklerine değerlendirilmekte olup yargıtayın güncel içtihatlarında genellikle mirastan mal kaçırma olarak nitelendirilmemektedir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 28.09.2020 tarih 2019/4024 esas 2020/4530 sayılı kararı

”Satışa konu edilen bir malin devrinin belirli bir semen karşılığında olacağı kuşkusuzdur. Semenin bir başka ifade ile malın bedelinin ise mutlaka para olması şart olmayıp belirli bir hizmet ya da emek de olabileceği kabul edilmelidir. Esasen, yukarıda da denildiği üzere muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan hukuki dayanağını teşkil eden 01.04.1974 günlü 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında miras bırakanın gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma olması halinde uygulanabilirliğinin kabulü gerekir. Başka bir ifade ile murisin iradesi önem taşır.

Somut olayda, yukarıda açıklanan ilkeler ve tespit edilen olgular bir bütün halinde değerlendirildiğinde, miras bırakanın gerçek amaç ve iradesinin mirasçılardan mal kaçırmak olmadığı, dinlenen tanık beyanlarından miras bırakana ölünceye kadar davalının baktığının anlaşıldığı, miras bırakanın davalı oğluna duyduğu minnet nedeniyle çekişmeli taşınmazı temlik ettiği sonuç ve kanaatine varılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.” şeklinde karar verilmiştir.

Muris muvazaası minnet duygusunda miras bırakanın iradesi büyük öneme sahip olup yaptığı işlemi diğer mirasçılardan mal kaçırma kastıyla yapıp yapmadığı değerlendirilir. Miras bırakanın amacı mirastan mal kaçırmak değil de bakımı üstlenen mirasçıya duyduğu minnet duygusuyla işlem yapmaksa muris muvazaası söz konusu olmayacaktır.

Minnet duygusuyla yapılan satış

Miras bırakanın satış işlemiyle yaptığı tasarruf işlemleri muris muvazaası davasına en sık konu olan işlemlerdir. Genellikle miras bırakan kişi kendisine bakan mirasçısına duyduğu minnet duygusuyla bir devir yapmak istediğinde bunu bağış işlemlerinde tapuda çıkacak harç ve bilgisizlik nedeniyle satış olarak göstermektedir. Ancak miras bırakanın gerçek iradesi satış olmayıp minnet duygusuyla bağış yapmak olduğundan muris muvazaası gündeme gelmektedir.

Minnet duygusuyla yapılan satış yargıtay kararlarında miras bırakanın asıl amacının mirastan mal kaçırma olmaması nedeniyle muris muvazaası olarak kabul edilmemiştir. Minnet duygusuyla yapılan satış işlemi davaya konu olmuşsa miras bırakandan taşınmazı devralan mirasçının miras bırakanın bu işlemi neden yaptığını minnet duygusunun nedenini ispatlar delilleri mahkemeye sunması kritik öneme sahiptir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 20.01.2020 tarih 2016/14902 esas 2020/292 sayılı kararında

”Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davacılar, mirasbırakan anneleri …’in … ada … parseldeki … nolu bağımsız bölümü intifa hakkını uhdesinde bırakıp, çıplak mülkiyetini davalı oğlu …’e satış göstermek suretiyle devrettiğini, ancak asıl amacının bağış olduğunu, temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı, bedelsiz ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile mirasbırakan adına tescilini istemişlerdir. Davalı, iddiaların doğru olmadığını, ölümüne kadar birlikte yaşadıkları mirasbırakan annesine en iyi şekilde baktığını, taşınmazın bakım karşılığında verildiğini, davacıların ise mirasbırakanla ilgilenmediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, temlikin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1937 doğumlu mirasbırakan …’in 14.11.2014 tarihinde öldüğü, geride mirasçı olarak davanın tarafları olan, ikinci eşi …’tan olma davacı oğlu … ve üçüncü eşi …’den olma davacı oğlu … ile ilk eşi …’dan olma davalı oğlu …’in kaldığı, mirasbırakanın maliki olduğu … ada … parselde yar alan … nolu bağımsız bölümün intifa hakkını üzerinde bırakıp çıplak mülkiyetini 30.12.2011 tarihinde davalı oğluna satış suretiyle temlik ettiği anlaşılmaktadır.

Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.

Öte yandan; satışa konu edilen bir malın devrinin belirli bir semen karşılığında olacağı kuşkusuzdur. Semenin bir başka ifade ile malın bedelinin ise mutlaka para olması şart olmayıp belirli bir hizmet ya da emek de olabileceği kabul edilmelidir. Esasen, yukarıda da değinildiği üzere muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davaların hukuki dayanağını teşkil eden 01.04.1974 günlü 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında mirasbırakanın gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma olması halinde uygulanabilirliğinin kabulü gerekir. Başka bir ifade ile murisin iradesi önem taşır.

Somut olaya gelince, miras bırakanın temlik tarihinde 74 yaşında olduğu, kalça kemiğinin kırıldığı ve kalp ameliyatı geçirdiği, dolayısıyla hasta olduğu, mirasbırakanın 3 evlilik yaptığı, en son eşinden boşandığı ve davalı oğluyla birlikte yaşadığı, davalının hiç evlenmediği, diğer çocuklarının başka yerlerde yaşadığı, dinlenilen davalı tanıklarından birinin, mirasbırakanın oğlu Mehmet’in kendisine baktığı için taşınmazın ölene kadar kendisinin öldükten sonra Mehmet’in olacağı şeklinde beyanda bulunduğu, nitekim mirasbırakanın taşınmazın çıplak mülkiyetini devredip intifa hakkını uhdesinde tuttuğu, açıklanan ilkeler çerçevesinde tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde murisin mirasçılardan mal kaçırma amacının bulunmadığı, kendisine bakan davalıya minnet duyguları ile çekişmeli taşınmazı temlik ettiği sonuç ve kanaatine varılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.” şeklinde karar verilmiştir.

Sonuç olarak minnet duygusuyla yapılan satış işlemleri muris muvazaası davalarında miras bırakanın mal kaçırma kastıyla hareket etmemesi nedeniyle geçerli bir işlem olarak kabul edilmektedir. Ancak bu tür davalarda miras bırakanın minnet duygusuyla işlem yaptığı delillerle ispatlanması kritik önem taşımaktadır. Bu nedenle süreçte alanında uzman miras avukatından hukuki yardım alınması hak kaybına maruz kalınmasının önüne geçer.

Minnet duygusuyla yapılan bağış

Miras bırakanın minnet duygusuyla yapılan bağış işlemlerinin mirasta mal kaçırma olarak nitelendirip nitelendirilmeyeceği merak edilen konulardan bir diğeridir. Miras bırakanın yaptığı bağış işlemleri genellikle muris muvazaasına konu edilemezler çünkü miras bırakanın gerçek iradesini taşırlar. Ancak mevcut durumun şartlarına göre bağış işlemleri mirasta denkleştirme ve tenkis davasına konu olabilirler.

Minnet duygusuyla yapılan bağış işlemleri muvazaalı işlemlerde yer alan yapılmak istenen ve görünürdeki işlemin unsurlarını içermeyip doğrudan miras bırakanın gerçek iradesini yansıttıklarından muris muvazaasına konu olamazlar. Ancak miras bırakanın sağlığında yaptığı bağış işlemleri özellikle alt soyuna yapılmışsa denkleştirmeye tabi tutularak terekeye geri yükümlü tutulur. Bu nedenle diğer mirasçılar mirasta denkleştirme davası açarak talepte bulunabilirler. Ancak miras bırakan yaptığı bağış işlemini denkleştirmeden muaf tutabilir.

Miras bırakanın sağlığında yaptığı bağış işlemi mirasta denkleştirme kapsamında bozulamazsa bu sefer tenkis davasına konu olabilir. Miras bırakan sağlığında yaptığı tasarruf işlemleri saklı paylı mirasçıların saklı payını aşacak şekilde yapılmışsa saklı payı ihlal edilen mirasçı tenkis davası açabilecektir.

Sonuç olarak minnet duygusuyla yapılan bağış işlemi mirastan mal kaçırma olarak nitelendirilmemektedir. Ancak mevcut durumun şartlarına göre mirasta denkleştirme ve tenkis davasına konu olabilmektedir. Minnet duygusuyla yapılan bağış işlemlerin sonrasında dava yoluyla bozulmaması için alanında uzman miras avukatından hukuki destek alınması kritik öneme sahiptir.

İlgili Makale: Mirasta Denkleştirme Davası

Anne babaya bakan evlada satış yoluyla verilen tapu bozulur mu?

Anne babaya bakan evlada satış yoluyla verilen tapunun sonrasında diğer mirasçılar tarafından bozulup bozulamayacağı sıklıkla merak edilmektedir. Uygulamada diğer mirasçılar genellikle miras bırakanın mal kaçırma kastıyla hareket ettiğini iddia ederek muris muvazaası davası açmaktadırlar. Ancak anne veya babanın kendisine bakan evladına yaptığı satış işlemi mirastan mal kaçırma olarak nitelendirilmeyip miras bırakanın minnet duygusuyla hareket ettiği kabul edilerek geçerli sayılmaktadır.

Anne babaya bakan evlada satış yoluyla verilmiş bir tapu varsa diğer mirasçılar bunun için muris muvazaası davası açmışlarsa bakım gösteren kişinin davaya aktif katılım sağlayarak savunma yapması ve bakım gösterdiğine ilişkin delilleri mahkemeye sunması büyük öneme sahiptir.

Muris Muvazaası Minnet Duygusu Yargıtay Kararları
Muris Muvazaası Minnet Duygusu Yargıtay Kararları

Muris muvazaası minnet duygusu yargıtay kararları

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 15.05.2019 tarih 2019/1944 esas 2019/2965 sayılı kararı

”Somut olayda, açıklanan olgular ve tanık anlatımları yukarıda değinilen ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde, miras bırakanın mirasçılarından mal kaçırmasını gerektirir somut bir olgunun ortaya konulamadığı, pankreas kanseri olan murisin bakımı ve tedavisi ile davalının ilgilendiği, bu bakım karşılığında duyulan minnet duygusu ile dava konusu taşınmazın devredildiği sonucuna varılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendir ile kabul edilmesi doğru değildir.” şeklinde karar verilmiştir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 26.09.2019 tarih 2016/5718 esas 2019/4856 sayılı kararında

”Somut olaya gelince, mirasbırakan ile davalı gelininin aynı apartmanda ayrı dairelerde yaşadıkları ancak yeme içme gibi faaliyetlerin birlikte yapıldığı, mirasbırakan ve eşinin tüm bakım ve ihtiyaçlarıyla davalının ilgilendiği, mirasbırakanın davacı kızlarıyla arasında herhangi bir dargınlığın olmadığı ve adına 11 parça taşınmaz kaydının (1 arsa, 7 adet daire ile 3 adet dükkan) bulunduğu, davacılardan mal kaçırmasını gerektirecek somut bir bilginin ortaya konulamadığı dosya kapsamı ile sabittir.

Oysa, çekişme konusu taşınmazın satış şeklinde davalıya temlik edildiği görülmektedir. Hemen belirtilmelidir ki, satışa konu edilen bir malın devrinin belirli bir semen karşılığında olacağı kuşkusuzdur. Semenin bir başka ifade ile malın bedelinin ise mutlaka para olması şart olmayıp belirli bir hizmet veya bir emekte olabileceği kabul edilmelidir. Esasen yukarıda da değinildiği üzere muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davaların hukuki dayanağını teşkil eden 01.04.1974 tarih ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında miras bırakının gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma olması halinde uygulanabilirliğinin kabulü gerekir. Bir başka ifade ile murisin iradesi önem taşır.

O halde, yukarıda değinilen somut olgular açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde, mirasbırakanın davacılardan mal kaçırmasını gerektirecek bir sebebin ortaya konulamadığı saptanmış olup, davacıların muvazaa iddiasını kanıtlayamadıkları sonucuna varılmaktadır. Hâl böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.” şeklinde karar verilmiştir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 07.10.2015 tarih 2014/2210 esas 2015/11455 sayılı kararı

”Somut olaya gelince; muris F. Ş. ‘ün 1955 doğumlu, bekar ve çocuksuz olduğu, davalının murisin kardeşi Z. ‘dan yeğeni olduğu, evli ve Almanya’da yaşadığı, murisin davalıyı kendi çocuğu gibi gördüğü, murise 27.10.2009 tarihinde Özel İzmir Hastanesi’nde “rektun CA ve akciğer batın içine yaygın metastaslı” kanser teşhisi konulduğu, murisin bundan sonra 2 ay içinde dava konusu taşınmazı kızı gibi gördüğü davalıya satış suretiyle devrettiği, davalının ise taşınmazı bedelini ödeyerek satın aldığını savunduğu, daha sonra ise murisin bakımı ile ilgilendiği için temlikin minnet duygusu ile yapıldığının bildirildiği, mahkemece de son savunmaya itibar edilerek sonuca gidildiği görülmektedir.

Hemen belirtmek gerekir ki, 1086 sayılı HUMK’un 202/2.maddesinde, “müddeialeyh cevap layihasını hasmına tebliğ ettirdikten sonra onun muvafakati olmaksızın müdafaa sebeplerini tevsi veya tebdil edemez.” düzenlemesine yer verilmiş, yine, 6100 sayılı HMK.nin 141. maddesi’nde de, “ taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler……..Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez veya değiştirilemez” hükmü getirilmiştir.

Diğer taraftan; satışa konu edilen bir malın devrinin belirli bir semen karşılığında olacağı kuşkusuzdur. Semenin bir başka ifade ile malın bedelinin ise mutlaka para olması şart olmayıp belirli bir hizmet ya da emek de olabileceği kabul edilmelidir. (Hukuk Genel Kurulu’nun 29.4.2009 günlü 2009/1-130 sayılı kararı). Esasen, yukarıda da değinildiği üzere muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davaların hukuki dayanağını teşkil eden 1.4.1974 günlü, 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında miras bırakanın gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma olması halinde uygulanabilirliğinin kabulü gerekir. Başka bir ifade ile murisin iradesi önem taşır.

Öte yandan; aynı davacının aynı murisin yaptığı temlikle ilgili olarak aynı davalı ve annesi Z.. A.. aleyhine aynı hukuksal nedene dayalı Urla Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/246 Esas sayılı dosyası ile açtığı dava bulunduğu, o davada da … ve … parsel sayılı taşınmazların davalılara satış suretiyle temlikinin minnet duygusu ile yapıldığı kabul edilerek davanın 19.12.2013 tarihinde 2013/640 karar ile reddine karar verildiği, davacının temyizi üzerine Dairenin 2014/6709 esasında temyiz incelemesinin yapılmakta olduğu anlaşılmaktadır.

Yukarıda değinilen somut olgular, açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde; mirasbırakanın satışa ihtiyacı bulunmadığı, Urla’da kendi evinde yaşadığı, tanık beyanları ile sağlık harcamalarını kendisinin karşıladığı, satış bedelinin düşük olduğu, dosya kapsamı ve Dairece temyiz incelemesi yapılan diğer dava dosyası kapsamından, murisin kanser olduğunu öğrendikten sonra tüm mal varlığını, çok sevdiği davalı ve onun annesi kız kardeşi Z.’ya aktardığı, dava konusu taşınmazın temliki bakımından da gerçek irade ve amacının mirasçıdan mal kaçırma olduğu, davalının savunmasını genişletmesine davacının muvafakat etmediği gibi, semen yerine geçebilecek, minnet duygusunu gerektiren bir bakımın yapıldığının da ispat edilemediği sonucuna varılmaktadır. Hâl böyle olunca; davacının harcını ikmal ettiği oranda bedel isteği bakımından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir.” şeklinde karar verilmiştir.

bir yorum bırakın

Hemen Ara