Eşlerden birinin vefatı sonrasında sağ kalan eşin vefat eden eşiyle birlikte oturduğu aile konutunun durumunun ne olacağı uygulamada sıklıkla merak edilen konuların başında gelmektedir. Bu noktada sağ kalan eşe evlilik sürecinde kullandığı aile konutunu kaybetmesini önlemek amacıyla belirli koşullar altında aile konutunun kendisine özgülenmesini talep etme hakkı tanınmıştır. Yazımızda aile konutunun sağ kalan eşe özgülenmesi, aile konutunun sağ kalan eşe özgülenmesinin hangi şartlar altında talep edilebileceği, bu konuda açılacak davalarda görevli ve yetkili mahkeme gibi konularda ayrıntılı bilgi verirken konuyla ilgili yargıtay kararları hakkında da bilgi sahibi olmanızı hedefliyoruz.
Aile konutunun sağ kalan eşe özgülenmesi
Aile konutunun sağ kalan eşe özgülenmesi eşi vefat eden kadının evlilik sürecinde aile konutu olarak kullanılan evde eşi vefat ettikten sonra hak talep edebilmesini sağlayan hukuki bir süreçtir. Sağ kalan eş ancak talep etmesi ve Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen şartları sağlaması halinde aile konutunun kendisine özgülenmesini talep edebilecektir.
Sağ kalan eş aile konutunun kendisine özgülenmesini talep ederek konutta yaşamaya devam etmek istese de bu talebi ancak belirli şartların sağlanması halinde mümkündür. Aile konutunun sağ kalan eşe özgülenmesi Türk Medeni Kanunu 240 ve 652.maddesinde düzenlenmiştir. Uygulama açısından Türk Medeni Kanunu 240 ve 652.maddesinde aile konutunun sağ kalan eşe özgülenmesi noktasında ortak bir yön bulunmaktadır. Ancak Türk Medeni Kanunu’nun 240.maddesinde eşler arasındaki mal rejimi ölüm nedeniyle sona erdiğinde, sağ kalan eşin bu rejimden kaynaklanan katılma payı alacağı karşılığında aile konutunun mülkiyet hakkının tanınmasını öngörmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun 652.maddesinde ise eşler arasındaki mal rejiminden hariç olarak sağ kalan eşin miras payına mahsuben aile konutunun mülkiyetinin talep edilmesi düzenlenmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 24.12.2012 tarih 2012/4130 esas 2012/12982 sayılı kararında
”Uygulama açısından TMK. nun 240 ile aynı Kanunun 652. maddesi arasında ortak bir yön bulunduğu ve ortak bir konuyu düzenledikleri görülmekle birlikte aralarında bazı farklar da bulunmaktadır. TMK. nun 240. maddesine göre, mal rejimi ölüm nedeniyle sona erdiğinde, sağ kalan eşin bu rejimden kaynaklanan ayni hakkını düzenlemektedir. Yani edinilmiş mallara katılma alacağı karşılığında mülkiyet hakkının tanınmasını öngörmektedir. TMK. nun 652. maddesinde ise, eşler arasındaki mal rejimi ne olursa olsun, sağ kalan eşin, tereke malları arasında yer alan konut veya konut eşyası üzerinde mirastan kaynaklanan ayni hakkını düzenlemektedir.
TMK. nun 240. maddesi gereğince sağ kalan eşin, konut ve ev eşyası üzerinde ayni hak isteğinde bulunabilmesi için bazı koşulların varlığı aranmaktadır. Örneğin, eşler arasında katılma rejiminin bulunması, katılma rejiminin ölüm nedeniyle son bulması, sağ kalan eşin olması, sağ kalan eşin katılma alacağının doğması ve sağ kalan eşin ayni hak talep etmesi gibi koşulların gerçekleşmesi gerekmektedir. TMK. nun 652. maddesi gereğince, sağ kalan eşin konut ve konut eşyası üzerinde ayni hak istemesinin koşulları ise; ölüm olması, sağ kalan eşin varlığı ve mirasçı olması, tereke malları arasında eşlerin birlikte yaşadıkları konut veya konut eşyasının bulunması ve sağ kalan eşin konut veya konut eşyasında ayni hak talep etmesi gibi koşullar öngörülmektedir.
Görüldüğü gibi, TMK. nun 240 ve 652. maddeleri görünürde ortak yönleri bulunduğu halde uygulama alanları ve aranan koşullar açıklandığı gibi farklıdır. Katılma alacağı ya da değer artış payı alacağı yok ise, mülkiyet hakkının tanınması TMK. nun 240. maddesi gereğince istenemez. TMK. nun 652. maddesine dayanan ölüm halinde ise, mal rejimi türü ne olursa olsun, konut ve konut eşyası üzerinde sağ kalan eşin ayni hakkı tanınmıştır.
TMK.nun 240. maddesinde yer alan benzer hüküm TMK. nun 255 (paylaşmalı mal ayrılığı rejimi) ve 279. (mal ortaklığı rejimi) maddelerinde öngörülen mal rejimlerinde de yer almıştır. Diğer bir deyişle sağ kalan eşin TMK.nun 240. maddesi gereğince mülkiyet hakkını talep edebilmesi için bu rejimin tasfiyesi sonucunda ölen eşten alacaklı olması koşuluna bağlıdır. Aksi halde bu hakkı talep etmeyecektir. TMK.nun 652. maddesinde, böyle bir koşul söz konusu olmayıp miras hakkı karşılığında mülkiyet hakkının tanınması istenilmektedir.” şeklinde karar verilmiştir.
Sonuç olarak aile konutunun sağ kalan eşe özgülenmesi TMK 240.maddesinde sağ kalan eşin katılma payı alacağına karşılık veya TMK 652.maddesinde sağ kalan eşin miras payına mahsuben talep edilebilir. Ancak açılacak her iki davada görünürde ortak yönlerin bulunduğu düşünülse de uygulama alanları ve aranan koşullar farklı olduğundan süreçte uzman bir avukattan yardım alınması hak kaybına maruz kalmamak açısından kritik öneme sahiptir.
Aile konutunun sağ kalan eşe katılma payı alacağına karşılık özgülenmesi
Sağ kalan eşin katılma payı alacağına karşılık aile konutunun özgülenmesi talebi Türk Medeni Kanunu’nun 240.maddesinde düzenlenmiştir. Sağ kalan eşin bu madde kapsamında aile konutunda mülkiyet hakkı talep edebilmesi için bazı şartların sağlanması gerekmektedir.
Aile konutunun sağ kalan eşe katılma payı alacağına karşılık özgülenmesine ilişkin Türk Medeni Kanunu’nun 240. Maddesinde ”
- Sağ kalan eş, eski yaşantısını devam ettirebilmesi için, ölen eşine ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisine katılma alacağına mahsup edilmek, yetmez ise bedel eklenmek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir; mal rejimi sözleşmesiyle kabul edilen başka düzenlemeler saklıdır.Sağ kalan eş, aynı koşullar altında ev eşyası üzerinde kendisine mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir.
- Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eşin veya ölen eşin yasal mirasçılarının istemiyle intifa veya oturma hakkı yerine, konut üzerinde mülkiyet hakkı tanınabilir.
- Sağ kalan eş, mirasbırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı meslek veya sanatı icra etmesi için gerekli olan bölümlerde bu hakları kullanamaz. Tarımsal taşınmazlara ilişkin miras hukuku hükümleri saklıdır.” şeklinde düzenleme yapılmıştır.
TMK 240. maddesi gereğince sağ kalan eşin katılma payı alacağına karşılık aile konutunun özgülenmesini talep etmesi için eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olması ve sağ kalan eşin katılma payı alacağının bulunması gerekmektedir. Sağ kalan eş haklı sebeplerin varlığı halinde aile konutunun mülkiyetini talep edebileceği gibi intifa veya oturma hakkı da talep edebilir. Aile konutunun değeri sağ kalan eşin katılma payı alacağından fazla olması halinde konutun güncel piyasa değeri mahkeme tarafından belirlenerek eksik kalan bedelin sağ kalan eş tarafından mahkemeye depo edilmesi gerekir.
Sonuç olarak aile konutunun sağ kalan eşe katılma payı alacağına karşılık özgülenmesi için eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin ölüm nedeniyle sona ermesi ve sağ kalan eşin katılma payı alacağının bulunması gerekmektedir. Sağ kalan eş haklı nedenlerin varlığında eski yaşantısını devam ettirmek istemesi halinde talepte bulunabilir. Bu nedenle sağ kalan eş aile konutunu terk etmişse veya aile konutunu kiraya vermişse özgülenme talebinde bulunamaz.
Aile konutunun miras payına mahsuben sağ kalan eşe özgülenmesi
Aile konutunun sağ kalan eşin miras payına karşılık özgülenmesi durumu Türk Medeni Kanunu’nun 652.maddesinde düzenlenmiştir. Sağ kalan eş eşler arasındaki mal rejimi ne olursa olsun miras hakkı kapsamında aile konutunun mülkiyetini talep edebilecektir.
Aile konutunun sağ kalan eşin miras payına karşılık özgülenmesi durumu Türk Medeni Kanunu’nun 652.maddesinde:
- Sağ kalan eş eşler arasındaki mal rejimi ne olursa olsun miras hakkı kapsamında aile konutunun mülkiyetini talep edebilecektir.
- Aile konutunun miras payına mahsuben sağ kalan eşe özgülenmesinin düzenlendiği Türk Medeni Kanunu 652.maddesine göre ”Eşlerden birinin ölümü hâlinde tereke malları arasında ev eşyası veya eşlerin birlikte yaşadıkları konut varsa; sağ kalan eş, bunlar üzerinde kendisine miras hakkına mahsuben mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir.
- Haklı sebeplerin varlığı halinde, sağ kalan eşin veya mirasbırakanın diğer yasal mirasçılarından birinin istemi üzerine, mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınmasına da karar verilebilir.
- Mirasbırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı meslek ve sanatı icra etmesi için gerekli olan bölümlerde, sağ kalan eş bu hakları kullanamaz. Tarımsal taşınmazlara ilişkin miras hukuku hükümleri saklıdır.” şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Sonuç olarak eşler arasındaki mal rejimi ne olursa olsun sağ kalan eş mirasçı sıfatına sahipse, eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu ve ev eşyası tereke malları arasındaysa miras payına mahsuben mülkiyet hakkı, eğer haklı nedenler varsa mülkiyet yerine oturma veya intifa hakkını isteyebilir.
İlgili Makale: Aile Konutu Şerhi Nasıl Kaldırılır?
Aile konutunun sağ kalan eşe özgülenmesi görevli mahkeme
Aile konutunun sağ kalan eşe özgülenmesi davasının hangi mahkemede açılması gerektiği uygulamada sıklıkla merak edilen konulardan bir diğeridir. Aile konutunun sağ kalan eşe özgülenmesinin TMK 240.madde veya TMK 652.madde kapsamında talep edilmesi halinde görevli mahkeme farklılık gösterecektir.
TMK 240.madde kapsamında aile konutunun sağ kalan eşin katılma payı alacağına karşılık özgülenmesi davasında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde asliye hukuk mahkemeleri aile mahkemesi sıfatıyla görevlidir.
TMK 652.madde kapsamında aile konutunun sağ kalan eşin miras payına karşılık özgülenmesi davasında görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. Bu dava taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ait davalardan kabul edilmektedir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 15.10.2018 tarih 2016/4179 esas 2018/6730 sayılı kararı
”Eşlerin birlikte yaşadıkları konut ve kullandıkları bu eşyalar ile ilgili olarak sağ kalan eşe mal rejimi hükümleri dışında mirastan bir takım haklar tanımıştır. Mal rejimi ne olursa olsun, sağ kalan eşe tereke malları arasında bulunan aile konutu ve ev eşyaları üzerinde yasal miras payına mahsuben mülkiyet hakkı, eğer haklı nedenler varsa mülkiyet yerine oturma veya intifa hakkını isteme olanağı getirmiştir. Ancak bu özgüleme ve alım hakkı bedelsiz değildir. Eğer eşin mirastan payına düşen miktar aile konutunun değerini karşılamıyorsa, eş miras payı dışında kalan aile konutunun değerini ödeyerek onun mülkiyet hakkını talep edebilecek, bakiye değeri ödeyecek gücü yok ise aile konutu üzerinde intifa veya oturma hakkı talep edebilecektir.
Her mirasçı, terekedeki belirli malların aynı, olanak yoksa satış yoluyla paylaştırılmasına karar verilmesini Sulh Mahkemesinden isteyebilir (TMK. m. 642) Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ait davalarda Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir. Bu nedenle Türk Medeni Kanunun 652. maddesine dayalı özgüleme isteklerinde görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir.” şeklinde karar verilmiştir.
Aile konutunun sağ kalan eşe özgülenmesi yetkili mahkeme
Aile konutunun sağ kalan eşe özgülenmesi davasında davanın nerede açılacağı merak edilen konulardan bir diğeridir. Bu noktada aile konutunun sağ kalan eşe özgülenmesi talebinin katılma payı alacağına karşılık mı yoksa miras payına karşılık mı talep edildiğine göre yetkili mahkeme değişiklik gösterir.
TMK 240.madde kapsamında aile konutunun sağ kalan eşin katılma payı alacağına karşılık özgülenmesi davasında yetkili mahkeme ölen eşin son yerleşim yeri mahkemesidir. Bu durum Türk Medeni Kanunu’nun 214.maddesinde kesin yetki kuralı olarak düzenlenmiştir. TMK 652.madde kapsamında aile konutunun sağ kalan eşin miras payına karşılık özgülenmesi davasında yetkili mahkeme taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir.
Aile konutunun sağ kalan eşe özgülenmesi arabuluculuk
Aile konutunun sağ kalan eşe özgülenmesi davasında arabuluculuğun dava şartı olan zorunlu arabuluculuk kapsamında olup olmadığı uygulamada sıklıkla merak edilen konulardan bir diğeridir. Bu noktada aile konutunun sağ kalan eşe özgülenmesi talebinin katılma payı alacağına karşılık mı yoksa miras payına karşılık mı talep edildiğine göre süreç farklılık gösterecektir.
Aile konutunun sağ kalan eşe özgülenmesi miras payına karşılık talep edilecekse bu dava ortaklığın giderilmesi davasının bir türü olarak kabul edildiğinden arabuluculuk kapsamındadır. Ancak TMK 240.madde kapsamında sağ kalan eşin katılma payı alacağına karşılık aile konutunun özgülenmesi talep ediliyorsa arabuluculuk zorunlu değildir.
Aile konutunun sağ kalan eşe özgülenmesi dava dilekçesi
…………NÖBETÇİ SULH HUKUK MAHKEMESİ’NE
DAVACI :
V E K İ Lİ : Av. Cansu BAYRAMOĞLU
DAVALILAR :
KONU : TMK’nın 652. maddesi gereğince, murisin vefatından sonra terekeye dahil olan aile konutu ve ev eşyalarının davacı sağ kalan eşin miras hakkına mahsuben mülkiyetine özgülenmesi (tahsisi) talebidir
DAVA DEĞERİ : Fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik ……. TL
AÇIKLAMALAR : Müvekkilin eşi ………. tarihinde vefat etmiştir. ”…………..” adresinde yer alan taşınmaz müvekkilim ve vefat eden eşinin birlikte oturdukları konut olup aile konutu niteliğindedir. İlgili taşınmaz murisin terekesine dahil olup evlilik birliğinde edinilmiştir. Müvekkilim ilgili taşınmazda ikamet etmekte olup bu nedenle müvekkilin miras payına mahsuben aile konutu ve ev eşyaları üzerinde mülkiyet hakkı tanınması için mahkemenizden başvurma zorunluluğumuz hasıl olmuştur.
Müvekkilin eşi ……. tarihinde vefat etmiştir. ……….. sayılı mirasçılık belgesine göre, murisin yasal mirasçıları; müvekkilim ile ………… ”dir. Muris ……….’den kalan terekede miras payına mahsuben mükiyetini talep ettiğimiz aile konutu niteliğinde olan ”…………..” yer alan taşınmaz harici başka taşınmazlar bulunmaktadır.
Türk Medeni Kanunu’nun 652.maddesinde ”Eşlerden birinin ölümü halinde tereke malları arasında ev eşyası veya eşlerin birlikte yaşadıkları konut varsa; sağ kalan eş, bunlar üzerinde kendisine miras hakkına mahsuben mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir” şeklinde düzenleme yapılmıştır. Müvekkilim ile vefat eden eşi dava konusu konutta birlikte yaşamışlardır. Müvekkilim için manevi değeri yüksek olan ve vefat eden eşi ile tüm anılarını barındıran aile konutunda yaşamaya devam etmektedir. Aile konutunun miras payına mahsuben müvekkile mülkiyet hakkı tanınması için mahkemenize başvurma zorunluluğumuz hasıl olmuştur.
HUKUKİ NEDENLER : TMK, HMK ve sair ilgili mevzuat
HUKUKİ DELİLLER : Nüfus Kaydı, İkamet bilgilerinin celbi, tanık, mirasçılık belgesi, keşif, bilirkişi ve sair tüm hukuki deliller
TALEP : Yukarıda açıkladığımız ve mahkemenizce resen gözetilecek nedenlerden ötürü,
1-Davamızın kabulü ile ”……….” bulunan aile konutunun ve içerisindeki ev eşyalarının davacı sağ kalan eşin miras payına mahsuben mülkiyetinin davacı adına tesciline, değerin miras payını aşması halinde aşan kısmın diğer mirasçılara ödenmesine karar verilmesini,
2-Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini saygılarımla vekaleten arz ve talep ederim.
Av. Cansu Bayramoğlu

Aile konutunun sağ kalan eşe özgülenmesi yargıtay kararları
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 08.02.2021 tarih 2017/1210 esas 2021/673 sayılı kararı
”Mal rejimi ne olursa olsun, sağ kalan eşe tereke malları arasında bulunan aile konutu ve ev eşyaları üzerinde yasal miras payına mahsuben mülkiyet hakkı, eğer haklı nedenler varsa mülkiyet yerine oturma veya intifa hakkını isteme olanağı getirmiştir. Ancak bu özgüleme ve alım hakkı bedelsiz değildir. Eğer eşin mirastan payına düşen miktar aile konutunun değerini karşılamıyorsa, eş miras payı dışında kalan aile konutunun değerini ödeyerek onun mülkiyet hakkını talep edebilecek, bakiye değeri ödeyecek gücü yok ise aile konutu üzerinde intifa veya oturma hakkı talep edebilecektir.
Bu madde gereğince, eşin miras hakkına mahsuben aile konutunun kendisine özgülenmesini talep etmesinde, öncelikle mülkiyet hakkı talebinin değerlendirilmesi gereklidir. İntifa hakkı tanınmak suretiyle özgüleme için haklı sebeplerin varlığını aramak gerekmektedir.
Somut olayda, öncelikle davacıya dava konusu konutun mirasbırakan ile birlikte kullanılan aile konutu olduğuna dair tespit hükmü almak üzere süre verilerek açılan davanın sonucunun beklenmelidir. Dava konusu yerin aile konutu olduğunun tespiti halinde terekeye dahil tüm malvarlığının parasal değeri bulunarak davacının miras payına düşen miktarın hesaplanması gerekir. Davacının miras payına mahsuben aile konutunun özgülenmesine karar verilecek ise davacının ödemesi gereken tutarın belirlenerek bu miktarın depo ettirilmesi sağlanmalıdır. Şartların bulunması halinde intifa hakkı tanınmak üzere intifa bedeli uzman bilirkişiye tespit ettirilerek intifa bedeli olarak hesaplanan miktarın depo ettirilmesi sağlanmalıdır. Bu şekilde yapılacak araştırma ve inceleme sonucunda bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.” şeklinde karar verilmiştir.
Yargıtay14. Hukuk Dairesi 10.02.2020 tarih 2016/13748 esas 2020/1526 sayılı kararında
”Dava konusu taşınmaz üzerinde sağ kalan eş olan davalı-karşı davacı Meryen Otacı’nın TMK 652. maddesine göre kendisine özgülenmesini talep edebilmesi için haklı sebepler bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Haklı sebebin varlığı, her somut olayda hâkim tarafından değerlendirilecektir. Aile konutunun değeri, bu değere mülkiyet, intifa ya da oturma hakkının etkisi, ölen eş ile sağ kalan eşin mirasçılarının aynı olup olmadığı, sağ kalan eşin yaşı, mirasçılarla kişisel ilişkileri, mali gücünün konutun ve ev eşyasının değerini karşılayıp karşılamayacağı, adına kayıtlı taşınmazlar olup olmadığı, sağ kalan eşin altsoyunun olmaması gibi haller hakimin haklı sebeplerin varlığının tayininde değerlendirmesi gereken hallerdir.
Haklı sebeplerin varlığının tespit edilmesi halinde ise mahkemece, murisin tüm terekesi tespit edilerek terekenin toplam değeri belirlenmeli, daha sonra mirasçıların miras paylarının ayrı ayrı değerleri belirlenmelidir. Bu hesaplamalar sonucunda, aile konutu ve eşyaların değeri, sağ kalan eşin miras payına düşen kısımdan fazla ise eksik bedelin depo ettirilmesi, karşılıyorsa miras payına mahsuben özgülenmesi gerekir.” şeklinde karar verilmiştir
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 19.01.2017 tarih 2016/21737 esas 2017/427 sayılı kararı
”Aile konutu, resmi evli eşlerin birlikte seçtikleri ve ortak aile yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdiği, yaşantılarını buna göre düzenlemeyi amaçladıkları konuttur(TMK’nun 186 m, HGK 28.09.2011 tr 2011/556 K.). Katılma alacağı, 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren TMK uyarınca; eklenecek değerlerden(TMK’nun 229.m) ve denkleştirmeden(TMK’nun 230.m) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının(TMK’nun 219.m) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin(TMK’nun 231.m) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır(TMK’nun 236/1.m). 01.01.2002 tarihinden önce yürürlükte bulunan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 170. maddesi uyarınca geçerli olan mal ayrılığı rejiminde katılma alacağına yer verilmemiştir. Dairemiz uygulamalarına göre, aile konutu ölen eşin kişisel malı ise sağ eş lehine mülkiyet hakkı tanınmamaktadır.
Somut olayda; davacı ile eşi … evli iken 27.09.2010 tarihinde … ölmüş davacı sağ eş ile davalı çocuklarını mirasçı olarak bırakmıştır. Mal rejimi ölüm tarihi itibarıyla sona ermiştir(TMK’nun 225/1. m). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK’nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı(743 sayılı TKM’nun 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir(4722 sayılı yasanın 10, TMK’nun 202/1.m). Katılma alacağına mahsuben mülkiyet hakkı tanınması istemine konu 3 nolu mesken, eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 13.07.1992 tarihinde satın alınarak, ölen eş adına tescil edilmiştir.
Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır(TMK’nun 179.m). Az yukarıda açıklanan aile konutu ölen eşin kişisel malı ise sağ eş lehine mülkiyet hakkı tanınmadığına yönelik Dairemiz uygulamaları göz önüne alınarak; 3 nolu mesken eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 13.07.1992 tarihinde satın alınıp ölen eş adına tescil edilmiş olması nedeniyle ölen eşin kişisel malı olduğundan Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından bozmayı gerektirmiştir.” şeklinde karar verilmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 09.09.2015 tarih 2015/15144 esas 2015/15890 sayılı kararında
”4721 sayili Türk Medeni Kanunu’nun 240/1. maddesinde; sağ kalan eşin eski yaşantısını devam ettirebilmesi için, ölen eşine ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisine katılma alacağına mahsup edilmek, yetmez ise bedel eklenmek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebileceği düzenlenmiştir. Aile konutu, resmi evli eşlerin birlikte seçtikleri ve ortak aile yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdiği, yaşantılarını buna göre düzenlemeyi amaçladıkları konuttur (TMK m. 186, HGK 28.09.2011 tarih, 2011/2-447 E., 2011/556 K.).
Katılma alacağı, 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren TMK uyarınca; eklenecek değerlerden (TMK’nun m. 229) ve denkleştirmeden (TMK’nun 230.m.) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK m. 219) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK m. 231) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK m. 236/1). 01.01.2002 tarihinden önce yörürlükte bulunan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 170. Maddesi uyarınca geçerli olan mal ayrılığı rejiminde katılma alacağına yer verilmemiştir. Dairemiz uygulamalarına göre, aile konutu ölen eşin kişisel malı ise sağ eş lehine intifa veya oturma hakkı tanınmamaktadır.
Bu açıklamalara göre; davacı sağ eşe konut üzerinde intifa ve oturma hakkının tanınması için; aile konutu olması, mal rejiminin ölümle sona ermesi ve sağ eşin katılma alacağının bulunması gerekir. Sağ eşin katılma alacak miktarı, iddia ve savunma doğrultusunda, aynı mahkemece yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde belirlenmelidir.
Aile konutu üzerine, intifa veya oturma hakkının tanınmasını gerektiren yasal koşulların davacı sağ eş lehine gerçekleştiğinin kanıtlanması durumunda, katılma alacağına mahsuben, yetmezse belirlenecek ilave bedelin davacı tarafça mahkeme veznesine depo ettirilmesi sağlandıktan sonra mahkemece özgüleme hakkında karar verilmelidir. Söz konusu değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
Somut olayda; eşler, 28.05.1990 tarihinde evlenmiş,25.01.2012 tarihinde eş H.. B..’ın ölümüyle eşi ve 3 çocuğunu mirasçı bırakmıştır. Mal rejimi ölüm tarihi itibarıyla sona ermiştir (TMK’nun m. 225/1). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK’nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM’nun m.170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı Yasanın m. 10, TMK’nun m. 202/1). Aile konutu, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu16.05.2005 tarihinde satın alınarak, ölen eş adına tescil edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK’nun m. 179).
O halde; mahkemece, uyuşmazlık hakkında davacı H.. B.. yönünden iddia ve savunma çerçevesinde deliller toplanıp TMK 240. maddesine göre yeniden değerlendirme yapılarak sonuca göre karar verilmesi gerekir. Mahkemece, belirtilen araştırma ve inceleme yapılmadan, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı şekilde davanın reddilmiş olması doğru değildir, bozmayı gerektirmiştir.” şeklinde karar verilmiştir.

