Türk Medeni Kanunu 462. madde vesayet makamının izni gereken halleri düzenlenmiştir. İlgili kanuna göre vesayet makamının izni gereken hallerde vasi kısıtlı adına işlem yapmadan önce vasi dosyasının bulunduğu sulh hukuk mahkemesi’nde izin alması gerekmektedir. Kanunen gerektiği halde vasinin yetkili vesayet makamının iznini almadan yapmış olduğu işlemler, vesayet altındaki kişinin vasinin izni olmaksızın yaptığı işlem hükmündedir.
TMK 462. madde
Türk Medeni Kanunu 462. madde vesayet makamından izninin gerekli olduğu durumlar:
- Taşınmazların alımı, satımı, rehnedilmesi ve bunlar üzerinde başka bir aynî hak kurulması,
- Olağan yönetim ve işletme ihtiyaçları dışında kalan taşınır veya diğer hak ve değerlerin alımı, satımı, devri ve rehin edilmesi,
- Olağan yönetim sınırlarını aşan yapı işleri,
- Ödünç verme ve alma,
- Kambiyo taahhüdü altına girme,
- Bir yıl veya daha uzun süreli ürün ve üç yıl veya daha uzun süreli taşınmaz kirası sözleşmeleri yapılması,
- Vesayet altındaki kişinin bir sanat veya meslekle uğraşması,
- Acele hâllerde vasinin geçici önlemler alma yetkisi saklı kalmak üzere, dava açma, sulh olma, tahkim ve konkordato yapılması,
- Mal rejimi sözleşmeleri, mirasın paylaştırılması ve miras payının devri sözleşmeleri yapılması,
- Borç ödemeden aciz beyanı,
- Vesayet altındaki kişi hakkında hayat sigortası yapılması,
- Çıraklık sözleşmesi yapılması,
- Vesayet altındaki kişinin bir eğitim, bakım veya sağlık kurumuna yerleştirilmesi,
- Vesayet altındaki kişinin yerleşim yerinin değiştirilmesi.
Türk Medeni Kanunu 462. madde gerekçesi
Eski Kanunun 405 inci maddesini karşılamaktadır.
(2) numaralı bende “diğer hak ve değerlerin alımı, satımı, devri ve rehin edilmesi” ifadesi eklenmiştir.
(3) numaralı benddeki “Alelade idare ihtiyaçları haricinde inşaat” yerine “olağan yönetim sınırlarını aşan yapı işleri” deyimi kullanılmıştır.
(6) numaralı bendindeki “bir yıl veya daha uzun süreli ürün …” hükmündeki ürün kirası, yürürlükteki maddede “arazi kirası” olarak geçmektedir. Bu değişiklikle “arazi” sözcüğü yerine “ürün” sözcüğü kullanılmıştır. Böylece buraya sadece bir yıl veya daha uzun süreli taşınmazların değil, koşulları varsa taşınırların da ürün kirası dahil edilmiştir.
(8) numaralı bendindeki “husumet” sözcüğü yerine “dava açma” sözcüğü kullanılmıştır. Açılan davada vesayet altındaki kişiyi temsilen vasinin davayı yürütmesi için ayrıca vesayet makamından izin almasına gerek olmadığından buraya eklenmesine gerek duyulmamıştır.
(9) numaralı bendinde, sadece miras taksim sözleşmesi izne tabi tutulmuşken, yeni düzenlemede bu hükme ayrıca “miras payının devri sözleşmeleri”de dahil edilmiştir. Zira miras taksim sözleşmesi yeni deyimiyle “paylaşma sözleşmesi” kadar önemli olan, vesayet altındaki kişinin miras payının devri sözleşmelerinin, vesayet makamının izninden bağışık tutulmasının haklı bir gerekçesi olamaz.
İlgili Makale: Vasi Satış İzni Davası
Vasinin izin alması gereken haller yargıtay kararları
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 14.12.2011 tarih 2011/10571esas 2011/12248 sayılı kararı
”Türk Medeni Kanunu 462/9. maddesine göre, mal rejimi sözleşmeleri, mirasın paylaştırılması ve miras payının devri sözleşmeleri yapılması, vesayet makamının iznine tabi kılınmıştır. Somut olayda; vasinin kısıtlı adına miras sözleşmesi değil, miras taksim sözleşmesi ve miras payı devir sözleşmesi yapma izni istediği, TMK 462/9 maddesine göre, kısıtlı adına miras paylaştırılması ve miras payının devri sözleşmesi yapılmasının, vesayet makamının iznine tabi olduğu anlaşılmış olmakla, uyuşmazlığın vesayet makamı olan Çardak Sulh Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir” şeklinde karar verilmiştir.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 18.12.2018 tarih 2018/6239 esas 2018/8350 sayılı kararı
”Vasi, 20.09.2018 havale tarihli dilekçesiyle; kısıtlıyı ….’da bulunan bakım merkezine yerleştirdiğini belirterek dosyanın…’ya gönderilmesini talep etmiştir. …. Sulh Hukuk Mahkemesince, kısıtlının MERNİS adresinin “….” olduğu gerekçesiyle dosyanın gönderilmesine karar verilmiştir.
….Sulh Hukuk Mahkemesince, vesayet makamı olan …. Sulh Hukuk Mahkemesince verilmiş bir sağlık, kurumuna yerleştirme kararının bulunmadığı (TMK.m.462/13), vasinin bu işlemi resen gerçekleştirdiği, adres değişikliğini de vasinin yaptırdığı, vesayet makamınca verilmiş bir adres değişikliği izninin bulunmadığı (TMK.m.462/14) gerekçesiyle mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiştir.
Türk Medeni Kanununun 411. maddesine göre, “Vesayet işlerinde yetki, küçüğün veya kısıtlının yerleşim yerindeki vesayet dairelerine aittir. “Aynı Kanunun 19/1. maddesi uyarınca “Yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir.” TMK m.412’de ise “Vesayet makamının izni olmadıkça vesayet altındaki kişi yerleşim yerini değiştiremez. Yerleşim yerinin değişmesi hâlinde yetki, yeni vesayet dairelerine geçer. Bu takdirde kısıtlama yeni yerleşim yerinde ilân olunur.” hükmü yer almaktadır. Dosyanın incelenmesinden, kısıtlının yerleşim yeri değişikliğine ve bakım kurumuna yerleştirilmesine izin verilmesine ilişkin vesayet makamı olan ….. Sulh Hukuk Mahkemesince TMK m. 412/1 ve 462/13. bente göre verilmiş bir izin kararı olmadığından vesayet dosyasının takibi ile…. Sulh Hukuk Mahkemesi yetkilidir.” şeklinde karar verilmiştir.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 01.03.2016 tarih 2016/309 esas 2016/3521 sayılı kararında
”Vasi, vesayeti altındaki kısıtlının malik olduğu taşınmazın satışına izin verilmesini istemiş, vesayet makamınca kısıtlıya ait taşınmazın satışına izin verilmiş, karar vasi tarafından bedelin fahiş olduğu gerekçesi ile temyiz edilmiştir. Vasi, taşınmazın tespit edilen satış bedelini fahiş bulduğu gerekçesi ile temyiz talebinde bulunmuştur. Taşınmazın satışına izin verme görevi vesayet makamına aittir.
Türk Medeni Kanununun 397. maddesinde de denetim makamı görevinin asliye hukuk mahkemesine ait olduğu hükme bağlanmıştır. Vesayet makamınca istem uygun görülerek, kısıtlıya ait taşınmazın satışına izin verilmiştir. Temyiz talebi bedele yöneliktir. Açıklanan bu hukuki düzenlemelere göre; temyiz dilekçesinin denetim makamı olan asliye hukuk mahkemesine gönderilmesi ve denetim makamınca TMK 488. maddesi gereğince bu konuda kesin bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine” şeklinde karar verilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 20.12.2016 tarih 2016/13520 esas 2016/16268 sayılı kararında
”Davacı baba …karar sayılı dosyası ile 15.04.2009 tarihinde kısıtlanmış ve kardeşi … davacı babaya vasi olarak atanmıştır. Vasi tarafından boşanma hükmü ile ortak çocuk …. anneye bırakılan velayetinin değiştirilerek babaya verilmesi talebiyle dava açılmıştır. Vasinin, vesayeti altındaki kişi adına dava açması için vesayet makamından “Dava açma izni” kararı alması zorunludur (TMK m.462/8). Vesayet makamanın iznine tabi olan işlem, izin alınmaksızın yapılırsa, vasinin yaptığı bu muamele vesayet altındaki kişiyi bağlamaz (TMK m. 465). …., dava açma yönünde izin kararı alması için süre verilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.” şeklinde karar verilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 22.12.2015 tarih 2015/14408 esas 2015/24712 sayılı kararı
”Davacı kadın, davadan önce 22.06.2011 tarihinde Türk Medeni Kanununun 405. maddesinde yer alan sebeple kısıtlanarak vesayet altına alınmıştır. Evliliğin iptaline ilişkin dava, davacı adına yasal temsilcisi olan vasisi tarafından açılmıştır. Vasinin, vesayeti altındaki kişi adına dava açması için vesayet makamından “dava açma izni” kararı alması zorunludur (TMK md. 462/8). Vesayet makamının iznine tabi olan işlem, izin alınmaksızın yapılırsa, vasinin yaptığı bu muamele vesayet altındaki kişiyi bağlamaz (TMK md. 465). Vesayet makamı tarafından dava açma izni için usulüne uygun olarak verilmiş bir karar alınmadan davaya bakılması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.” şeklinde karar verilmiştir.

