Nişanlanma evlenme vaadiyle gerçekleşse de nişanlılık evlenmeye zorlamak için dava hakkı vermez. Bu noktada her iki taraf veya taraflardan biri nişanın bozulmasını isteyebilir. Nişanın haksız şekilde sona erdirilmesi durumunda ise taraflardan biri mağduriyet yaşamamışsa tazminat talebi gündeme gelir. Yazımızda nişan bozma nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası, nişan bozma nedeniyle tazminat davasında zamanaşımı, ispat, görevli ve yetkili mahkeme ve güncel yargıtay kararlarını sunmayı hedefliyoruz.
Nişan bozma nedeniyle tazminat
Nişanın bozulması nedeniyle tazminat taraflardan birinin nişanı haklı bir neden sunmaksızın veya kusurlu bir davranışı nedeniyle nişanın bozulması durumunda gündeme gelmektedir. Ancak nişan bozma nedeniyle tazminat talebi mevcut durumun koşullarına göre değerlendirilir. Nişanın bozulması nedeniyle mağduriyet yaşayan taraf bunu ispatlar delilleri mahkemeye sunmazsa hak kaybına maruz kalabilir.
Nişanın bozulması nedeniyle tazminat talep edilebilmesi için öncelikle nişanın taraflardan birinin haklı bir sebep göstermeden veya kusuru nedeniyle ona yükletilebilen bir nedenden dolayı bozulması gerekmektedir. Bu ön koşul sağlandıktan sonra mevcut durumun şartlarına göre maddi ve manevi tazminat talep edilebilecektir. Nişan bozma nedeniyle maddi tazminatta evlenme amacıyla yapılan harcamalar, nişan giderleri, katlanılan maddi fedakarlıklar talep edilebilir. Nişan bozma nedeniyle manevi tazminat ise nişanın bozulması nedeniyle kişilik hakları zarar görülmesi ve bunu ispatlar delillerin sunulması halinde talep edilebilir.
Sonuç olarak nişan bozma nedeniyle tazminat davası nişanın bir tarafın geçerli bir neden sunmadan veya kusurlu bir hareketi nedeniyle bozulması durumunda mağduriyet yaşayan tarafın zararını gidermek için talep edilir. Mahkeme nişan bozma nedeniyle maddi ve manevi tazminat talepli davalarda öncelikle nişanın bozulmasında hangi tarafın kusurlu olduğunun tespiti yapacak bu tespitten sonra tazminat miktarına hakkaniyet ilkesi karar verecektir.
Nişanın bozulması nedeniyle maddi tazminat
Nişanın bozulması nedeniyle maddi tazminat nişanın bozulmasında kusuru bulunmayan tarafın karşı tarafın nişanı bozması nedeniyle maddi kayıplarının telafisi için talep edilmektedir. Nişan taraflardan birinin haklı bir gerekçe sunmadan veya kusurlu bir davranışı nedeniyle bozulması durumunda kusuru bulunmayan taraf evlenme amacıyla yaptığı harcamaları, katlandığı maddi külfetleri, nişan giderleri gibi masrafları maddi tazminat olarak talep edebilir.
Nişanın bozulması nedeniyle maddi tazminat Türk Medeni Kanunu 120. maddesinde ”Nişanlılardan biri haklı bir sebep olmaksızın nişanı bozduğu veya nişan taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulduğu takdirde; kusuru olan taraf, diğerine dürüstlük kuralları çerçevesinde ve evlenme amacıyla yaptığı harcamalar ve katlandığı maddi fedakârlıklar karşılığında uygun bir tazminat vermekle yükümlüdür. Aynı kural nişan giderleri hakkında da uygulanır. Tazminat istemeye hakkı olan tarafın ana ve babası veya onlar gibi davranan kimseler de, aynı koşullar altında yaptıkları harcamalar için uygun bir tazminat isteyebilirler.” şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Nişanın bozulması nedeniyle maddi tazminat talebinde menfi tazminat talep edilir yani nişanlanma olmasaydı uğranılmayacak olan parasal zararlar talep edilebilir. Maddi tazminat kapsamında dürüstlük kurallarına uygun yapılan nişan giderleri, evlenme amacıyla yapılmış harcamalar ile nişanlanma sebebiyle katlanılan fedakarlıklardan dolayı ortaya çıkmış olan zararlar talep edilir.
İlgili Makale: Nişan Bozma Nedeniyle Hediyelerin İadesi
Nişanın bozulması maddi tazminat yargıtay kararları
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 05.12.2019 tarih 2019/2076 esas 2019/9756 sayılı kararı
”Dava; nişanın bozulmasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 4721 sayılı TMK 120. maddesinde; “Nişanlılardan biri haklı bir sebep olmaksızın nişanı bozduğu veya nişan taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulduğu takdirde; kusuru olan taraf, diğerine dürüstlük kuralları çerçevesinde ve evlenme amacıyla yaptığı harcamalar ve katlandığı maddî fedakârlıklar karşılığında uygun bir tazminat vermekle yükümlüdür. Aynı kural nişan giderleri hakkında da uygulanır.” hükmü yer almaktadır.
Davacı yanın isteyeceği tazminat menfi tazminattır. Başka bir anlatımla nişanlanma olmasaydı uğranılmayacak olan parasal zarar istenebilir. Menfi tazminatın kapsamı yasada gösterilmiş olup, bunlar, dürüstlük kuralları çerçevesinde yapılan harcamalar, evlenme amacıyla yapılan harcamalar ve evlenme amacıyla katlanılan maddi fedakarlıklardır.
Maddi tazminat istenebilmesi için nişan haklı bir sebep olmaksızın bozulmuş olmalı ya da nişan taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulmuş olmalıdır. Davacı iddiasını kanıtlarsa uygun bir tazminata hükmedilir. Davacı iddiasını her türlü delille ispat edebilir.
Somut olayda davacı taraf, nişanın bozulması nedeniyle maddi zarar uğradığını iddia ederek maddi tazminat isteminde bulunmuş, mahkemece davacının maddi tazminat isteminin kabulüne karar verilmiş ise de, davacı taraf, nişanın davalının kusurlu davranışları sonucu bozulduğunu ispat edememiştir. Bu nedenle mahkemece; davacının maddi tazminat isteminin tümden reddine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu talebin kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.” şeklinde karar verilmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 01.11.2011 tarih 2011/10149 esas 2011/16955 sayılı kararında
”Nişanın haksız bozulması nedeniyle maddi tazminatın talep edilebilmesi için, nişan tarihinden sonraki olaylardan kaynaklanan bir zarar bulunmalıdır. Mahkemece de belirtildiği gibi, karşı davacının tazminat istemine dayanak gösterilen olay (gitmekte olduğu meslek edinme kursunu bırakması) nişan tarihinden öncesine ait bulunmaktadır. Mahkemece tanık beyanına dayanılarak, davacının kendi isteğiyle nişan öncesinde bırakmış olduğu kursla nişanın yapılmasını ilişkilendirerek, maddi tazminata hükmedilmiş olması doğru görülmemiştir.” şeklinde karar verilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 17.09.2025 tarih 2025/6945 esas 2025/7429 sayılı kararı
”4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 120 inci maddesi gereğince, “Nişanlılardan biri haklı bir sebep olmaksızın nişanı bozduğu veya nişan, taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulduğu takdirde; kusuru olan taraf, diğerine dürüstlük kuralları çerçevesinde ve evlenme amacıyla yaptığı harcamalar ve katlandığı maddî fedakârlıklar karşılığında uygun bir tazminat vermekle yükümlüdür. Aynı kural nişan giderleri hakkında da uygulanır. Tazminat istemeye hakkı olan tarafın ana ve babası veya onlar gibi davranan kimseler de, aynı koşullar altında yaptıkları harcamalar için uygun bir tazminat isteyebilirler.
Yukarıdaki yasal düzenlemeye göre, nişanın bozulması nedeniyle bir taraf yararına maddi tazminata hükmedilebilmesi için, nişanlanma sözleşmesinin ortada haklı bir sebep olmaksızın ya da taraflardan birine yükletilebilecek kusurlu bir davranış sebebiyle bozulmuş olması gerekir.
Burada istenilebilecek maddi tazminat menfi zarara ilişkindir. Yani, nişanlanılmamış olunsaydı uğranılmayacaktı diyebileceğimiz zararlar maddi tazminat kapsamına girer. Bu zararlar; nişan giderleri, evlenme amacıyla yapılmış harcamalar ile nişanlanma sebebiyle katlanılan fedakârlıklardan dolayı ortaya çıkmış olan zararlardır. Ayrıca, yapılan harcamaların dürüstlük kurallarına uygun yapılmış olması gerekir. Böyle bir zararın kanıtlanması hâlinde ise, zararın tamamının tazmini değil, ancak uygun bir tazminata hükmedilmesi yoluna gidilir.” şeklinde karar verilmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 20.02.2018 tarih 2016/13448 esas 2018/1362 sayılı kararı
”Somut olayda; davacı … … çiftin evlendiklerinde oturacakları evde tadilat ve onarım yapıldığı, mobilya alınıp evin döşendiği ve davalı için kişisel alışveriş yapıldığı gerekçesiyle maddi tazminat talebinde bulunmuş ise de; söz konusu tadilat ve onarım masraflarının nişanlı karşı tarafa verilen hediye niteliğinde değerlendirilmesi mümkün değildir.
Zira, evlilik gerçekleşse idi çiftler tadilat ve onarım yapılan bu evde birlikte yaşayacakları için tadilat ve onarım ile evde meydana gelen konfordan çiftler birlikte faydalanacaklardı. Kaldı ki; bu ev davacı tarafın kendisine ait olduğu için söz konusu tadilat ve onarım nedeniyle evin değerinde meydana gelen artış da davacı tarafta kalmış olup, davacının yaptığı bu masrafların nişanın bozulmasından doğan maddi tazminat ya da verilen nişan hediyelerinin iadesi kapsamında değerlendirilmesi doğru görülmemiştir. Ayrıca anılan onarım masrafları davalı tarafın sebepsiz zenginleşmesine de neden olmaz. Zira; sebepsiz zenginleşme için, bir taraf zenginleşirken diğer tarafın fakirleşmesi, zenginleşme ile fakirleşme arasında nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekir.
Sebepsiz zenginleşmeden söz edebilmek için öncelikle, davalının mal varlığında bir çoğalmanın meydana gelmesi gerekir. Bu zenginleşme, mal varlığının artması şeklinde olabileceği gibi, azalmasının önlenmesi şeklinde de olabilir. Zenginleşmenin miktarı istenebilecek alacağın da üst sınırını oluşturur. Sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan, tahakkuk etmemiş veya varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hata sonucu verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşme bunlardan hangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı geri verme borcu altındadır.
Somut olayda ise, davacının ödediği tadilat ve onarım bedeli nedeni ile davalı tarafın mal varlığının arttığını iddia etmek mümkün değildir. Aynı şekilde eve döşenen mobilyalar da evde kalmış olup bunların da nişanlı karşı tarafa verilen hediye niteliğinde değerlendirilmesi mümkün değildir. Davalı … için yapılan alışverişte alındığı iddia edilen giyim eşyaları ise yukarıda belirtilen ilke gereğince; giymekle, kullanılmakla eskiyen ve tüketilen nitelikte eşyalar olduğundan ve bunların bedelinin iadesine karar verilemeyeceğinden, davacı … …’ın maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.” şeklinde karar verilmiştir.
Nişanın bozulması nedeniyle manevi tazminat
Nişanın bozulması nedeniyle manevi tazminat nişanın taraflardan birinin haklı sebebi olmadan veya kusuruyla nişanın bozulmasına neden olması durumunda diğer tarafın kişilik hakları saldırıya uğramışsa mağduriyetinin karşılanması için talep edilmektedir. Nişanın bozulması nedeniyle manevi tazminat talep edecek taraf öncelikle nişanın bozulmasında karşı tarafın kusurlu olduğunu daha sonra ise bu nedenle kişilik haklarının saldırıya uğradığını manevi yönden zarar gördüğünü ispatlamalıdır.
Nişanın bozulması nedeniyle manevi tazminat davası Türk Medeni Kanunu 121. maddesinde ”Nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Nişanın bozulması nedeniyle manevi tazminat talebinde bulunabilmek için yalnızca nişanın haksız şekilde bozulması yeterli olmayıp kişilik haklarının da ihlal edilmesi ve bunun ispatlanması gerekir.
Nişanın bozulmasından dolayı duyulan üzüntü manevi tazminata hükmedilmesi için yeterli değildir. Manevi tazminata karar verilebilmesi için talepte bulunan kişinin kişisel haklarının fahiş olarak zarara uğramış olması gerekir. Mahkeme somut olayın özellikleri, nedenler ve delilleri değerlendirerek manevi tazminatla ilgili karar verecektir.
Nişanın bozulması manevi tazminat yargıtay kararları
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 27.01.2016 tarih 2015/3073 esas 2016/836 sayılı kararı
”Dava, nişanın bozulması nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Kural olarak nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. (TMK m. 121) Nişanın bozulmasından dolayı davacı lehine manevi tazminata hükmedilebilmesi için, nişanın haksız olarak bozulmasının yanında, davacının kişilik haklarının da ihlal edilmiş olması gerekir.
Nişanın bozulması, doğal olarak taraflarda değişik şiddet ve ölçülerde de olsa üzüntü yaratır ve menfaat ihlaline neden olur. Ancak sırf, nişanın bozulmasından dolayı duyulan üzüntü ve hayal kırıklığına uğranılmış olması manevi tazminata hükmedilmesi için yeterli değildir. Doğal olan üzüntü ve menfaat ihlali manevi tazminata esas alınmaz. Zira, manevi tazminata karar verilebilmesi için istemde bulunan nişanlının kişisel haklarının fahiş olarak zarara uğramış olması gerekir. Bu fahiş zararın somut olay ve nedenlere dayanılarak ispat edilmesi gerekir.
Somut olayda; taraflar arasındaki nişanın, davalı tarafından bozulduğu sabit ise de, nişanın bozulmasından dolayı, davacının kişilik haklarının fahiş olarak zarara uğradığı, davacı tarafından usulünce ispat edilememiştir.
O halde, mahkemece; nişanın bozulmasının, davacının hayat, vücut bütünlüğü, sağlık, özgürlük, isim, resim, şeref, haysiyet gibi değerlerinde bir ihlale yol açmadığı, davacının kişilik haklarına herhangi bir saldırının sözkonusu olmadığı, bu itibarla, manevi tazminata hükmedilmesi için gereken koşulların oluşmadığı gözetilerek; davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.” şeklinde karar verilmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 12.02.2014 tarih 2013/17223 esas 2014/2072 sayılı kararı
”TMK’nun 121.maddesine göre, nişanın bozulmasından kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan (nişanlıdan) manevi tazminat olarak uygun bir miktarda para ödenmesini isteyebilir. Bilindiği üzere; manevi tazminat, haksız bir eylemin yarattığı üzüntünün, duyulan elem ve acıların giderilmesini amaçlayan bir ödencedir. Manevi zarar, mal varlığına dokunmayan, yaşam, sağlık, namus, sır, aile mahremiyeti gibi mal varlığı harici varlıklarda meydana gelen azalma olup, bu zarar manevi tazminatla giderilmeye, azaltılmaya çalışılmıştır.
Nişanın bozulmasının, taraflarda üzüntü yaratması ve menfaatleri haleldar etmesi doğaldır. Doğal olan bu üzüntü ve menfaat ihlali manevi tazminata esas alınmaz. Bir kere nişanlandıktan sonra tazminat ödeme tehdidi altında bulunmak suretiyle evlenmeyi taraflar için zorunlu hale getirebilecek şekilde manevi tazminata hükmedilemez. Ancak nişanın bozulması nedeni ile fahiş bir zarar doğmuş ve bu nedenle kişilik hakları da saldırıya uğramış ise bu durumun ispatı halinde manevi tazminata hükmedilebilir.
Medeni Kanun’un 6.maddesi gereğince, “Kural olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.” buna göre davacının, kişilik haklarının ihlal edildiğini kanıtlaması gerekmektedir.
Somut olayda, nişanın bozulması nedeniyle manevi tazminat talep edenler nişanı bozulan Nurdan ile birlikte Nurdan’ın annesi Kıymet ve babası İbrahimdir. Mahkemece her üç davacı lehine de manevi tazminata hükmedilmiştir. Nişanın bozulması nedeniyle manevi tazminat talep hakkı bulunanın TMK’nun 121. md. gereğince Nurdan olduğu, anne ve babasının bu nedenle manevi tazminat talep edemeyeği hususu mahkemece dikkate alınmamıştır.
Davacı Nurdan nişanın bozulması nedeniyle TMK’nun 121. md gereğince manevi zarara uğradığını ispat edememiştir. Davalının salt nişanın bozulmasına sebebiyet vermesi nedeniyle, davacılar lehine manevi tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.” şeklinde karar verilmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 10.10.2018 tarih 2018/1733 esas 2018/9850 sayılı kararı
”Somut olayda, davalının 03 Temmuz 2010 tarihinde başka bir bayanla evlenmiş olmasına rağmen durumu davacıdan gizleyerek görüşmeye devam etmesi, niyetinin ciddi olduğuna dair vaatlerde bulunarak evleneceklerine inandırması nedeniyle davacının ruhsal çöküntü içine girdiği (depresyon) anlaşılmış ise de, mahkemece davalının ekonomik ve sosyal durumu araştırılarak tazminatın niteliği de gözetilerek hakkaniyete uygun, aşırı olmayan ve ceza niteliğine bürünmeyen, aynı zamanda zenginleşme aracı olmayacak ölçüde manevi tazminata karar verilmesi gerekirken, davalının sosyal ve ekonomik durumu araştırılmadan yukarıdaki ilkelere aykırı şekilde tazminata hükmedilmesi adil ve hakkaniyete uygun bulunmamıştır.
O halde, mahkemece; davalının ekonomik ve sosyal durumu araştırılarak, zenginleşme aracı olmayacak ölçüde hakkaniyete uygun bir manevi tazminata karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.” şeklinde karar verilmiştir.

Nişan bozma nedeniyle tazminat davasında ispat
Nişanın bozulması nedeniyle tazminat talebiyle açılan davalarda ispat yükünün hangi tarafta bulunduğu uygulamada sıklıkla merak edilen konulardandır. Nişanın bozulması nedeniyle tazminat taleplerinde öncelikle nişanın bozulmasında karşı tarafın kusurlu olduğunu davayı açan davacının ispatlanması gerekir. Daha sonra mağduriyet yaşadığını iddia eden davacının nişanın bozulması nedeniyle uğranılan zarar ispatlamalıdır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 17.03.2015 tarih 2014/18045 esas 2015/4348 sayılı kararı
”Kural olarak nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. (TMK m. 121) Nişanın bozulmasından dolayı davacı lehine manevi tazminata hükmedilebilmesi için, nişanın haksız olarak bozulmasının yanında, davacının kişilik haklarının da ihlal edilmiş olması gerekir.
Nişanın bozulması, doğal olarak taraflarda değişik şiddet ve ölçülerde de olsa üzüntü yaratır ve menfaat ihlaline neden olur. Ancak sırf, nişanın bozulmasından dolayı duyulan üzüntü ve hayal kırıklığına uğranılmış olması manevi tazminata hükmedilmesi için yeterli değildir. Doğal olan üzüntü ve menfaat ihlali manevi tazminata esas alınmaz. Zira, manevi tazminata karar verilebilmesi için istemde bulunan nişanlının kişisel haklarının fahiş olarak zarara uğramış olması gerekir. Bu fahiş zararın somut olay ve nedenlere dayanılarak ispat edilmesi gerekir.
Somut olayda; nişanı, asıl davanın davacısı Y.. E.. bozmuştur. Her ne kadar davacı Y.. E.., nişanı davalı (birleşen dosyanın davacısı) Emine’nin kusurlu hareketleri sonucu bozmak zorunda kaldığını iddia etmiş ise de, davalı Emine’nin kusurunu ve nişanın bozulmasından dolayı kişilik haklarının fahiş olarak zarara uğradığını usulünce ispat edememiştir.” şeklinde karar verilmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 05.12.2019 tarih 2019/2076 esas 2019/9756 sayılı kararı
”Maddi tazminat istenebilmesi için nişan haklı bir sebep olmaksızın bozulmuş olmalı ya da nişan taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulmuş olmalıdır. Davacı iddiasını kanıtlarsa uygun bir tazminata hükmedilir. Davacı iddiasını her türlü delille ispat edebilir.
Somut olayda davacı taraf, nişanın bozulması nedeniyle maddi zarar uğradığını iddia ederek maddi tazminat isteminde bulunmuş, mahkemece davacının maddi tazminat isteminin kabulüne karar verilmiş ise de, davacı taraf, nişanın davalının kusurlu davranışları sonucu bozulduğunu ispat edememiştir.
Bu nedenle mahkemece; davacının maddi tazminat isteminin tümden reddine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu talebin kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.” şeklinde karar verilmiştir.
Sonuç olarak nişan bozma nedeniyle tazminat davasında ispat yükü davacı taraftadır. Davacı taraf karşı tarafın nişanın bozulmasındaki kusurunu ispatlayıp daha sonrasında nişanın bozulması nedeniyle maddi ve manevi zararını da ispatlamalıdır. Davacı taraf ispata yarar delilleri mahkemeye sunmadığında hak kaybına uğraması kaçınılmazdır. Bu nedenle süreçte alanında uzman yardım alınması kritik öneme sahiptir.
Nişan bozma nedeniyle tazminat zamanaşımı
Nişan bozma nedeniyle tazminat taleplerinin ne kadar süre ile talep edilebileceği uygulamada merak edilen konulardan bir diğeridir. Nişan bozulması nedeniyle yaşanan mağduriyetin giderilmesi için talep edilecek tazminat bir yıllık zamanaşımına tabidir.
Nişanın bozulması nedeniyle tazminat taleplerinde zamanaşımı ilişkinTürk Medeni Kanunu’nun 123. maddesinde ”Nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları, sona ermenin üzerinde bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar” şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 23.12.2025 tarih 2025/8445 esas 2025/11777 sayılı kararı
”Davacı erkek vekili, davalı kadının haksız olarak nişanı bozması nedeniyle hediyelerin iadesi ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş, davalı kadın vekili ise cevap dilekçesinde nişanın davacının belirttiği tarihten daha önce bozulduğunu, bu nedenle nişan bozulmasından kaynaklı alacaklarda dava açmak için öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresinin de geçtiğini, üstelik nişanın bozulmasında davacı tarafın kusurlu olduğunu, bu nedenle tazminat taleplerinin de reddi gerektiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davacının tazminat talebinin reddine, hediye edilen ziynetlerin geri iadesi talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın taraflarca istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacının, maddi-manevi tazminata yönelik istinaf taleplerinin esastan reddine, davacının bir kısım altınlara, davalının ise 1 adet çeyrek altın, 2 adet yarım atlına yönelik istinaf taleplerinin kısmen kabulü ile, kararın bu yönden kaldırılarak yerine yeniden esas hakkında hüküm tesisine karar verilmiş, karar taraflarca temyiz edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde Mahkemece nişanın hangi tarihte bozulduğu yönünde bir tespitte bulunulmadığı gibi davalı vekilinin zamanaşımı itirazı hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediği anlaşılmaktadır. Maddi hukuka dayanan savunma vasıtaları itirazlar ve def’iler olarak ikiye ayrılmakta olup, itirazlar; bir hakkın doğumuna engel olan veya o hakkı sona erdiren vakalar olup, hakim tarafından re’sen gözetilebilmektedir. Def’iler ise; davalının borçlu olduğu edimi özel bir nedenle yerine getirmekten kaçınmasına imkân veren bir hak olup, taraflarca ileri sürülmesi gerekir.
Bu durumda Mahkemece, davacı ile davalı arasındaki nişanlılık ilişkisi nazara alınarak, davalının öne sürdüğü zamanaşımı def’înin, öncelikle ön sorun şeklinde incelenmesi (HMK.163-164.maddelerine göre) ve olumlu ya da olumsuz bir karara bağlanması gerekirken, davalının zamanaşımı savunması hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden işin esası hakkında yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, sair yönler incelenmeksizin bozmayı gerektirmiştir.” şeklinde karar verilmiştir.
Nişan bozma nedeniyle tazminat davası görevli ve yetkili mahkeme
Nişanın bozulması nedeniyle tazminat davasında görevli mahkeme aile mahkemeleridir. Aile mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde asliye hukuk mahkemeleri aile mahkemesi sıfatıyla görevlidir. Nişan bozma nedeniyle tazminat davasında yetkili mahkeme davalının ikamet yerindeki mahkemedir.
Nişan bozma nedeniyle tazminat dava dilekçesi örneği
……… NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİ’NE
DAVACI: Ad Soyad (TC Kimlik No)
VEKİLİ: Av. Ad Soyad
DAVALI: Ad Soyad (TC Kimlik No)
KONU: Taraflar arasındaki nişanın davalının kusurlu hareketleri nedeniyle ……. tarihinde sona ermesi nedeniyle nişanlılık adına yapılan maddi giderler adına fazlaya dair haklarımız saklı kalmak şartıyla şimdilik … TL maddi, nişan bozulması sebebiyle müvekkilin kişilik haklarına yapılan saldırı nedeniyle… TL manevi tazminat talebimiz
AÇIKLAMALAR:
1-) Taraflar …… tarihinde ……… adresinde yer alan salonda tören ile nişanlanmıştır. Tarafların nişan törenine ait fotoğraflar dilekçe ekinde mevcuttur. Davalı taraf tanıdık ve akrabalarının çok olması nedeniyle küçük bir yerde yapılacak töreni kabul etmemiş, bu nedenle taraflar ……. salonunda nişan töreni yapılmak zorunda kalınmıştır. Yine davalı tarafın ısrarıyla tören için organizasyon şirketiyle anlaşılmıştır.
Tarafların nişanlanmasından …….. ay sonra davalı taraf müvekkili aramamaya başlamış, müvekkilimin iletişim kurma çabalarını ise sonuçsuz bırakmıştır. Daha sonraki süreçte evlilik fikrinin kendini korkuttuğunu iddia ederek …… tarihinde nişanı bozmuştur. Ancak daha sonra müvekkilim davalı ile davalının eski sevgilisini bir kafede otururken görmüştür. Müvekkilim bunun üzerine davalı ile iletişime geçtiğinde ise davalı ” ben her zaman onu seviyordum, ailem onunla evlenmeme izin vermediği için gönülleri olsun diye seninle nişanlandım, seninleyken de onu seviyordum, bir kendine bak bir ona bak sen kendini benim yanıma yakıştırıyor musun” şeklinde mesajlar atmıştır. Taraflar arasındaki mesajların ekran görüntülerini dilekçemizin ekinde sayın mahkemenize sunuyoruz. Davalının öncelikle haklı bir neden sunmaksızın ve sadakat yükümlülüğüne aykırı olan davranışları nedeniyle kusurlu hareketleri neticesinde nişanlılık ilişkisini sonlandırdığı açıkça ortadadır.
Davalının kusurlu hareketleri nedeniyle nişanın bozulmasına neden olduğundan müvekkilin, nişan sebebiyle birtakım masraflar yapmış ve nişan bozulması ile yapılan masraflar anlamsız hale gelmiştir. Yapılan masraflar ekte belgeler ve faturalarla sunulmuştur. Müvekkilim davalının nişanlı oldukları süreçte eski sevgilisini sevdiğini, kendisini sevmediğini ve ailesinin zoruyla evlendiğini söylemesi üzerine manevi olarak çöküntüye uğramıştır. Davalı tarafın fiziksel olarak da aşağılayıcı ve küçük düşürücü sözleri nedeniyle müvekkilim kişilik hakları açıkça saldırıya uğramıştır. Bu nedenle her ne kadar müvekkilim üzüntüsünün telafisi olmasa da manevi tazminat talep ediyoruz.
HUKUKİ SEBEPLER: TMK, HMK ve ilgili her türlü mevzuat.
HUKUKİ DELİLLER: Nişan fotoğrafları, tanık, bilirkişi, fatura, belgeler, mesaj kayıtları, telefon kayıtları ve ilgili her türlü yasal delil.
TALEP: Yukarıda açıkladığımız ve mahkemenizce resen gözetilecek nedenlerden ötürü,
1- Haklı davanın kabulüne,
2- Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalması kaydıyla dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte … TL maddi, … TL manevi tazminatın davalı tarafından ödenmesine,
3-Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini vekaleten arz ve talep ederiz.

