Skip to main content

Kira Sözleşmesinde Kefilin Sorumluluğu

Kira Sözleşmesinde Kefilin Sorumluluğu

Kira sözleşmelerinde kiracının kira bedelini veya sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmeme ihtimaline karşı güvence amacıyla kefalet sözleşmesi yapılması uygulamada sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Kira sözleşmesinde kefilin sorumluluğu ancak belirli şekil şartlarının sağlanması halinde ve kefilin sorumluluğunun kapsamının belirlenmesi durumunda mevcuttur. Yazımızda kira sözleşmesinde kefilin sorumluluğu, kefilin sorumluluğunun kaç yıl olacağı, uzayan kira sözleşmelerinde kefilin sorumluluğu, kefilin eşinin rızası, kefilin nelerden sorumlu olacağı gibi konularda ayrıntılı bilgi vermeyi hedefliyoruz.

Kira sözleşmesinde kefilin sorumluluğu

Kira sözleşmesinde kefilin sorumluluğu ancak kefalet sözleşmesinin kanunda düzenlenmiş şekil şartlarının sağlanması halinde gündeme gelmektedir. Özellikle kefaletin azami tutarı, süresi ve hangi borçları kapsadığı gibi hususlar, kefilin hukuki sorumluluğunun sınırlarının belirlenmesinde belirleyici rol oynar.

Kira sözleşmesinde kefil asıl borç ilişkisini teşkil eden geçerli bir kira sözleşmesinden doğan borcu, bu borcun ifa edilmemesinin sonuçlarından sorumlu olmayı kefalet sözleşmesi ile üstlenmiş olmaktadır. Uygulamada kira sözleşmesinde kefil, kiracının kira bedelini ödeme borcunu teminat altına almak üzere yapılmaktadır. Kefil, kira sözleşmesinin teminatı olarak kiraya veren ile yapmış olduğu kefalet sözleşmesinde, kiracının borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlenmektedir.

Kefilin kira borcundan sorumlu tutulabilmesi için yalnızca kira sözleşmesinde kefilin adının veya imzasının bulunması yeterli olmayıp kefalet sözleşmesinin şekil şartlarına uygun olarak kurulması, kefilin sorumluluğunun kapsamının belirlenmesi ve kanunda öngörülen diğer şartların yerine getirilmesi gerekir. Kefilin sorumluluğunun kapsamının öncelikle ödenmeyen kira bedelleri ve kiracının ödemekle yükümlü olduğu yan giderler olacaktır. Kefil sadece kiracının kira bedelini ödememesinden dolayı sorumlu olmayı kabul etmişse, kiracının diğer yükümlülüklerini yerine getirmemesinden dolayı, kefilin sorumluluğuna gidilemez.

Sonuç olarak kira sözleşmesinde kefilin sorumluluğuna gidilebilmesi için kefilin adının veya imzasının bulunması yeterli olmayıp yazılı şekilde yapılması ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmesi gerekmektedir. Bu nedenle alanında uzman kira avukatından hukuki destek alınması kefil ve kiraya verenin hak kaybının önlenmesi açısından kritik öneme sahiptir.

Kira sözleşmesi kefaletinin geçerli olması için hangi şartlar gereklidir?

Kira sözleşmesinde kefilin sorumluluğuna gidilebilmesi için kanunda kefalet sözleşmesi için aranan şartların sağlanması gerekmektedir. Uygulamada genellikle kira sözleşmesinin alt kısmına kefilin adı ve imzası atıldığında geçerli olacağı düşünülse de kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Müteselsil kefil olması durumunda bunun geçerli olması için kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 10.02.2016 tarih 2015/11636 esas 2016/794 sayılı kararı

”Takibe dayanak yapılan ve karara esas alınan 01/08/2012 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesini davalı borçlulardan… kefil sıfatıyla, TBK.nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra imzalamıştır. TBK.nın kefalet sözleşmesinde şekil şartını düzenleyen 583.maddesi “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.” hükmünü içermektedir. Takibe konu kira sözleşmesinde TBK.nun 583.maddesinde belirtilen şekil şartına uyulmadığından kefalet sözleşmesi geçersizdir. Mahkemece davalılardan kefil hakkındaki davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir” şeklinde karar verilmiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 14.11.2018 tarih 2017/4076 esas 2018/11475 sayılı kararı

”Somut olayda, davalı kefilin, kefilliğine ilişkin kira sözleşmesi, 6098 Sayılı TBK’nun yürürlüğe girmesinden sonra imzalanmış olduğundan, kefaletin şekil şartları 6098 Sayılı TBK hükümlerine tabidir. Davaya konu kira sözleşmesinde, kefilin sorumlu olduğu miktar, kefalet tarihi ve müteselsilen kefil olduğuna ilişkin açıklamalar kefilin el yazısı ile belirtilmediğinden, yasal şekle uygun verilen bir kefillik söz konusu değildir, dolayısıyla davalı …’ın borçtan sorumlu tutulması mümkün değildir” şeklinde karar verilmiştir.

Sonuç olarak kira sözleşmesi kefaletinin geçerli olması için kefilin sorumlu olacağı azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsilen kefil olduğuna ilişkin açıklamalar kefilin el yazısı ile belirtilmesi gerekir. Aksi durumda kefalet sözleşmesi geçersiz olacağından kefilin sorumluluğuna gidilemez.

Kira sözleşmesinde kefilin eşinin rızası

Kira sözleşmesinde kefilin sorumluluğunun geçerli olabilmesi için kefilin eşinin rızasının alınması gerekmektedir. Kanun yazılı rızayı aradığı için sözlü rıza geçerli değildir. Kira sözleşmesini teminat altına almak için kefalet sözleşmesi yapıldıktan sonra kefilin eşinin rıza beyanında bulunması hüküm ve sonuç doğurmaz.

Kefilin eşinin rızası Türk Borçlar Kanunu’nun 584.maddesinde ”Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır. Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızası gerekmez.” şeklinde düzenlenmiştir.

Sonuç olarak kira sözleşmesinde geçerli bir kefalet ilişkisinin kurulabilmesi için kefilin eşinin yazılı izni olması gerekmekte olup kira sözleşmesinin kurulmasından önce veya en geç kurulduğu anda verilmesi gerekmektedir. Aksi durumda, kefalet sözleşmesi hükümsüz olacağından, kefilin de sorumluluğuna gidilemeyecektir.

İlgili Makale: Yeni Ev Sahibi Kiracıyı Çıkarabilir Mi?

1 yıllık kira sözleşmesinde kefilin sorumluluğu

Kira sözleşmesinin uygulamada 1 yıllık yapılması sıklıkla karşılaştığımız bir durum olup bu durumda kefilin sorumluluğunun hangi süreyle geçerli olacağı merak edilmektedir. Kira sözleşmesinin 1 yıl süreli olarak yapılması halinde kefaletin uzayan dönem için devam etmesi durumu ancak kefilin sorumlu olacağı süre gösterilmiş olması halinde geçerli sonuç doğurur.

Yargıtay 6.Hukuk Dairesi 02.02.2012 tarih 2011/12651 esas 2012/1327 sayılı kararında

”Davada dayanılan ve hükme esas alınan 7.3.2009 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmenin imza kısmını davalı … müteselsil kefil sıfatıyla imzalamıştır. Sözleşmede aylık kira bedeli 600 TL olarak belirlenmiş her ayın on beşinci günü peşin ödeneceği, özel şartlar bölümünün 8. maddesinde ise kefilin kefaletinin bir yıl ile sınırlı olmayıp taraflar arasındaki sözleşme yürülükte kaldığı sürece devam edeceği kararlaştırılmıştır. Ne kadar uzayacağı belirsiz bir kira süresine ilişkin olan ve kefili sınırsız bir sorumluluk altına sokan sözleşme hükümleri geçerli değildir. Olayımızda da, kefaletin uzayan dönem için devam edeceği belirtilmiş ise de; kefilin sorumlu olacağı süre gösterilmemiş olup bu halde davalı kefilin sorumluluğu 7.3.2010 tarihinde sona ermiştir.” şeklinde karar verilmiştir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 16.05.2018 tarih 2018/9388 esas 2018/12781 sayılı kararı

”Müteselsil kefillerin sorumluluğu kira sözleşmesinde belirtilen süre için geçerlidir. Yenilenen dönemlerde de sorumlu tutulabilmesi için kefalet süresi ile kefil olunan miktarın açıkça kararlaştırılması gerekmektedir. Davacının dayandığı kira sözleşmesinde uzayan dönem için kefilin sorumlu olduğu süre ve kefalet miktarı açıkça kararlaştırılmadığına göre, yenilenen döneme ait kira parasından kefilin sorumlu tutulması doğru olmadığından kefil hakkındaki davanın reddi gerekir ” şeklinde karar verilmiştir.

Sonuç olarak 1 yıllık kira sözleşmesinde kefilin sorumluluğu kira sözleşmesinde belirtilen süre için geçerli olup 1 yıllık kira sözleşmesinin uzaması halinde kefilin sorumluluğunun doğabilmesi için kefalet süresi ile kefil olunan miktarın açıkça kararlaştırılması gerekmektedir.

Uzayan kira sözleşmesinde kefilin sorumluluğu

Uzayan kira sözleşmesinde kefilin sorumluluğunun devam edebilmesi için bu durumun sözleşmede açık şekilde kararlaştırılması, kefilin uzayan döneme ilişkin sorumlu olacağı süre ve azami miktarın sözleşmede kefilin el yazısı ile belirtilmesi gerekmektedir.

Yargıtay’a göre, kefaletin uzayan kira döneminde de devam edeceği sözleşme ile kararlaştırılmış olsa bile kefilin uzayan döneme ilişkin sorumlu olacağı süre ve azami miktar sözleşmede gösterilmemişse, kefilin, ne kadar uzayacağı belirsiz olan süreye ve önceden bilinmeyen borç miktarına ilişkin sorumluluğundan söz edilemez. Bu nedenle kefilin kaç yıl boyunca sorumlu olacağının da kefalet sözleşmesinde belirtilmesi gerekir. Aksi takdirde kefaletin sadece kira sözleşmesinin, sözleşmede öngörülen ilk süresi ile sınırlı olarak verilmiş olduğu kabul edilecektir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 22.03.2006 tarih 2006/6-78 esas 2006/88 sayılı kararında

”Yazılı şekilde düzenlenmiş, süresi ve ödenecek kira paralarının miktarı açıkça gösterilmiş bir kira sözleşmesini kiracının kefili sıfatıyla imzalayan kişi; sözleşmede gösterilen kira süresi boyunca, kiracının ödemekle yükümlü bulunduğu kira paralarından, kefil sıfatıyla kiralayana karşı sorumludur. Zira, böylesi bir durumda, kefilin sorumluluğu süre ve miktar itibariyle belirlidir; kefil, sorumluluğunun kapsamını ve sınırlarını bilmektedir.

Kira süresinin, 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanun’un 11. maddesi gereğince uzadığı hallerde, uzayan kira süresi bakımından kefilin sorumluluğunun devam edebilmesi için; öncelikle bu hususun (kefilin sorumluluğunun uzayan dönem için de devam edeceğinin) sözleşmede açıkça kararlaştırılmış olması gerekir. Bunun yanında, kefilin uzayan dönemdeki sorumluluğunun azami hangi süreyle ve hangi miktarla sınırlı olacağının açıkça gösterilmiş olması da şarttır. Eş söyleyişle, ne kadar uzayacağı belirsiz bir kira süresine ilişkin olan ve kefili sınırsız bir sorumluluk altına sokan sözleşme hükümleri geçerli değildir. Hakim, bu yönleri resen dikkate almakla yükümlüdür” şeklinde karar verilmiştir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 22.10.2013 tarih 2013/10579 esas 2013/14088 sayılı kararında

”Davalı borçlu … sözleşmeyi müteselsil kefil olarak imzalamıştır. Sözleşme 01.04.2009 başlangıç tarihli ve dokuz ay sürelidir. Kefilin sorumluluğu kira sözleşmesi ile kararlaştırılan dönem ile sınırlı olup kira sözleşmesinin kendiliğinden uzadığı kira dönemine ait alacaktan kefil sorumlu tutulamaz.

Olayımızda, sözleşmenin 16.maddesinde kiracının kiralananda kaldığı sürece kefilin kefaletinin devam edeceği kararlaştırılmış ise de; BK.’nun 484 (6098 sayılı TBK.’nun 583) maddesi uyarınca kefilin uzayan kira dönemine ilişkin sorumlu olacağı süre (kefalet tarihi) ve azami miktar sözleşmede gösterilmediği için davalı kefilin ne kadar uzayacağı belirsiz olan süreye ilişkin sorumluluğundan söz edilemez. Bu durumda kefilin sorumluluğunun sözleşme süresi ile sınırlı olduğu kabul edilmelidir.

Davacı icra takibinde kefilin sorumluğu dışında kalan uzayan kira dönemine ilişkin kira alacağının tahsilini istemiş olup, kefilin sorumluluk süresi içinde bulunmayan dönem için kefil hakkında icra takibi yapılması mümkün değildir” şeklinde karar verilmiştir.

Kira sözleşmesinde kefilin sorumluluğu kaç yıl?
Kira sözleşmesinde kefilin sorumluluğu kaç yıl?

Kira sözleşmesinde kefilin sorumluluğu kaç yıl?

Kira sözleşmesinde kefilin sorumluluğunun kaç yıl süreyle devam edeceği uygulamada sıklıkla merak edilen konuların başında gelmektedir. Kefalet sözleşmesinde süre taraflarca serbestçe kararlaştırılabilir. Kefalet sözleşmesi de süreli veya süresiz olarak yapılabilir.

Kefilin sorumluluğu açısından Türk Borçlar Kanunu’nun 598.maddesinde ”Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar” şeklinde düzenleme yapılmıştır. Bu nedenle kira sözleşmesinde kefilin sorumluluğu azami on yıllık süre ile geçerlidir.

Belirli süreli kira sözleşmesinin süresinin, kefalet sözleşmesinin süresinden daha uzun olması halinde genel kural uygulanır yani iki yıl süreli kira sözleşmesinde, kefaletin süresinin bir yıl olarak kararlaştırılmışsa kefalet süresinin dolmasıyla birlikte, o zamana kadar kendisinden bir talepte bulunulmayan kefil sorumluluktan kurtulacaktır. Taraflar kira sözleşmesinin yenilenme ihtimalini dikkate alarak kefalet süresinin daha uzun belirlemek isterlerse kefilin belirlediği sürenin sonunda kefilin sorumluluğu sona erecektir.

Yargıtay 6.Hukuk Dairesi 06.03.2012 tarih 2011/14634 esas 2012/3488 sayılı kararı

”Davalının icra takibinde ve davada dayanılan sözleşmenin müteselsil kefili olduğu uyuşmazlık konusu değildir. 1.3.2005 başlangıç tarihli ve beş yıl süreli kira sözleşmesi 1.3.2010 tarihinde sona ermektedir. Her ne kadar sözleşmenin özel 14. maddesinde müteselsil kefilin bir yılık sorumluluğundan söz edilmiş ise de, sözleşmenin beş yıllık olması ve maddede hangi bir yıllık dönemin kastedildiğinin gösterilmemiş olması ve kefilin azami sorumlu olduğu miktarın belli ve muayyen oluşu karşısında mahkemenin benimsediği şekilde davalının kefalet sorumluluğunun 1.3.2006 tarihinde sona erdiği kabul edilemez.

Davacı, açmış olduğu davada beş yıllık sözleşmenin son yılı olan 1.3.2009-1.3.2010 dönemi kirasını talep ettiğine göre davalı kefilin sorumluluk süresini kapsamaktadır. Bunun sonucunda davacı, davalı kefil hakkında icra takibi yapmakta ve dava açmakta haklı olup, istenilen kira parasının ödendiği iddia ve ispat edilmediğinden mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir” şeklinde karar verilmiştir.

Adi Kefalet- Müteselsil kefalet ayrımı kira sözleşmesi

Adi ve müteselsil kefalet ayrımı kira sözleşmesinde kiraya verenin kira bedelinin ödenmemesi veya sözleşmeden doğan yükümlülüklere aykırı davranması halinde doğrudan kefile başvuru yapıp yapamayacağının belirlenmesi açısından önemlidir.

Kefil müteselsil kefil sıfatıyla ya da bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısı ile belirtmişse, müteselsil kefalet söz konusu olur. Bu durumda kiraya veren, kiracıya başvurusu zorunlu olmadan doğrudan kefile karşı icra takibi başlatabilecektir. Yani kiraya veren, kiracının kira bedelini ödemede gecikmesi ve buna ilişkin yapılan ihtarın sonuçsuz kalması ya da kiracının açıkça ödeme güçsüzlüğü içerisinde olması durumunda, onun hakkında takipte bulunup borç ödemeden kesin aciz belgesi almasına gerek olmaksızın, kefile başvurabilecektir. Adi kefalette ise kiraya veren öncelikle kiracıya karşı takip başlatmalıdır. Aksi durumda kiraya veren, ödenmeyen kira bedelleri için kiracıya başvurmadan kefile başvurursa, kefil ona karşı tartışma def’ini ileri sürebilir.

Kefil sadece kira bedelinden mi sorumludur?

Kira sözleşmesinde kefilin sorumluluğunun kapsamı uygulamada sıklıkla merak edilen konulardan bir diğeridir. Bu noktada kefilin kira sözleşmesinde hangi borçlardan sorumlu olacağı sözleşmede kefilin beyanına göre belirlenir.

Kefil kira sözleşmesinde sadece kiracının kira bedelini ödeme borcunu veya başka bir borcu teminat altına aldığını beyan etmişse sorumluluğun kapsamı buna göre belirlenmektedir. Kefil ayrım yapmaksızın kiracının kira sözleşmesinde doğacak tüm borçlarından sorumlu olduğuna dair yazılı beyanı varsa başta kira bedelinin ödenmesi olmak üzere diğer borçlardan da sorumlu olur.

Kefil aidat, kötüye kullanım gibi bedellerden sorumlu tutulabilir mi?

Kefilin aidat veya kötüye kullanım gibi bedellerden sorumlu tutulabilmesi için kira bedeli dışında kiralananda meydana gelecek zararlara dair tazmin yükümlülüğü ve diğer kalemlere de kefil olunduğunun yazılı olarak belirtilmesi gerekmektedir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 14.10.2019 tarih 2018/7041 esas 2019/7812 sayılı kararında

”kira sözleşmesinde kefillerin kefaletinin kira alacağına ilişkin olduğu, kira bedeli dışında kiralananda meydana gelecek zararlara dair tazmin yükümlülüğü ve diğer kalemlere de kefil olunduğuna dair bir sözleşme hükmü bulunmadığı gibi sözleşmenin yapıldığı esnada yürülükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu Hükümlerine göre değerlendirme yapılarak talep edilen kalemlerin niteliği bakımından kefillerin sorumlu olmayacağı gözetilerek bunlar bakımından taleplerin reddine karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” şeklinde karar verilmiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 15.01.2019 tarih 2018/7941 esas 2019/134 sayılı kararında

”6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 583. maddesi (mülga 818 Sayılı Borçlar Kanununun 484. maddesi) uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı şekilde düzenlenmesi ve kefilin sorumlu olacağı miktarın açıkça gösterilmesi zorunludur. Kefilin sorumluluğu sözleşme kapsamındaki borçlar için ve sözleşme süresince geçerli olup, davada talep edilen makul süre tazminatı olup, belli muayyen olduğundan sözedilemez. Taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinde de bu bedelden davalı kefilin sorumlu olacağına dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece makul süre tazminatı yönünden davalı kefil hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.” şeklinde karar verilmiştir.

Kira sözleşmesinde kefilin sorumluluğu ne zaman biter?

Kira sözleşmesinde kefilin sorumluluğunun sona ermesi birden fazla durumun ortaya çıkması sonucunda olabilmektedir. Kira sözleşmesinde kefilin sorumluluğu aşağıdaki hallerde sona erer:

  • İfa: Kefalet sözleşmesi ile teminat altına alınan kira sözleşmesinden doğan borçlar kiracı tarafından ifa edilip tamamen sona erdirilirse kefil sorumluluktan kurtulur ve kefalet sözleşmesi de sona erer.
  • İbra: Kiracı ve kiraya veren asıl borcu yan borçlarla birlikte sona erdiren bir ibra sözleşmesi yapmışlarsa, kefili sorumluluğu sona erer.
  • Yenileme: Kiracı ile kiraya veren arasında yapılan, mevcut ve geçerli borcu sona erdirip, onun yerine yeni borç meydana getiren bir sözleşme olan yenilemenin sona erdirdiği eski borcu teminat altına alan bir kefalet sözleşmesi varsa, kefalet sona erer ve kefil sorumluluktan kurtulur.
  • Kefilin ölümü kefalet sözleşmesini sona erdiren bir sebep değildir. Kefil öldüğü takdirde, kefalet sözleşmesinden doğan borçları kural olarak, mirasçılarına geçer.
  • On Yıllık Kanuni Süre:Kira sözleşmesinin teminatı olmak üzere yapılan kefalet sözleşmesi de on yıllık kanuni süreye tabi olacaktır. On yıllık sürenin başlangıcı, kefalet sözleşmesinin kurulma anıdır.
  • Kefaletten Dönme: Türk Borçlar Kanunu’nun 599. maddesi ile belli şartların gerçekleşmesi halinde, kefile bir dönme hakkı tanınmıştır. Söz konusu hüküm, ‘’Gelecekte doğacak bir borca kefalette, borçlunun borcun doğumundan önceki mali durumu, kefalet sözleşmesinin yapılmasından sonra önemli ölçüde bozulmuşsa veya mali durumunun, kefalet sırasında kefilin iyi niyetiyle varsaydığından çok daha kötü olduğu ortaya çıkmışsa, kefil alacaklıya yazılı bir bildirimde bulunarak, borç doğmadığı sürece her zaman kefalet sözleşmesinden dönebilir. Kefil, alacaklının kefalete güvenmesi sebebiyle uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür.’’ düzenlemesini içermektedir. Dönme hakkını kullanan kefil, kiraya verenin kefalet sözleşmesine güvenmesi sebebiyle uğradığı zararı gidermekle yükümlü olacaktır. Kiraya verenin tazminini talep edeceği zarar, menfi zarardır.

Kira sözleşmesinde kefilin sorumluluğu yargıtay kararları

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 12.10.2016 tarih 2016/6603 esas 2016/5869 sayılı kararı

”Davada dayanılan ve hükme esas alınan ……..2013 başlangıç tarihli ve … ay süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalılardan … sözleşmeyi kiracı olarak, davalı … kefil olarak imzalamışlardır. Taraflar arasındaki kira sözleşmesi ……..2013 tarihli olup, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden sonra imzalanmıştır. Bu nedenle kefaletin şartlarının 6098 Sayılı Yasa hükümlerine göre belirlenmesi gerekir. ……nun kefalet sözleşmesinde şekil şartını düzenleyen 583.maddesi “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz.

Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.” hükmünü içermektedir. Taraflar arasındaki kira sözleşmesinde kefilin sorumlu olduğu azami miktar ve kefalet tarihine ilişkin el yazısı ile yazılmış bir ibare bulunmamaktadır. Bu durumda ……nun 583.maddesinde belirtilen şekil şartlarına uyulmadan yapılan kefalet sözleşmesi geçersiz olduğundan, mahkemece davalı kefil … hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir” şeklinde karar verilmiştir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 21.01.2016 tarih 2015/9230 esas 2016/198 sayılı kararı

”Davaya ve icra takibine dayanarak yapılan, 01.01.2014 başlangıç tarihli 2 yıl süreli yazılı kira sözleşmesinin varlığı uyuşmazlık konusu değildir. Yazılı sözleşmeyi kefil olarak davalı …, ortak zincirleme kefil sıfatıyla imzalamıştır. Davacı ödenmediği iddia olunan kira paralarını, icra takibi ile kiracı kefili davalıdan da tahsilini talep etmiştir.01.07.2012 tarihli itibariyle yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanunu’nun 581 ve devam maddelerinde kefalet sözleşmesi düzenlenmiştir. TBK.nun 583.maddesi uyarınca kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz, anılan maddede öngörülen ise nitelikli yazılı şekildir. Zira kefalet sözleşmesinin belirli olduğu bölümlerinin, kefilin el yazısı ile belirtilmiş olması gerekmektedir. Buna göre kefilin; sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifade ile yükümlülük altına girdiğini belirtmesi şarttır.

Bu durumda, davaya konu kira sözleşmesinde yasal düzenlenmeye uygun bir kefaletin mevcut olmadığı anlaşılmaktadır. O halde, kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı gözetilerek, mahkemece kefil … yönünden açılan davanın reddine karar verilmesi gerekir. Ayrıca kefilin sadece borçtan sorumlu olup olmayacağının tartışılması gerekirken, davalı kefilin kiralanandan tahliyesine karar verilmesi doğru değildir.” şeklinde karar verilmiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 11.2.2019 tarih 2017/5234 esas 2019/938 sayılı kararı

”Somut uyuşmazlık, davalının itirazın iptaline konu icra takibine konu alacaktan sorumlu olup olmadığına ilişkindir. Davacının kiraya veren, davalının ise kefil sıfatıyla imzaladığı sözleşme 26.02.2014 tarihli olup, sözleşme tarihinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu yürürlüktedir. Kanunun 581 ve devamındaki maddelerinde kefalet sözleşmesi düzenlenmektedir.

TBK’nın kefalet sözleşmesinin şeklini düzenleyen 583. maddesinin ilk fıkrasında “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.” hükmü getirilmiş ve kefalet sözleşmesinin geçerliliği bakımından şekli koşullar öngörülmüştür.

Taraflar arasında imzalanan kira sözleşmesinde davalının bilgisayar yazısıyla yazılmış “müteselsil kefil” ibaresinin altında imzası bulunmakta ise de kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi ve müteselsil kefil olduğu el yazısı ile belirtilmediğinden taraflar arasında geçerli bir kefalet sözleşmesinin varlığından söz edilemeyecektir.” şeklinde karar verilmiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 28.12.2017 tarih 2017/13632 esas 2017/18443 sayılı kararı

”Davacı vekili 01.07.2012 başlangıç tarihli, bir yıl süreli işyeri kira sözleşmesine istinaden kiracı ile müşterek müteselsil kefil … hakkında açtığı işbu dava ile hor kullanma tazminatı ve kira bedelinin tahsiline ilişkin başlattığı icra takibine vaki itirazın iptalini talep etmiştir. Davalı kefilin kira sözleşmesini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığına ilişkin uyuşmazlık yoktur.

Ne var ki, sözleşmenin kefil sıfatıyla imzalanmış olması, doğrudan davalının kefil olarak sorumlu olması sonucunu doğurmaz. Kefaletin, yasanın aradığı şekil şartlarına uygun olması da zorunludur. 6098 sayılı TBK ise 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. TBK’nun 583. Maddesinin birinci fıkrasına göre; “Kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısı ile belirtmesi şarttır.” düzenlemesi yer almaktadır.

Somut olayda, davalı kefilin, kefilliğine ilişkin kira sözleşmesi, 6098 Sayılı TBK’nun yürürlüğe girdiği gün imzalanmış olduğundan, kefaletin şekil şartları 6098 Sayılı TBK hükümlerine tabidir. Kira sözleşmesinde, kefilin sorumlu olduğu miktar, kefalet tarihi ve müteselsilen kefil olduğuna ilişkin açıklamalar kefilin el yazısı ile belirtilmediğinden, yasal şekle uygun verilen bir kefillik söz konusu olmadığından, adı geçen davalının borçtan sorumlu tutulması mümkün değildir. Bu nedenle, kefil olan davalı … … hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir” şeklinde karar verilmiştir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 17.12.2015 tarih 2015/940 esas 2015/11221 sayılı kararı

”Müteselsil kefaleti düzenleyen T.B.K.nun 586.maddesi ile kefalette şekil şartını düzenleyen 583.maddesi hükmüne göre kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe kefalet geçerli olamaz. Müteselsil kefilin sorumluluğu kira sözleşmesindeki ilk yıl için geçerlidir. Yenilenen dönemlerde de sorumlu tutulabilmesi için kefalet süresi ile kefil olunan miktarın açıkça kararlaştırılması gerekmektedir. Davacının dayandığı kira sözleşmesinde de kefilin sorumlu olduğu süre ve kefalet miktarı açıkça kararlaştırılmadığına göre yenilenen döneme ait kira parasından kefilin sorumlu tutulması doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.” şeklinde karar verilmiştir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 31.03.2010 tarih 2009/10913 esas 2010/3636 sayılı kararı

”Davada dayanılan ve hükme esas alınan 15.06.2005 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmeyi davalı … kiracı, davalı … ortak zincirleme kefil ve borçlu sıfatıyla imzalamıştır. Sözleşmenin özel şartlar bölümü 8. maddesinde, kiracı kefilinin sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığı, kefaletinin sözleşme yürürlükte kaldığı sürece devam edeceği kararlaştırılmıştır.

Borçlar Kanunun 484. maddesi uyarınca kefaletin geçerli olması için kefilin sorumlu olacağı miktarın belli ve muayyen olması gerekir. Davadaki istem hor kullanma tazminatı ve onarım süresi kira bedeli olup belli ve muayyen olduğundan söz edilemez. Taraflar arasındaki kira sözleşmesinde kefilin hor kullanma bedeli ve onarım süresi kira bedelinden sorumlu olacağına dair bir düzenleme de yoktur. Bu durumda mahkemece kefil ile ilgili istemin reddine karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle kabulü doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir” şeklinde karar verilmiştir.

bir yorum bırakın

Hemen Ara