Skip to main content

Mirasın Hükmen Reddi Nasıl Yapılır?

Mirasın Hükmen Reddi Nasıl Yapılır?

Mirasın hükmen reddi mirasçılar açısından mirasın reddi için 3 aylık yasal süreninin kaçırılması halinde miras bırakanın terekesinin borca batık olması halinde mirasçıların borçlardan sorumlu olmalarını önleyebilecekleri hukuki yoldur. Yazımızda mirasın hükmen reddi nasıl yapılır, mirasın hükmen reddi ile gerçek reddi arasındaki farklar, mirasın hükmen reddinin şartları, mirasın hükmen reddi davasını kimlerin açabileceği ve kime karşı açılacağı, mirasın hükmen reddi davasında görevli ve yetkili mahkeme, mirasın hükmen reddinin sonuçları gibi konularda ayrıntılı bilgi vermeyi hedefliyoruz.

Mirasın hükmen reddi nasıl yapılır?

Mirasçıların miras bırakanın borçlarından sorumluluğu uygulamada merak edilen konuların başında gelmektedir. Miras bırakanın terekesinde yer alan pasif malvarlığının aktif malvarlığından fazla olması halinde mirasçılar borçla karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu noktada mirasın gerçek reddi için 3 aylık yasal süreyi kaçıran mirasçılar mirasın hükmen reddi ile miras bırakanın borçlarından sorumlu olmaktan kurtulabilmektedir.

Türk Medeni Kanunu’nun 610.maddesinde ”Yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur” şeklinde düzenleme yapılmıştır. Bu nedenle yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı miras bırakanın terekesini bütün olarak kabul etmiş sayılır. Miras bırakanın ölümüyle birlikte geçen mallar sadece aktif mal varlığından ibaret değildir aktif mal varlığının yanında pasif mal varlığı da mevcuttur. Yani mirasçı aktif mal varlığı gayrimenkul, araç, banka hesaplarındaki yer alan para gibi değerler yanından pasif mal varlığında yer alan kredi borcu, vergi borcu veya başkasına olan borçları da kabul eder.

Miras bırakanın pasif mal varlığının aktif mal varlığından fazla olması halinde mirasçılar miras bırakanın borçlarından sadece miras bırakandan kalan mal varlığı ile sorumlu olmayıp kişisel mal varlıkları ile sorumlu hale gelir. Bu noktada miras bırakanın terekesi borca batıksa mirasçılar mirasın hükmen reddini talep edebileceklerdir. Mirasın hükmen reddi Türk Medeni Kanunu 605.maddesinde ”Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler. Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır” şeklinde düzenlenmiştir. İlgili düzenlemeye göre ölümü tarihinde mirasbırakan kişinin borçlarını ödemeyecek durumda olduğunun açıkça belli olması ya da bunun resmen tespit edilmiş olması durumda miras reddedilmiş sayılır.

Mirası hükmen reddi miras bırakanın ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise mirasçıların asliye hukuk mahkemesine yapacakları başvuru ile yapılmaktadır. Bu süreçte alanında uzman miras avukatından hukuki destek alınması hak kaybına maruz kalmamak açısından kritik öneme sahiptir.

Mirasın hükmen reddi ile gerçek reddi arasındaki fark nelerdir?

Mirasın hükmen reddi ile gerçek reddi arasındaki farklar uygulamada sıklıkla merak edilen konuların başında gelmektedir. Mirasın hükmen reddi ile gerçek reddi arasında dava şartı, red süresi, görevli mahkeme, araştırılacak hususlar gibi birçok farklılık bulunmaktadır.

Mirasın gerçek reddinde mirasçının kendi iradesiyle, mirası kayıtsız şartsız biçimde reddetmektedir. Gerçek red beyanı miras bırakanın son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine sözlü veya yazılı şekilde yapılır. Mirasın 3 ay içinde reddolunması gerekmektedir. Bu 3 aylık süre hak düşürücü süre olarak nitelendirilmektedir. 3 aylık süre içeresinde mirası reddetmeyen mirasçı mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur. Mirasın hükmen reddi ise miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise süre şartı olmadan her zaman talep edilebilecektir. Mirasın hükmen reddi için açılacak davada görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir.

Mirasın Hükmen Reddinin Şartları
Mirasın Hükmen Reddinin Şartları

Mirasın hükmen reddinin şartları

Mirasın 3 aylık yasal süre içerisinde gerçek reddi kayıtsız ve şartsız reddi mirasçı tarafından herhangi bir gerekçe sunmaksızın yapılabilmektedir. Ancak özellikle mirasın gerçek reddi için 3 aylık yasal süre kaçırılıp miras bırakanın terekesi borca batıksa mirasın hükmen reddi gündeme gelmektedir. Mirasın hükmen reddi ancak kanunda düzenlenmiş şartların yerine getirilmesi halinde mümkündür. Mirasın hükmen reddinde uygulamada özellikle mirasın zımmen kabul edilmemiş olması şartıyla ilgili sorunlar sıkça karşımıza çıkmaktadır.

Mirasın hükmen reddi Türk Medeni Kanun’un 605. Maddesi düzenlemiştir. Mirasın hükmen reddinin şartları:

  • Terekenin borca batık olması: Miras bırakanın terekesinde bulunan malvarlığının pasifinin aktifinden fazla olması gerekmektedir. Bu durum miras bırakanın ölüm tarihine göre belirlenir. Mahkeme ölüm tarihi itibariyle vergi daireleri, gayrimenkul, araç, banka kaydının bulunup bulunmadığının araştırılması için ilgili tapu, emniyet, banka müdürlüklerine ve benzeri kurumlara yazı yazarak terekede bulunan aktif ve pasif mal varlıklarını araştırır.T erekenin pasifinin aktifinden fazla olması, terekenin ödemeden aczini ve dolayısıyla da terekenin borca batık olduğunu gösterir.
  • Terekenin borca batık olduğunun açıkça belli veya resmen tespit edilmiş olması: Mirasın hükmen reddi için sadece terekenin borca batık olması yeterli olmayıp terekenin borca batık olduğunun açıkça belli olması veya resmen tespit edilmiş olması aranmaktadır. Terekenin borca batık olduğunun açıkça belli olması herkes tarafından bilinmesi, resmen tespit edilmiş olması ise miras bırakan hakkında verilmiş iflas, ödemeden aciz belgesi veya mal varlığına konulmuş hacizler örnek olarak verilebilir.
  • Mirasın zımnen kabul edilmemiş olması: Mirasçının, mirası zımnen kullanacak bir davranışta bulunmamış olması gerekir; Aksi hâlde ret hakkı düşer. Zımnen kabul etme durumu tereke üzerinde tasarrufta bulunulmasıyla gerçekleşmektedir. Tasarrufta bulunması durumuna mirasçının pasif malvarlığında bulunan borçlarını ödemesi, ya da aktif malvarlığında bulunan malların fiilen kullanılması ya da mirası kabul ettiğini beyan etmesi örnek gösterilebilir.

Mirasın hükmen reddinde zımni (örtülü) kabul nedir?

Mirasın hükmen reddi davasında miras bırakanın ölümü tarihinde ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise miras reddedilmiş sayılır. Ancak mirasın hükmen reddinde en kritik noktalardan biri mirası hükmen reddini talep eden mirasçının mirası kabul anlamına gelen bir davranışta bulunup bulunmadığıdır. Mirasçı mirası zımmen kabul edecek bir davranışta bulunmuşsa mirası reddedemez.

Türk Medeni Kanunu’nun 610.maddesinde ret hakkının düşmesi düzenlenmiş olup ilgili maddede “Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçı, mirası reddedemez.” şeklinde düzenleme yapılmıştır. İlgili düzenlemeye göre mirasçının terekeye dahil bir malı kendi kullanımı için harcaması, malları idare etmeye çalışması veya bunları gizlemesi mirasın zımnen (örtülü biçimde) kabul edildiği anlamını taşımaktadır. Bu davranışlar içine giren mirasçı mirası ret hakkı düştüğü için açacağı mirasın hükmen reddi davası reddedilecektir.

Yargıtayın güncel içtihatlarına göre terekeye ait bir aracın kullanılması, miras bırakana ait banka hesabında bulunan paranın paylaşılması, kira gelirlerinin tahsil edilmesi veya miras bırakan bir borcun yapılandırılması gibi durumlar mevcut durumun şartlarına göre mirasın zımmen kabulü olarak yorumlanmakta bu nedenle bu davranışlar içerisine giren mirasçı artık mirası reddemeyecektir. Buna karşılık, terekenin korunmasına yönelik zorunlu ve olağan işlemler mirasın kabul edildiği anlamına gelmez; bu nedenle mirasçının sadece bu işlemleri yapması mirasın hükmen ret hakkını ortadan kaldırmaz.

Yargıtayın güncel içtihatlarına göre mirasçıların veraset ve intikal vergisi beyannamesi vermesi, miras bırakanın ölümü nedeniyle SGK’dan kendisine bağlanan aylığı kabul etmesi, miras bırakandan kalan borç miktarına göre cuzi miktarda miras payı oranında kira gelirini kabul etmiş olmaları, miras bırakandan kalan borç miktarına göre mirasçılar tarafından cuzi miktarda yapılan borç ödemesinin mirası kabul anlamına gelmeyeceğini bu nedenle mirası ret hakkını düşmeyeceğini belirtmiştir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 12.12.2022 tarih 2022/4844 esas 2022/7642 sayılı kararı

”Dava, terekenin borca batık olduğunun tespiti hukuksal nedenine dayalı olarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 605/2. maddesi gereğince açılan mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir. Ölüm tarihinde murisin ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605/2). Bu maddeye dayanan talepler süreye tabi olmayıp, mirasçıların iyiniyetli ya da kötü niyetli olmalarının bir önemi bulunmamaktadır.

Murisin ödemeden aczi ölüm tarihine göre belirlenir. Ölüm tarihi itibariyle, murisin tüm malvarlığı terekenin aktifini, tüm borçları ise terekenin pasifini oluşturur. Terekenin pasifinin aktifinden fazla olması; terekenin ödemeden aczini ve dolayısıyla da terekenin borca batık olduğunu gösterir. Ancak, tereke borca batık olmasına rağmen Türk Medeni Kanununun 610/2. maddesinde açıklandığı şekilde tereke işlemlerine karışan, tereke mallarını gizleyen veya kendine maleden mirasçı, mirası reddedemez. Davacının murisinin ölümünden sonra yasal yükümlülüklerini yerine getirerek veraset ve intikal vergisi beyannamesini vermiş olması mirası kabul anlamında yorumlanamaz.” şeklinde karar verilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 12.12.2011 tarih 2011/21224 esas 2011/21694 sayılı kararında

”Mirasçılar Türk Medeni Kanununun 610/2. madesinde yazılı eylemlerde bulunmadıkça yani, zimnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça, her zaman terekenin borca batık olduğunun tesbitini isteyebilirler. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davalıya bağlanan aylık terekeden intikal eden bir hak olarak kabul edilemez. Davalının kendisine bağlanan aylığı alması terekeyi tesahüp anlamına gelmez. Öyle ise davacılardan Beyna yönünden de davanın kabulü gerekirken ,yazılı şekilde ret hükmü kurulması doğru görülmemiştir.” şeklinde karar verilmiştir.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 16.03.2015 tarih 2015/1887 esas 2015/2804 sayılı kararında

”Davacılar, terekenin borca batık olduğunun tespitini istemişlerdir. TMK’nın 605. maddesi gereğince ölüm anında tereke borca batık ise miras reddedilmiş sayılır. Bu konuda talepte bulunabilmek için bir süre de söz konusu değildir. Ancak terekenin olağan idaresini ve mirasa ait işlerin devamını amaç tutan eylemler dışında olmak üzere tereke ile ilgili bir girişimde bulunan ya da terekeden bir malı zimmetine geçiren veya gizleyen yahut saklayan mirasçılar borca batıklığı ileri süremezler.

Somut olayda; davacı mirasçılar aleyhine ikame edilen davadaki tazminat miktarı ile davacı mirasçı …’nin murisinin ölüm tarihi olan 06.01.2012 tarihinden eldeki davanın açıldığı 15.05.2012 tarihine kadar aldığı kira bedellerinin toplamının borç miktarına oranla çok cüzi kaldığı kuşkusuzdur. Kaldı ki davacı mirasçı anılan taşınmazda 1/2 hisse sahibi olup, taşınmazda 1/2 pay sahibi olan murisin ölümünden sonra ve kısa bir süre murisin hissesine isabet eden kira parasını alması davaya konu borç miktarı da gözetildiğinde terekeyi benimseme ve kabullenme anlamına gelmez. Bu itibarla davacı …’nin talebinin de kabulüne karar verilmesi gerekirken reddedilmiş olması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.” şeklinde karar verilmiştir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 11.05.2023 tarih 2022/1460 esas 2023/2505 sayılı kararında

”Davacı mirasçılar tarafından ödendiği ileri sürülen borç miktarı tereke pasifine göre cüzi bir miktar olup, mirasçıların kendi malvarlığından ödemiş olmalarına göre ödeme işleminin olağan işlemlerden olduğu, cüzi kısım borçlarının davacılar tarafından ödenmesinin terekeyi kabullenme olarak değerlendirilemeyeceği gözetilmeden bu hususların davanın reddi gerekçesi olarak görülmesi doğru olmadığı gibi ödeme cüzi bir miktar olmasa dahi ödemeyi yapan mirasçılar tespit edilmeksizin tüm davacılar yönünden terekenin benimsendiği kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru değildir. Kararın anılan gerekçelerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.” şeklinde karar verilmiştir.

Sonuç olarak mirasın hükmen reddi davasında tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçı mirası zımmen kabul etmiş sayılacağından mirası reddedemez. Bu nedenle, terekenin borca batık olduğundan şüphelenen mirasçılar hükmen reddin tespit edilmesine kadar miras mallarına hiçbir şekilde dokunmamak, bunları idare etmeye veya kullanmaya kalkışmamalıdır. Aksi halde bilmeden borçların tamamından kişisel malvarlığıyla sorumlu hale gelerek hak kaybına maruz kalınabilmektedir.

Mirasın hükmen reddi davasını kimler açabilir?

Mirasın hükmen reddi davası açma hakkının kimlere ait olduğu merak edilen konulardan bir diğeridir. Bu noktada Türk Medeni Kanunu’nun 605.maddesinde yasal ve atanmış mirasçıların mirası reddedebileceği açıkça düzenlenmiştir.

Mirasın hükmen reddi davası yasal veya atanmış mirasçılar tarafından birlikte açılabileceği gibi her mirasçı tek başına da mirasın hükmen reddini talep edebilecektir. Yani mirasın hükmen reddinde mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmamaktadır. Her mirasçı kendi miras payı açısından mirasın hükmen reddini talep edebilecektir.

Mirasın hükmen reddi davası kime karşı açılır?

Mirasın hükmen reddi davasında davalı tarafın nasıl belirleneceği uygulamada kafa karışıklığı yaratan konulardan biridir. Mirasın gerçek reddinde dava hasımsız olarak açılıp mirasçı kayıtsız ve şartsız biçimde mirası reddettiğini belirtmektedir. Ancak mirasın hükmen reddinde dava hasımsız olmayıp tereke alacaklıları davalı konumundadır.

Mirasın hükmen reddi davasının tereke alacaklılarına karşı açılması gerekmektedir. Mirasın hükmen reddinde dava hasımsız olarak açılmışsa mahkeme tarafından davacı mirasçıya tereke alacaklılarını davaya dahil etmesi için belirli bir süre verir, belirlenen sürede tereke alacaklıları davaya dahil edilmezse husumet yönünden dava reddedilir. Bu nedenle mirasın hükmen reddi davası açacak kişilerin tereke alacaklılarını tespit edip davada davalı olarak husumeti yönlendirmeleri kritik öneme sahiptir. Eğer tereke alacaklısı kişi alacağı başka bir kişiye temlik etmişse dava bu kişiye yöneltilmelidir.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 08.02.2016 tarih 2015/17204 esas 2016/1521 sayılı kararı

”Ölüm tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605/2). Mirasçılar zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir. Türk Medeni Kanununun 606. maddesinde belirtilen süre bu davada uygulanmaz. Bu davanın tereke alacaklılarına karşı açılması gerekir (28.12.1942 tarihli 24/29 sayılı YİBK). Bu davada yetkili mahkeme ise alacaklıların davanın açıldığı zamandaki ikametgahı mahkemesidir. Ayrıca TMK’nın Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 39/2 fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması zorunludur.

Somut olaya gelince; muris …’ın davalı olduğu ve vefatından sonra mirasçılarına yöneltilen … İş Mahkemesinin 2004/2196 Esas, 2012/751 Karar sayılı kesinleşen ilamı ile dava dışı …’nin 25.000,00 TL terekeden alacaklı olduğu anlaşılmaktadır. Dava dışı …’nin tereke alacaklısı olduğu halde davaya dahil edilmeden ve taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir” şeklinde karar verilmiştir.

Sonuç olarak mirasın hükmen reddi davası tereke alacaklıların karşı açılır. Mirasın hükmen reddi davası açacak kişi tespit edilebilen alacaklılarına karşı eğer tüm alacaklılar bilinemiyorsa öncelikle bilinenlere yargılama sırasında sonradan öğrenilen alacaklılar açısından ise mahkeme tarafından verilen sürede bu alacaklıları da davaya dahil etmelidir.

İlgili Makale: Miras Payının Devri Nasıl Yapılır?

Mirasın hükmen reddi davasında görevli ve yetkili mahkeme

Mirasın hükmen reddi davasının nerede ve hangi mahkemede açılacağı sıklıkla merak edilen konuların başında gelmektedir. Mirasın hükmen reddi davası uygulamada özellikle 3 aylık sürede yapılan mirasın gerçek reddi davasıyla sıklıkla karıştırılmakta olup bu nedenle görevli ve yetkili mahkeme tayininde yanlıklık yapılmaktadır.

Mirasın hükmen reddi davasında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. HMK 2.maddesinde dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın mal varlığı haklarına ilişkin davalarda, görevli mahkemenin aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi olduğu hükme bağlanmıştır. Mirasın gerçek reddinde ise görevli mahkeme TMK 609.maddesinde “Mirasın reddi, mirasçılar tarafından sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır.” şeklinde düzenlenmiştir. Mirasın hükmen reddi davasında yetkili mahkeme alacaklıların dava açıldığı tarihteki ikamet adresindeki yer mahkemesidir.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 03.06.2020 tarih 2016/13088 esas 2020/3284 sayılı kararı

”Davanın açıldığı tarihten önce yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ise Asliye Hukuk ve Sulh Hukuk Mahkemesi’nin görevli olup olmadığını, tayin ve tespitte dava konusunun değeri ve miktarı ölçüsünü kaldırmış, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın mal varlığı haklarına ilişkin davalarda, görevli mahkemenin aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu hükme bağlanmıştır (HMK.m.2/1). Bu nedenle, mirasın hükmen reddi davasında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Ancak mirasın gerçek reddi davasında Türk Medeni Kanununun 609. maddesi uyarınca görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Görev, kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması zorunludur. Mirasın hükmen reddinin tespiti davasında davanın açılması için herhangi bir süre öngörülmemiş iken, mirasın gerçek reddi davası 3 aylık süreye tabidir.” şeklinde karar verilmiştir.

Sonuç olarak mirasın hükmen reddi davasında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemeleri, yetkili mahkeme ise dava açıldığı tarihte alacaklıların yerleşim yeri mahkemesidir. Mirasın gerçek reddi ile hükmen reddi davasında görevli mahkeme farklı olduğundan davanın doğru mahkemede açılması kritik öneme sahiptir.

Mirasın hükmen reddi davası nasıl açılır?

Mirasın hükmen reddi davası, miras bırakanın ölüm tarihinde terekesinin borca batık olduğunun tespit edilmesi amacıyla açılan bir tespit davasıdır. Mirasın gerçek reddinden farklı olarak, burada mirasçı “mirası reddettiğini” beyan etmez; mahkemeden kanunen zaten reddedilmiş sayılan mirasın tespit edilmesini istemektedir. Dava sürecin doğru yürütülmesi, hak kaybı yaşanmaması açısından büyük önem taşır.

Mirasın hükmen reddi davasında öncelikle mirasın hükmen reddi şartlarının bulunup bulunmadığı ayrıntılı olarak incelenip sürece başlanmalıdır. Miras bırakanın ölüm tarihinde terekesinin borca batık olup olmadığı ve davanın açılmasından önce mirası kabul anlamına gelen bir davranışta bulunulup bulunmadığı değerlendirilmelidir. Mirasın hükmen reddi şartlarının sağlanması halinde mirasın hükmen reddini isteyen mirasçı ölüm tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş olduğuna ilişkin beyanlarını, bu durumu kanıtlayan belgeleri, mahkeme tarafından miras bırakanın terekesinin borca batık olduğunu tespit edilmesi için miras bırakanın aktif ve pasif mal varlığına ilişkin bilgi alabilmek için ilgili kurumlara yazı yazılmasını talep ederek dava dilekçesini hazırlayarak asliye hukuk mahkemesinde dava açması gerekmektedir.

Mahkeme vefat eden kişinin mal varlığını ayrıntılı olarak araştırır, vefat eden kişinin menkul, gayrimenkul, banka hesaplarındaki paralar, alacak ve borçlarını tespit eder, vefat eden kişinin borçları mal varlığından daha fazla ise mirası reddedilmiş kabul eder. Böylece mirasçılar miras bırakanın terekedeki borçlarından kendi mal varlıklarıyla sorumlu olmaktan kurtulurlar.

Mirasın hükmen reddi davasında süre sınırı

Mirasın gerçek reddinde 3 aylık hak düşürücü süre bulunduğundan bu süreyi kaçıran mirasçılar açısından mirasın hükmen reddi davası açılması söz konusudur. Mirasın hükmen reddi davasında zamanaşımı veya hak düşürücü sürelerin bulunup bulunmadığı uygulamada sıklıkla merak edilen konulardan biridir.

Türk Medeni Kanununun 605/2 maddesi hükmü gereğince mirasın hükmen reddine (terekenin borca batık olduğunun tespitine) ilişkin talepler, süreye tabi olmayıp mirasçıların iyiniyetli ya da kötüniyetli olmalarının bir önemi bulunmamaktadır. Mirasın gerçek reddi için olan 3 aylık yasal süre kaçırılmışsa malvarlığının pasifinin aktifinden fazla olduğu bir mirası reddetmesi mirasın hükmen reddiyle mümkündür. Mirasın hükmen reddi davasında zamanaşımı veya hak düşürücü süre bulunmamaktadır.

Mirasın hükmen reddi davası ne kadar sürer?

Mirasın hükmen reddi davasının ne kadar süreceği, dava açmayı düşünen mirasçılar açısından sıklıkla merak edilmektedir. Ancak mirasın hükmen reddi davasının süreci mevcut durumun koşullarına göre farklılık göstermektedir. Bu nedenle süreçle ilgili kesin bir süre verilmesi mümkün değildir.

Mirasın hükmen reddi davasında, mahkeme murisin ölüm tarihindeki mali durumunu ayrıntılı biçimde araştırmak zorundadır. Bu nedenle miras bırakanın ölüm tarihindeki aktif ve pasif mal varlıklarına göre dava süresi değişiklik göstermektedir. Mahkeme terekenin borca batık olup olmadığını araştırmak için bankalar, tapu müdürlükleri, trafik tescil, vergi daireleri, belediyeler, icra müdürlüklerinden ise varsa borç ve takip dosyalarını talep eder. Mahkeme tarafından ilgili kurumlara yazılacak yazılar ve ilgili kurumlardan gelecek cevapların süresi dava sürecinin uzamasına neden olacaktır. Terekede aktif ve pasif mal varlığının fazla olması durumunda mahkeme tarafından yapılacak keşif ve bilirkişi incelemeleri de dava sürecinin uzamasına neden olabilmektedir.

Sonuç olarak mirasın hükmen reddi davası süresi mahkemelerin iş yükü yoğunluğu, miras bırakanın terekesinin aktif ve pasif mal varlıklarının niteliği ve sayısı, keşif ve bilirkişi incelemeleri, ilgili kurumlara yazılacak yazılar ve ilgili kurumlardan gelecek cevapların süresi gibi hususlara göre değişiklik göstermekle birlikte yaklaşık 1 yıl sürebilmektedir.

Mirasın hükmen reddi davasının sonuçları

Mirasın hükmen reddi davasının sonuçları mirasçılar açısından en merak edilen konulardandır. Mirasın hükmen reddi ile mirasçı miras bırakanın borçlarından kural olarak sorumlu tutulmamaktadırlar. Ancak mirasın hükmen reddi davasının sonuçları mirasın tüm mirasçılar veya mirasçılardan biri tarafından reddinin istenmesine göre değişiklik gösterecektir.

Mirasın hükmen reddinin yasal mirasçılardan biri tarafından talep edilmesi halinde diğer mirasçılara bu durumun ne şekilde etkisi olacağı uygulamada merak edilen konulardandır. Türk Medeni Kanunu’nun 611.maddesinde ”Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun payı, miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi, hak sahiplerine geçer. Mirası reddeden atanmış mirasçının payı, mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufundan arzusunun başka türlü olduğu anlaşılmadıkça, mirasbırakanın en yakın yasal mirasçılarına kalır” şeklinde düzenleme yapılmıştır.

Miras tüm mirasçılar tarafından reddedildiğinde miras iflas hükümlerince tasfiye edilecektir. Türk Medeni Kanunu’nun 612.maddesinde ”En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir. Tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir” şeklinde düzenleme yapılmıştır.

Mirasın hükmen reddi davasının sonucunda kural olarak mirasçılar borçlardan sorumluluğu ortadan kalkar ancak mirasın hükmen reddine rağmen bazı durumlarda mirasçıların sorumluluğu doğabilir. Bu duruma ilişkin Türk Medeni Kanunu’nun 618.maddesinde ”Ödemeden âciz bir mirasbırakanın mirasını reddeden mirasçılar, onun alacaklılarına karşı, ölümünden önceki beş yıl içinde ondan almış oldukları ve mirasın paylaşılmasında geri vermekle yükümlü olacakları değer ölçüsünde sorumlu olurlar. Olağan eğitim ve öğrenim giderleriyle âdet üzere verilen çeyiz, bu sorumluluğun dışındadır. İyiniyetli mirasçılar, ancak geri verme zamanındaki zenginleşmeleri ölçüsünde sorumlu olurlar” şeklinde düzenleme yapılmıştır.

Mirasın hükmen reddi davasının masrafları

Mirasın hükmen reddi davasında dava açılırken ve yargılama sürecinde bazı masraflar ortaya çıkabilmektedir. Mirasın hükmen reddi davasında ortaya çıkabilecek masraflar mevcut durumun şartlarına göre değişiklik göstermektedir.

Mirasın hükmen reddi davasında başvuru harcı ve maktu karar harcı, gider avansı, murisin terekesindeki malvarlığı ile borçlarının tespitinin teknik inceleme gerektirdiği durumlarda bilirkişi ücreti, miras bırakanın terekesindeki malvarlığının veya belirli taşınmazların incelenmesi durumunda keşif harcı gibi masraflar ortaya çıkabilmektedir. Mirasın hükmen reddi davasında ödenecek masraflar mirasçı sayısı, taraf sayısı, bilirkişi veya keşif gerekip gerekmediği, yapılacak tebligatlar ve dosyanın kapsamına göre değişiklik gösterebilmektedir

Mirasın hükmen davasının avukat aracığıyla takip edilmesi zorunlu değildir. Fakat borca batık bir terekeden mirasçılar kendi malvarlığıyla sorumlu olacağından böylesine önemli bir konunun takibinin avukat desteğiyle yapılması hak kaybına maruz kalmamak açısından kritik öneme sahiptir.

Mirasın hükmen reddi dava dilekçesi örneği

…… NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK HUKUK MAHKEMESİ’NE

DAVACI :

VEKİLİ :

DAVALI :

KONUSU : Muris ….. …’ın vefatı sonucu mirasın hükmen reddine karar verilmesi talebimizdir

AÇIKLAMALAR : Müvekkilimin babası …….tarihinde vefat etmiştir. Müvekkilim uzun yıllardır yurt dışında yaşamakta olup babasıyla herhangi bir iletişimi yoktur. Müvekkilime babasının borcu nedeniyle icra takibi başlatılması babasının vefatından bu şekilde haberi olmuştur. Miras bırakanın ölüm tarihinde borca batık olduğu tarafımızca tespit edilmiştir. Bu nedenle Türk Medeni Kanunu’nun 605/2. maddesine göre, “ Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır” hükmü gereğinc bu durumun mahkeme tarafından tespit edilmesi gerekmektedir. Yukarıda açıklamaya çalıştığımız nedenler doğrultusunda; Müvekkil açısından geri dönülmez sorunlara sebebiyet vermemesi ve müvekkilin haksız bir şekilde mağdur edilmesinin engellenmesi adına, mirasın hükmen reddine karar verilmesini ve bu kararın tescil edilmesini talep etme zorunluluğumuz hasıl olmuştur.

HUKUKİ NEDENLER: TMK,HMK ve sair ilgili mevzuat

HUKUKİ DELİLLER: Tanık, veraset ilamı, banka kayıtlarının celbi, tapu kayıtlarının celbi ve hukuki tüm deliller

TALEP: Yukarıda açıkladığımız ve mahkemenizce resen gözetilecek nedenlerden ötürü, muris … ‘nın terekesinin borca batık olduğunun tespiti ile müvekkilin mirası hükmen reddinin tesciline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederim.

Mirasın hükmen reddi yargıtay kararları

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 16.09.2020 tarih 2016/14860 esas 2020/5039 sayılı kararı

”Mirasın hükmen reddi, yasal ve atanmış mirasçılar tarafından istenebilir. Mirasın hükmen reddinde mirasın velayeten reddedilebilmesi için küçüğe kayyım atanması gerekir. Vesayet söz konusu ise mirasın reddi için vesayet makamının izninden sonra, denetim makamının da izni gereklidir. Mirasın reddi için açılan dava hasımsız olarak incelenemez. Dava, alacaklılar hasım gösterilerek açılmalıdır. Mirasın hükmen reddi için açılan dava hasımsız olarak açılmışsa bu sebeple dava reddedilmez, dava alacaklılara yöneltilerek işin esasına girerek incelenir.

Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, murisin ölüm tarihi itibariyle terekesinin açıkça borca batık olup olmadığının ve mirasçıların terekeyi kabul anlamına gelen işlemler yapıp yapmadıklarının araştırılması gerekmektedir. Türk Medeni Kanununun 605/2 maddesi hükmü gereğince mirasın hükmen reddine (terekenin borca batık olduğunun tespitine) ilişkin talepler, süreye tabi olmayıp mirasçıların iyiniyetli ya da kötüniyetli olmalarının bir önemi bulunmamaktadır. Murisin ödemeden aczi ölüm tarihine göre belirlenir. Ölüm tarihi itibariyle, murisin tüm malvarlığı terekenin aktifini, tüm borçları ise terekenin pasifini oluşturur. Terekenin pasifinin aktifinden fazla olması terekenin ödemeden aczini ve dolayısıyla da terekenin borca batık olduğunu gösterir (TMK m. 605/2). Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir.

İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi halde terekenin borca batık olup olmadığı, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler ve tapu müdürlüğü v.b. kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçları zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı göz önünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Ayrıca TMK’nun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına ilişkin Tüzüğün 39/2. fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması zorunludur.” şeklinde karar verilmiştir.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 23.09.2020 tarih 2016/14947 esas 2020/5338 sayılı kararı

”Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 605/2. maddesi gereğince açılan mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir. Ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605/2). Mirasçılar 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 610. maddesinde yazılı aykırılıklar bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 606. maddesinde belirtilen süre bu davada uygulanmaz. Dava alacaklılara husumet yöneltilerek görülür. Bu davada yetkili mahkeme ise alacaklıların davanın açıldığı zamandaki ikametgahı mahkemesidir. Ayrıca Türk Medeni Kanununun Velayet Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 39/2. fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması da zorunludur.

Öte yandan mirasın hükmen reddi davaları niteliği gereği davalı-alacaklının, murisin terekesinin borca batık olduğunu bilmediği, bilmesinin de mümkün olmadığı, terekenin borca batık olup olmadığına yapılan yargılama sonrasında karar verilen davalar olduğundan yargılama gideri ve harçtan davalı taraf değil davacı taraf sorumlu olur.

Somut olaya gelince mahkemece davanın ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve incelemeler hüküm kurmaya yeterli değildir. Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde de terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi halde terekenin borca batık olup olmadığı, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler, tapu müdürlüğü v.b. kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçları zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı gözönünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüte neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.

Dosya içerisinde yer alan Bahçelievler Tapu Müdürlüğü’ne ait cevabi yazıda muris …’ın taşınmaz kaydına rastlanmadığı belirtilmiş ise de; … 9. İcra Dairesi’nin 2012/7366 Esas sayılı icra dosyasında yer alan 14.01.2014 tarihli tapu kayıtlarına göre muris …’ın Kütahya’da birden fazla taşınmaz malının bulunduğu anlaşılmıştır. Yine davalı ve birleştirilen dosya davalısı tarafından borçlu muris aleyhine yapılan icra takiplerine ait dosyalar hükme esas alınarak terekenin pasifi belirlenmiş ise de; borçlu murisin aciz halinde olduğu net olarak tespit edilmemiştir. Hal böyle olunca murisin ölüm tarihi itibariyle terekesinin aktif ve pasifi net olarak tespit edildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme sonucu hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.” şeklinde karar verilmiştir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 18.11.2025 tarih 2025/1070 esas 2025/4815 sayılı kararı

”Dava, 4721 sayılı Kanun’un 605/2 hükmü gereğince açılan mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir. Ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır. Mirasçılar 4721 sayılı Kanun’un 610. maddesinde yazılı aykırılıklar bulunmadıkça yani zımnen miras kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir. 4721 sayılı Kanun’un 606. maddesinde belirtilen süre bu davada uygulanmaz.

Somut olaya gelince; Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve incelemeler hüküm kurmaya yeterli değildir. Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması, takibe konu borç miktarı gözönünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüte neden olmayacak şekilde belirlenmesi, mirasçının mirası kabul anlamına gelen davranışlarda bulunup bulunmadığının araştırılması gerekmektedir. Mahkemece murisin taşınmaz kaydı olup olmadığı ilgili Tapu Müdürlüklerinden sorulmuş ise de; ölüm tarihi itibariyle bu araştırma yapılmamış, ayrıca bankalara yazılan müzekkerelerde de ölüm tarihi itibariyle araştırma yapılması istenmemiştir. Öte yandan murisin şirket hissedarı olması nedeniyle takip yapıldığı belirtilmiş; murise ait alacağın bulunup bulunmadığının tespiti açısından murisin şirket ortağı olup olmadığı ve ölüm tarihi itibariyle bu ortaklıktan bir alacağının doğup doğmadığı tespit edilmemiştir.

Yapılan araştırmalar sonucu terekenin aktifinin pasifini karşılayamadığı tespit edilse dahi 4721 sayılı Kanun’un 610/2 hükmüne göre terekeyi sahiplenen mirasçıların mirası reddetme hakkı bulunmadığından davacı mirasçıların mirası kabul anlamına gelen davranışlarda bulunup bulunmadıkları da araştırılmalıdır. Terekenin ve davacının durumu net olarak tespit edildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmelidir. 15 45… parsel sayılı taşınmazın 09.06.2015 tarihinde, 12 11… parsel ile 14 97… parsel, 21… numaralı bağımsız bölümlerin ise 14.07.2014 tarihinde davacılar adına intikal sebebiyle elbirliği mülkiyeti olarak tescil ettirildiği anlaşıldığından, bu hisselerin davacılara murisleri …’ten mi geldiği araştırılmamıştır. Mirasçıların mirası kabul anlamına gelen davranışlarda bulunup bulunmadığına dair yeterli araştırma yapılmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Hükmün bu sebeplerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.” şeklinde karar verilmiştir.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2015/17979 2016/7416 22.09.2016

Dava miras bırakanın yasal mirasçıları tarafından açılmıştır. Davacılar miras bırakanın ölüm tarihinde, terekesinin borca batık olduğunu belirtip bu sebeple terekenin borca batık olduğunun tespitine kararı verilmesini talep etmişlerdir (TMK. m. 605/2). Yasal mirasçılar, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya miras bırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işleri yapmamış olmaları veya terekeyi sahiplenmemiş bulunmaları halinde terekenin ölüm tarihinde borca batık olduğu yönünde tespit kararı verilmesini isteyebilirler. Terekeyi sahiplenmiş olan veya sahiplenme anlamına gelen işleri yapan mirasçıların, bundan sonra terekenin borca batık olduğunu ileri sürmeleri Türk Medeni Kanununun 2. maddesindeki dürüstlük kuralına aykırı olur. Hakkın açıkça kötüye kullanılmasını da hukuk düzeni korumaz.

Somut olayda murisin ölümü nedeniyle davacılara ödenen ikramiye hak sahiplerinin sıfatından doğan haklar olup terekeye dahil değildir. Emekli ikramiyesini almak terekeye sahiplenme anlamına gelmez. Bu nedenle davanın esasına girilerek murisin aktif ve pasifleri bilirkişi raporu ile belirlenmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir.” şeklinde karar verilmiştir.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 14.06.2021 tarih 2018/5634 esas 2021/3981 sayılı kararı

”Somut olayda; İlk derece mahkemesince mirasçılar tarafından tahsil edilen para nedeniyle terekenin benimsendiği kabul edilmiş ise de; terekenin mevcudu karşısında pek mühim bir değeri ifade etmediğinden bu miktar paranın mirasçılar tarafından kulanılması terekenin benimsenmesi anlamına gelmez.

Muris adına kayıtlı olup, mirasçıları tarafından intikali gerçekleştirilen … plaka sayılı aracın ölüm tarihindeki değeri tespit edilerek yukarıda açıklandığı gibi değerinin terekenin toplam mevcudu gözetildiğinde terekenin benimsendiğinin kabul edilip edilmediğinin belirlenmesi gerekmektedir. Mirasbırakanın ölüm tarihinden sonra 26.08.2017 tarihinde mirasbırakan … adına 1 adet vadesiz hesap açıldığı, 27.08.2017 tarihinde de 119.500,00TL konut bedeli açıklamasıyla dava dışı … tarafından bu hesaba para yatırıldığı ve aynı gün hesabın kapatıldığı belirtilmiştir. Mirasbırakanın ölüm tarihinden sonra adına açılan hesaptan çekilen 119.500,00TL nedeniyle terekenin sahiplenip sahiplenilmediği, murise ait … plaka sayılı aracın mirasçı davacıların tümü tarafından intikalinin yapılıp yapılmadığı araştırılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş hükmün bu nedenlerle bozulmasına karar verilmiştir.” şeklinde karar verilmiştir.

Sıkça Sorulan Sorular

Mirasın hükmen reddi davasını tek mirasçı açabilir mi?

Mirasın hükmen reddi davasını tek mirası açabilmektedir. Mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmamakta, her mirasçı kendi payına göre bağımsız olarak bu davayı açabilmektedirler.

Mirasın hükmen reddi için mahkemeye başvurmak zorunlu mudur?

Mirasın hükmen reddi için mahkemeye başvurmak zorunludur. Miras bırakanın terekesinin borca batık olduğunu düşünen mirasçı mirası kabul anlamına gelen davranışlarda bulunmadıysa mahkemeden mirasın hükmen reddini talep etmelidir.

3 aylık mirası red süresini kaçıran biri mirasın hükmen reddinden faydalanabilir mi?

Mirasın gerçek reddi için 3 aylık yasal ret süresini kaçıran mirasçı herhangi bir süre şartına tabi olmaksızın mirasın hükmen reddinden faydalanarak dava açabilmektedir.

Mirasın hükmen reddi ile mirasçı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz mı?

Mirasın hükmen reddi davasının sonucunda kural olarak mirasçılar borçlardan sorumluluğu ortadan kalkar ancak ödemeden aciz bir mirasbırakanın mirasını reddeden mirasçılar, onun alacaklılarına karşı, ölümünden önceki beş yıl içinde ondan almış oldukları ve mirasın paylaşılmasında geri vermekle yükümlü olacakları değer ölçüsünde sorumlu tutulurlar.

Küçükler veya vesayet makamının denetimine tabi olan kişiler hükmen red davasını nasıl açabilirler?

Bu kişilerin adına dava açılabilmesi için mahkemece bir temsil kayyımının atanması gerekir, vesayet makamının denetimine tabi olan kişiler için Asliye Hukuk Mahkemesi’nden de izin alınması gerekir.

Mirasın hükmen reddi davasında ispat yükü kimdedir?

İspat yükü kural olarak davayı açan mirasçıdadır. Borca batıklık resmi bir belgeyle kanıtlanabileceği gibi taşınmaz, icra dosyaları, banka hesapları ve benzeri her türlü delille de ortaya konabilir.

bir yorum bırakın

Hemen Ara