Taraflar arasında boşanma davası görülüp kesinleştikten sonra bazen taraflardan birinin sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışları sonradan öğrenilmekte bu durumda ne yapılabileceği merak edilen konulardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu noktada boşandıktan sonra aldatıldığını öğrenen eş dava açabilir mi sorusu gündeme gelmektedir. Yazımızda boşandıktan sonra aldatıldığını öğrenen eşin dava açıp açamayacağı, boşanma davası sürecinde aldatıldığını öğrenen eşin neler yapabileceği, boşanmadan sonra aldatıldığını öğrenen kişinin tazminat talebi ve aldatmanın tarafı olan 3.kişiye tazminat davası açıp açamayacağı konusunda ayrıntılı bilgi vermeyi hedefliyoruz.
Boşandıktan Sonra Aldatıldığını Öğrenen Eş Dava Açabilir Mi?
Boşanma sonrası taraflardan biri evlilik sürecinde aldatıldığını öğrendiğinde dava hakkının bulunup bulunmadığını sıklıkla merak etmektedir. Taraflar arasında boşanma kararı verilip karar kesinleşmişse aldatma nedeniyle yeniden bir boşanma davası açılması söz konusu değildir. Ancak mevcut durumun koşullarına göre Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenen haksız fiile dayanarak tazminat davası açabilecektir.
Taraflar boşanma sürecine girdiklerinde çoğu zaman taraflardan biri diğerinin sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlarından haberi olmamaktadır. Boşanma davasında hüküm verilip karar kesinleştikten sonra aldatan eş bu durumu artık gizleme ihtiyacı duymamakta ve aldatılan kişinin evlilikte aldatıldığından bu aşamada haberi olmaktadır. Bu noktada boşanma kararı kesinleştikten sonra aldatmayı öğrenen eş yeniden boşanma davası açamayacağı gibi yargılamanın yenilenmesini talep edemez. Türk Medeni Kanunu’nun 178 ve 174/2 maddelerinde düzenlenen boşanma davasının feri niteliğindeki tazminat talebinde bulunamayacaktır. Ancak Türk Borçlar Kanunu madde 49 ve 58 uyarınca ve ilgili Yargıtay Kararları uyarınca haksız fiile dayanarak bir manevi tazminat davası açabilecektir.
Sonuç olarak boşandıktan sonra aldatıldığını öğrenen eş boşanma kararı kesinleşmişse yeniden boşanma davası açamayacak, yargılamanın yenilenmesini talep edemez, boşanma davasının ferisi niteliğinde tazminat talebinde bulunamaz. Ancak Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenen haksız fiilden kaynaklanan tazminat talebinde bulunabilir.
Anlaşmalı boşanma sonrası aldatıldığını öğrenmek
Anlaşmalı boşanma süreci tarafların boşanma istekleri, boşanmanın mali sonuçları ve çocuklara ilişkin konularda anlaşmasıyla gerçekleşen bir dava sürecidir. Taraflar anlaşarak boşanma sürecini gerçekleştirseler de bazen taraflardan biri diğerinin anlaşmalı boşanma sonrası aslında evlilik sırasında sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlarını öğrenmekte ve anlaşmalı boşanma kararından pişman olabilmektedir.
Anlaşmalı boşanma kararı kesinleştikten sonra aldatıldığını öğrenen eş yeni bir çekişmeli boşanma davası açamayacak ve yargılamanın yenilenmesini talep edemeyecektir. Ancak Türk Borçlar Kanunu’nun 49 ve 58.maddeleri uyarınca manevi tazminat talep edebilir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 49.maddesinde ” Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.” şeklinde düzenleme yapılmıştır. Türk Borçlar Kanunu’nun 58.maddesinde ” Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.” şeklinde düzenleme yapılmıştır. İlgili düzenlemeler göz önünde bulundurulduğunda aldatılan eş kişilik haklarının zarara uğraması nedeniyle manevi tazminat talep edebilecektir.
Anlaşmalı boşanma sonrası aldatıldığını öğrenmek tazminat
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 20.02.2024 tarih 2023/6114 esas 2024/1004 sayılı kararında
”Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların anlaşmalı olarak boşandıklarını, boşanma kararının 22.12.2021 tarihinde kesinleştiğini, müvekkilinin davalının kendisini aldattığını daha sonra öğrendiğini, buna ilişkin tanıklarının olduğunu, telefon görüşme ve mesaj kayıtlarının da kadının müvekkilini aldattığını gösterdiğini iddia ederek yargılamanın iadesine, erkek tarafından ödenen tazminatın ödenmesine, 4721 sayılı Türk Medeni Kanun’un (4721 sayılı Kanun) 161 incı maddesi gereğince tarafların boşanmalarına, erkek yararına, 25.000,00 TL maddî, 25.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Davacının, elde edilemeyen bir belgenin kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması ve davalının sadakatsizlik eylemini saklaması neticesinde hileli davranışları ile anlaşmalı olarak boşandığını, yine aynı nedenlerle boşanma kararının kesinleştirildiğini belirterek yargılamanın iadesi talebinde bulunmuş ise de,
yargılamanın iadesini talep eden davacı aleyhine öncesinde çekişmeli boşanma davası açılması ardından anlaşmalı boşanma davasına ıslah edilerek, tarafların müşterek imzalı protokol sunmaları üzerine yapılan duruşmada asillerin ve vekillerin hakim huzurunda bizzat boşanmanın mali ve kişisel sonuçlarına ilişkin uzlaşma sağladıklarının beyanları ve imzalarıyla tasdik ettirilerek karar verildiği, tarafların kanun yoluna başvurmaktan vazgeçmeleri sebebiyle kararın 22.12.2021 tarihinde kesinleştiği, böylece anlaşmalı boşanma davasının niteliği gereğince tarafların kusur tespiti yapılmadığı gibi davalının sonradan elde ettiğini beyan ettiği (tanık ve gsm operatör kayıtları) delilinin ise anlaşmalı boşanma davasına yönelik delil olmasının mümkün olmadığı,
Ayrıca 6100 sayılı Kanun’un 375 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde açıkça “Yargılama sırasında aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan sebeple elde edilemeyen belgeden” söz edildiği, yargılamanın iadesi davasına konu olan davada davalının aleyhine bir karar verilmediği, aksine talebi ve tarafların iradelerine göre 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesinin üçüncü fıkrasına göre davanın kabulü ile boşanmaya karar verildiği, bunun haricinde davacının “Bu durumu bilseydik anlaşmalı boşanmayı kabul etmezdik” şeklindeki iddiasının bu davada dinlenme ve yargılamanın iadesi sebebi olarak kabulünün mümkün olmadığı,
Davacının ileri sürdüğü sebebin yargılamanın iadesi sebeplerinden olmadığı, öte yandan davacının anlaşmalı boşanma protokolünü kendi rızası ile değil, baskı ve hile altında imzaladığına ilişkin bir iddiasının da bulunmadığı, davacı tarafından öne sürülen olguların hileli bir davranış olarak kabul edilmesinin de mümkün olmadığı, bir an için davalı kadının anlaşmalı boşanmadan önce evlilik devam ederken başka bir erkekle sadakat yükümlülüğüne aykırı ilişkisinin olması, hatta boşanmadan sonra da birlikte yaşamayı düşünmesi ve bu durumu eşinden gizlemesi, en sonunda da anlaşmalı boşanmayı sağlaması hileli davranış sayılsa bile, bu hileli davranışın karara tesir ettiğinden bahsedilemeyceği, çünkü anlaşmalı boşanma, tarafların bizzat hakim huzurunda serbest iradelerini açıkladıkları, boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu hususundaki taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi hakimin onaylaması ile gerçekleşmekte olduğu,
Öte yandan Anamur Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2022/118 soruşturma sayılı dosyasında ki davacının 27.11.2021 tarihli ifade beyanında ise; “ben de ona konuştuğun kişiye söyle, sana söz veriyorum, kimseye zarar vermeden senin ile anlaşmalı boşanalım dedim” şeklinde beyanı bulunduğu, dolayısıyla davacı tarafından, anlaşmalı boşanma davası ikame edilmeden önce sadakatsizlik eylemine yönelik şüphesi bulunduğu halde sonrasında davalı ile anlaşmalı olarak boşanma protokolü düzenlendiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.” şeklinde karar verilmiştir.
Boşanmadan sonra aldatıldığını öğrenen birisi tazminat isteyebilir mi?
Boşanmadan sonra aldatıldığını öğrenen birisi boşanma davasında talep edilebilecek boşanmanın ferisi niteliğindeki maddi manevi tazminat talep edemez. Ancak Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş haksız fiilden kaynaklanan manevi tazminat davası açabilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 18.02.2021 tarih 2017/2493 esas 2021/108 sayılı kararında
”Dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; tarafların 16.02.1989 tarihinde evlendikleri, evlilik birliği içerisinde 03.09.2006 tarihinde dünyaya gelen Samet isimli çocuğun 15.09.2006 tarihinde davacının nüfus kütüğüne kaydedildiği, sonrasında davacı tarafından 14.09.2017 tarihinde davalı aleyhine boşanma davası açıldığı, tarafların Sarıgöl Asliye (Aile) Hukuk Mahkemesinin 2007/207 E. ve 2007/233 K. sayılı dosyası ile boşanmalarına karar verildiği, söz konusu kararın 27.09.2007 tarihinde kesinleştiği, davacının bu tarihten sonra evlilik birliği içinde dünyaya gelen çocuğun kendisinden olmadığını öğrenerek 01.02.2008 tarihinde davalı ve küçük aleyhine soy bağının reddi talebini ileri sürdüğü, bu davanın yargılaması devam ederken 26.09.2008 tarihinde davalı aleyhine eldeki manevi tazminat istemli davayı açtığı, eldeki davanın yargılama aşamasında soy bağının reddi davasının sonucunun bekletici mesele yapıldığı,
yargılama sonucunda davacının küçüğün babası olmadığı tespit edilerek davacının nüfusundan terkinine karar verildiği, kararın 05.02.2010 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. O hâlde; boşanma kararının kesinleşmesinden sonra varlığı anlaşılan vakıaya dayalı olarak açılan davanın, TMK’nın 178 ve 174/2 maddeleri uyarınca boşanma davasının feri niteliğindeki manevi tazminat davası olarak kabulü mümkün olmayıp, dava TBK’nın genel hükümleri uyarınca haksız eylemden kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Nitekim davacı da haksız fiil nedenine dayalı olarak tazminat talep etmiş olup, tazminat istemini yasal süresi içerisinde ileri sürmüştür. Bu hâlde; mahkemece yapılması gereken iş, boşanmanın feri niteliğinde bulunmayan manevi tazminat istemini genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesi sıfatıyla inceleyerek sonucu uyarınca bir karar vermekten ibarettir.” şeklinde karar verilmiştir.
İlgili Makale: Boşanma Davası Devam Ederken Sadakat Yükümlülüğü
Boşanmadan sonra aldatıldığını öğrenen kişi 3.kişiden tazminat isteyebilir mi?
Boşanma sonrası aldatıldığını öğrenen kişinin aldatmanın tarafı olan 3.kişiye karşı dava açıp açamayacağı sıklıkla merak edilen konulardan bir diğeridir. Aldatılan eş sadece aldatma eylemi nedeniyle 3.kişiden tazminat talep etmesi mümkün değildir. Ancak belirli şartların varlığında aldatılan eş aldatmanın tarafı olan 3.kişinin ahlaka ve hukuka aykırı davranışları nedeniyle kişilik haklarının zarar gördüğünü ispatlayabilirse Türk Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri uyarınca manevi tazminat talep edebilir.
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 06.07.2018 tarihli 2017/5 esas 2018/7 sayılı kararında aldatılan kişi sadece evli biriyle birlikte olduğu için 3.kişiden tazminat talep edemeyeceği, evli kişilerin sadakat yükümlülüğü birbirlerine karşı olup herkese karşı ileri sürülebilecek mutlak haklardan olmadığını, aldatılan eşin 3.kişiye dava açabilmesi için 3.kişinin sırf aldatılan kişiye zarar vermek amacıyla hareket etmiş olması gerektiğini yani bilerek ve isteyerek aldatılan eşin zararına hareket etmiş olması gerektiğini belirtmiştir.
Sonuç olarak boşanmadan sonra aldatıldığını öğrenen eş sadece aldatma eylemi nedeniyle 3.kişiden tazminat talebinde bulunamayacak, 3.kişinin kendisine zarar verme kastıyla hareket ederek kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gördüğünü ispat ederse Türk Borçlar Kanunu’nun genel hükümlerince manevi tazminat talep edebilecektir.
Boşanma sürecinde aldatıldığını öğrenmek
Boşanma davası sürecinde eşlerden birinin aldatıldığını öğrenmesi durumu uygulamada boşanma davalarının uzun sürmesi ve boşanma sürecinde sadakat yükümlülüğünün kalmadığını düşünmeleri nedeniyle sıklıkla karşılaştığımız durumlardandır. Ancak boşanma kararı kesinleşene kadar eşlerin birbirine sadakat yükümlülüğü devam etmekte olduğundan aldatılan eş bu durumu ispatlayacak delilleri varsa boşanma nedeni olarak öne sürebilir.
Boşanma sürecinde aldatıldığını öğrenen eş devam eden boşanma davasına bu durumu sunabileceğini düşünse de iddia ve savunmanın genişletilme yasağı bulunduğundan devam eden boşanma davasında bu durum hükme esas alınamayacaktır. Her dava açıldığı zamanın koşullarına göre değerlendirilir. Bu nedenle boşanma sürecinde aldatıldığını öğrenen eş bu durumu ispatlayacak delilleri bulunuyorsa ek bir boşanma davası açarak devam eden boşanma davası ile bu dosyanın birleştirilmesini talep edebilir.
Boşandıktan sonra zina davası açılabilir mi?
Taraflar arasında anlaşmalı veya çekişmeli boşanma davası karara çıkıp ilgili karar kesinleştikten sonra artık yeni bir boşanma davası açılması mümkün değildir. Boşandıktan sonra zina eyleminin evlilik birliğinde gerçekleştiğini öğrenen eş kişilik haklarının zedelenmesi nedeniyle zarar gördüğünü iddia ederek haksız fiil nedeniyle tazminat talebinde bulunabilecektir.

