Akıl zayıflığı veya akıl hastalığı nedeniyle kişinin kendi işlerini yapamaması, yönetememesi veya hukuki işlemlerini uygun şekilde gerçekleştiremeyecek durumda bulunması halinde, kişinin ve malvarlığının korunması amacıyla kısıtlanmasına karar verilebilir. Türk Medeni Kanunu’nda belirlenen şartların gerçekleşmesi durumunda kısıtlanmasına ve mahkeme tarafından kişiye vasi atanmasına karar verilebilir. Yazımızda akıl zayıflığı veya akıl hastalığı nedeniyle vasi tayini, şartları, dava dilekçesi ve güncel yargıtay kararları ile ilgili bilgi vermeyi hedefliyoruz.
Akıl zayıflığı nedeniyle vasi tayini
Türk Medeni Kanunu’nun 405.maddesi ile akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle işlerini göremeyen ya da korunmak ve bakılmak amacıyla daima yardıma ihtiyacı bulunan, başkalarının güvenliğini tehlike altında bırakması durumunda kısıtlanması gündeme gelir. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle vasi tayini davasında sağlık raporu davanın en kritik aşamasıdır.
Türk Medeni Kanunu’nun 409.maddesinde ”Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmi sağlık kurulu raporu üzerine karar verilir. Resmi sağlık kurulu raporunun tanzimi için gereklilik bulunması halinde 436 ncı madde hükümleri uygulanır” şeklinde düzenlenme yapılmıştır. Türk Medeni Kanunu’nun 409.maddesine eklenen hüküm ile gerektiğinde Türk Medeni Kanunu’nun 436.maddesinde düzenlenen hükümler uygulanabilir bu nedene kişi hakkında zor kullanılarak rapor tanzim edilebilecektir. Bu nedenle akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle vasi tayinin resmi sağlık raporu alınması zorunludur. Vesayet makamı akıl zayıflığı veya akıl hastalığı nedeniyle kişinin kısıtlanması karar vermeden önce kısıtlı adayını dinleme zorunluluğu bulunmamakla birlikte resmi sağlık kurulu raporu göz önünde bulundurularak kısıtlı adayını dinleyebilir.
Yargıtaya göre tek hekim tarafından düzenlenen raporun Türk Medeni Kanunu’nun 405.maddesinde yer alan kısıtlama sebeplerinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde yeterli olmayacağını belirtmiştir. Bu nedenle resmi sağlık kurulu raporu gerekmektedir. Dosyada birden fazla resmi sağlık kurulu raporunun bulunması halinde vesayet makamı öncelikle raporlar arasındaki çelişkiyi gidermeli ve toplanan delillerden kısıtlı adayının akıl hastalığı veya akıl zayıflığının mevcut ve sürekli olup olmadığını değerlendirmelidir.
Türk Medeni Kanunu’nun 405. maddesi kapsamında kişi hakkında akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle kısıtlama kararı verilebilmesi için kişide mevcut bulunan bozukluğun tanısından şüphe edilmeyecek ve kronikleşmiş durumda olması gerekmektedir. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle kısıtlanan kişi üzerindeki vesayetin kaldırılmasına Türk Medeni Kanunu’nun 474.maddesi gereğince kısıtlama nedeninin ortadan kalktığına ilişkin resmi sağlık raporuyla belirlenmesi halinde karar verilir.
İlgili Makale: Vasilikten Çekilme Şartları
Akıl zayıflığı nedeniyle vasi tayini şartları
Akıl zayıflığı veya akıl hastalığı nedeniyle kişinin kısıtlanabilmesi için kanunda aranan şartların sağlanması gerekmektedir. Aksi durumda açılan davanın reddedilmesi gündeme gelecektir. Akıl hastalığı veya zayıflığı nedeniyle kişinin kısıtlanması halinde tasarruf işlemleri kısıtlanacağı için kanunda ayrıntılı olarak şartlar düzenlenmiştir. Akıl zayıflığı nedeniyle vasi tayini şartları:
- Kısıtlanması ve vasi atanması istenen kişinin akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bulunması,
- Akıl hastalığı veya zayıflığının resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi,
- Akıl hastalığı veya zayıflığı durumunun kronik hale gelmiş olması ve kısıtlama altına alınacak düzeyde olması,
- Akıl hastalığı veya zayıflığı durumunun kişinin işlerini görmesini engellemesi, korunması ve bakımı için sürekli yardıma muhtaç olması veya başkalarının güvenliğini tehlikeye sokması
Akıl zayıflığı nedeniyle vasi tayini görevli ve yetkili mahkeme
Akıl zayıflığı veya akıl hastalığı nedeniyle vasi tayini davasının hangi mahkemede ve nerede açılacağı uygulamada sıklıkla merak edilen konulardan bir diğeridir. Akıl zayıflığı nedeniyle vasi tayini davasında görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi’dir. Yetkili mahkeme ise kısıtlanması talep edilen kişinin yerleşim yeri mahkemesidir.

Akıl zayıflığı nedeniyle vasi tayini dava dilekçesi
………. NÖBETÇİ SULH HUKUK MAHKEMESİ’NE
DAVACI: Adı Soyadı, TC kimlik numarası, adres
VEKİLİ: Av. Cansu Bayramoğlu
DAVALI: Hasımsız
KISITLI ADAYI: Adı Soyadı, TC kimlik numarası, adres
KONU: müvekkilimizin annesi olan kısıtlı adayı …. hakkında kısıtlama kararı verilmesi ve müvekkilin vasi olarak atanması talebimiz
AÇIKLAMALAR: müvekkilimizin annesi olan kısıtlı adayı …. Yaşındadır. Müvekkilin annesi ……. hastalıkları teşhisi bulunmaktadır. …… ağır psikiyatrik ilaçlar kullanmaktadır. Dilekçe ekinde sunduğumuz rapor ile görüleceği üzere ….. Hastanesi’nde yatılı tedavi görmüştür. Müvekkilin annesinin ilerleyen yaşıyla birlikte ….. akıl hastalıklarına ek olarak demans ve alzheimer rahatsızlığı da bulunmaktadır. Müvekkilin annesi olan kısıtlı adayı bu rahatsızlıkları nedeniyle kendi işlerini göremez hale gelmiş ve yardıma muhtaç durumdadır. Tmk 405.madde gereğince kısıtlı adayının yakın çevrede bulunan hastanelere sevkinin sağlanarak rapor aldırılmasını, düzenlenecek rapor sonrasında kısıtlanmasına karar verilerek müvekkilimizin vasi olarak görevlendirilmesini talep ediyoruz.
HUKUKİ NEDENLER: TMK, HMK ve sair ilgili mevzuat
HUKUKİ DELİLLER: nüfus kayıtları, sağlık kurulu raporu, hastane kayıtlarının celbi, tanık ve yasal tüm deliller
TALEP: yukarıda açıkladığımız ve mahkemenizce resen gözetilecek nedenlerden ötürü, kısıtlı adayı hakkında gerekli araştırma ve inceleme yapılarak akıl zayıflığı veya akıl hastalığı nedeniyle kısıtlanmasına karar verilmesini, müvekkilimizin vasi olarak tayin edilmesine karar verilmesini, kısıtlı adayının ivedi olarak hakkında rapor düzenlenmesi için hastaneye sevkine karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederiz.
Akıl zayıflığı nedeniyle vasi tayini yargıtay kararları
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 13.05.2013 tarih 2013/5992 esas 2013/8142 sayılı kararı
”Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi …Hastanesinin 31.12.2012 tarihli raporunda da; adı geçende klinik izlenimler sonucu şizofrenik bozukluk tanısının düşünüldüğü, akıllıca yaşam sürmeleri için akli dengesinin yerinde olmadığı, günlük işlerini görebileceği, ancak yasal işlerini görecek güce sahip bulunmadığı, hastalığının ne kadar süreceğinin alacağı tedaviye ve tedavi uyumuna bağlı olduğu, kendisine vasi tayini gerektiği belirtilmiş ise de, raporlarda hastalığın tam olarak teşhisinin yapılmadığı gibi bu hastalığın sürekli olup olmadığı, iyileşmesinin mümkün bulunup bulunmadığı hususları da açık olmadığından, raporlar arasında çelişki vardır.
Bu çelişkinin giderilmesi için; alınmış olan raporlar da eklenerek ilgilinin Adli Tıp ilgili İhtisas Kuruluna sevk edilmesi ve muayenesinin yapılarak Türk Medeni Kanunu’nun 405. maddesinde yer alan kısıtlama sebeplerinin bulunup bulunmadığının resmi sağlık kurulu raporu ile tespiti ve oluşacak sonuç yerine eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir” şeklinde karar verilmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 23.01.2018 tarih 2017/7423 esas 2018/1165 sayılı kararı
”Türk Medeni Kanunu’nun 405/1. maddesinde, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her erginin kısıtlanacağı; 409/2. maddesinde ise; akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmi sağlık kurulu raporu üzerine karar verilebileceği, hakimin karar vermeden önce, kurul raporunu gözönünde tutarak kısıtlanması istenilen kişiyi dinleyebileceği hükme bağlamıştır.
Mahkemece, retle sonuçlanarak kesinleşen Tarsus 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2010/1277 Esas sayılı vesayet dosyasında kısıtlı adayı … hakkında sağlık kurulu raporu alındığı ve vesayet altına alınmasına gerek olmadığının görüldüğü, dosya incelendiğinde kısıtlı adayı hakkında sağlık kurulu raporu aldırılmasına yetecek delil sunulmadığı gerekçeleriyle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve TMK kapsamında sağlık kurulu raporu aldırılmaksızın TMK 405 maddesi bağlamında davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Hükme esas alınan önceki vesayet dosyasında aldırılan rapor tarihi ile temyize konu dava tarihi arasında geçen süre ve kısıtlı adayının yaşı gözetilmeksizin yazılı gerekçe ile talebin reddi hatalıdır” şeklinde karar verilmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 15.01.2018 tarih 2017/11349 esas 2018/371 sayılı kararı
”Davacılar vekili, davacıların babası …’nın TMK md 405 ve 406 gereği kısıtlanmasını ve davacılardan birinin vasi olarak atanmasını istemiş; kısıtlı adayı …, davanın reddini istemiş; mahkemece, davanın reddine dair verilen karar davacıların temyizi üzerine Yargıtay 18. Hukuk Dairesince TMK madde 405 yönünden sağlık kurulundan rapor aldırılmadığı ve TMK md 406 değerlendirmesi yapılmadığı gerekçesiyle bozulmasından sonra, mahkemece davanın reddine dair verilen karar da davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının dosya muhtevası, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilamında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre yerinde görülmemiştir.
Davacı vekilinin TMK 406 talebine ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Türk Medeni Kanunu’nun 406. maddesinde ”Savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan ve bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden her ergin kısıtlanır.” hükmü yer almaktadır.
Mahkemece hükme esas alınan raporda kısıtlı adayında psikiyatrik açıdan vasi tayinini gerektirir hastalık saptanmadığı belirtilmiş olup mahkemece bozmaya uyulduğu halde sadece TMK’nın 405. maddesi bakımından değerlendirme yapılmıştır. Oysa dava dilekçesinde kısıtlı adayının mal varlığını kötü yönetmesi iddiası da mevcuttur. Mahkemece TMK’nın 406. maddesi uyarınca araştırma yapılmadan hüküm kurulmuştur. Vesayet hakkındaki hükümlerin kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece kendiliğinden araştırma yapılabileceği de gözetilerek, tarafların gösterecekleri delillerin toplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile davanın reddi doğru görülmemiştir” şeklinde karar verilmiştir.

