Skip to main content

Miras Taksim Sözleşmesi

Miras Taksim Sözleşmesi

Miras taksim sözleşmesi mirasın intikali ile birlikte mirasçılar arasındaki elbirliği mülkiyetinin miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürülerek ortaklığın sona erdirilmesini amacıyla yapılan sözleşmedir. Miras taksim sözleşmesi mirasçıların kendi istekleriyle mirasın paylaşımını sağladığından dava sürecine göre daha kısa sürede ve masrafsız olarak ortaklığın ortadan kaldırılmasına yardımcı olur. Yazımızda miras taksim sözleşmesi hakkında genel bilgiler verirken miras taksim sözleşmesinin geçerlilik şartları, miras taksim sözleşmesinin ne zaman yapılabileceği, miras taksim sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil davası, miras taksim sözleşmesinin iptali ve bu konuda güncel yargıtay kararlarını sunmayı hedefliyoruz.

Miras taksim sözleşmesi

Miras paylaşımı iradi şekilde gerçekleşebileceği gibi yargı yoluyla da gerçekleşebilmektedir. İradi şekilde yapılan miras paylaşımı Türk Medeni Kanunu’nun 676.maddesinde düzenlenen miras taksim sözleşmesiyle yapılabilir.

Miras taksim sözleşmesi Türk Medeni Kanunu 676.maddesinde ”Mirasçılar arasında payların oluşturulması ve fiilen alınması veya aralarında yapacakları paylaşma sözleşmesi mirasçıları bağlar. Paylaşma sözleşmesiyle mirasçılar, tereke mallarının tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesini de kabul edebilirler. Paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır.” şeklinde düzenlenmiştir.

Miras taksim sözleşmesi, mirasçılar arasında yapılır. Bu nedenle çok taraflı bir sözleşmedir. Terekede hak sahibi olan yasal veya atanmış tüm mirasçıların miras taksim sözleşmesine katılması zorunludur. Terekenin tümü mirasçılar arasında paylaşılabileceği gibi, terekedeki bazı malların paylaşımı şeklinde yani kısmi paylaşma şeklinde de olabilir. Paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Miras taksim sözleşmesi yapılmış ise bu sözleşmeyle elbirliği mülkiyeti sona erdiğinden artık ortaklığın giderilmesi davası açılamaz.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 6.10.2020 tarihli 2020/17-220 esas 2020/726 sayılı kararı

”TMK’nın 676. maddesi uyarınca terekeye tabi taşınmazların yazılı olmak koşuluyla mirasçılar arasında taksimi geçerli olup, taksimin geçerli olması için tüm mirasçılar arasında eşit bir paylaşım gerekli değildir. Somut olayda yapılan paylaşımda hisselerin parasal değerine göre açık bir bedel farkı da bulunmamaktadır. Eş söyleyişle edimler arasında bir oransızlık bulunduğu, varsa bu oransızlığın ciddi ve objektif olarak makul karşılanmasının beklenemeyeceği bir durum yoktur. Takip konusu alacak miktarı ve paylaşım sonucu borçluya düşen oran dikkate alındığında, davalı borçlunun mal kaçırma kastıyla hareket ettiğine dair somut deliller sunulamadığı gibi, aksine yukarıda açıklanan tüm aşamalarda borçlu davalının borçlarını ödemek gayesiyle hareket ettiği ve yapılan işlemlerin mal kaçırmak için değil, taksim gayesiyle yapıldığı ortaya konulmuştur. Bu durumda mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken” şeklinde karar vermiştir.

Miras taksim sözleşmesi mirasçılar arasındaki elbirliği mülkiyetinin mirasçıların miras payları oranında paylaşılmasını sağlayarak ortaklığın giderilmesi sağlar. Miras taksim sözleşmesinde miras paylarının mutlak bir eşitlik şekilde paylaşılması zorunlu olmayıp, tüm mirasçıların katılımı ile yazılı olarak yapılan sözleşme geçerlidir.

Miras taksim sözleşmesi geçerlilik şartları

Miras taksim sözleşmesi mirasçılar arasındaki elbirliği mülkiyetini miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesi amacıyla yapılır. Ancak bu sözleşmenin geçerliliği bazı şartların sağlanmasına bağlıdır.

Miras taksim sözleşmesi Türk Medeni Kanunu’nun 676/3.maddesi gereğince yazılı olmadıkça geçerli olmaz. Adi yazılı şekil yeterli olup resmi şekilde yapılması zorunlu değildir. Mirasbırakanın terekesinde devri resmi şekle bağlı taşınmazlar bulunsa bile adi yazılı şekil yeterlidir. Öte yandan sözleşme yazılı şekilde düzenlenmemiş olsa dahi şekle aykırı olarak yapılan sözleşme kural olarak geçersiz ise de, bu sözleşmeden doğan edimler taraflarca tam olarak ifa edilmiş ise, şekil eksikliği nedeniyle geçersizliği ileri sürülmesi Türk Medeni Kanunu’nun 2 maddesinde düzenlenen dürüst davranma ilkesine aykırı olduğundan hakkın kötüye kullanılmasını oluşturur. Bu nedenle sözleşme yazılı olmasa bile iddia edilen sözleşme gereği edimlerin ifa edilmiş olup olmadıklarının tespiti gerekir.

Miras taksim sözleşmesinin geçerli olabilmesi için sözleşmeye tüm mirasçıların veya temsilcilerinin katılımı gerekmektedir. Bu nedenle miras taksim sözleşmesi tüm mirasçıların katılımı ile gerçekleştirilmeli, tüm mirasçılar kendi payına düşeni aldığı ve diğer mirasçıların paylarına düşenler bakımından da karşılıklı olarak vazgeçtikleri açık ve kesin şekilde belirtilmelidir. Miras taksim sözleşmesinde mirasçılar arasında mutlak eşitlik olması aranmamıştır.

Sonuç olarak miras taksim sözleşmesinin geçerlilik şartları yazılı olması ve tüm mirasçıların katılımıyla gerçekleştirilmesidir. Bu nedenle miras taksim sözleşmesinin mirasçılardan birinin bile katılımı olmaksızın gerçekleşmesi durumunda geçerli bir paylaşmadan bahsedilemeyecektir.

Miras taksim sözleşmesi noterde yapılmak zorunda mı?

Miras taksim sözleşmesinin geçerlilik şartları söz konusu olduğunda miras taksim sözleşmesinin noterde yapılmasının zorunlu olup olmadığı merak edilmektedir. Miras taksim sözleşmesinin yazılı olması geçerlilik şartlarından olsa adi yazılı şekilde tüm mirasçıların katılımıyla düzenlenen sözleşme geçerlidir. Miras taksim sözleşmesinin geçerliliği için tapu siciline tescil veya resmi senet düzenlemesi aranmamıştır. Sonuç olarak miras taksim sözleşmesi noterde yapılmak zorunda değildir,tüm mirasçıların katılımıyla yazılı şekilde yapılması halinde geçerlidir.

Miras taksim sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil davası

Miras taksim sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil davası miras taksim sözleşmesinin geçerlilik şartlarını taşıması halinde sözleşmede yapılan paylaşımın tapuya tescilini sağlanması için mirasçılardan her biri tarafından açılabilen davalardandır.

Miras taksim sözleşmesi kanunda düzenlenmiş olan şekil şartlarını taşıması halinde sözleşmenin ifası için mirasçıların sözleşmede yer alan bir hakkın veya malın devrine ilişkin işlemleri yapması gerekmektedir. Miras taksim sözleşmesinde terekede taşınırlar ve tapuda kayıtlı olmayan taşınmazlar varsa zilyetliğin devri; taşınmazlar açısından ise için tapu kütüğüne tescil yapılması gerekir. Ancak mirasçılardan biri veya birkaçı, miras taksim sözleşmesinin yüklediği borçları yerine getirmezlerse, diğer mirasçılar dava açarak taksim sözleşmesinin uygulanmasını sağlayabilirler. Bu noktada taşınmazlar açısında miras taksim sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil davası açılması gerekir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 28.1.2014 tarih 2013/20548 esas 2014/215 sayılı kararında

”Dava konusu taşınmazların tapuda kayıtlı iken 26.05.2009 tarihinde tapu sicil memurluğunda taraflar arasında yapılan taksim sözleşmesi ile paylaşıldığı, bu paylaşma taraflar dışında dava dışı M.. Ç..’ında katıldığı, aynı tarihte taksime göre tapu kayıtlarının sicile yansıdığı görülmektedir. Davacılar ile davalılar 8.9.1980 tarihinde ölen İbrahim …’in mirasçılarıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık TMK’nın 698 ve devamı maddelerine göre tapuda yapılan taksim sözleşmesi sonunda davacılara tek taşınmaz verilirken, davalıların daha fazla taşınmaz almaları suretiyle davacıların kandırılıp kandırılmadıkları, irade sakatlığı, gabin, edimler arası oransızlık nedeniyle aşırı zenginleşme olup olmadığı hususundadır.

Dava konusu taşınmazlara ait kayıtlar incelendiğinde, taşınmazların tamamının tarafların murisi İ.. Ş.. tarafından gelmedikleri, parsellerdeki 12/64’er payların S.. D..’e ait iken muris İ.. Ş.. tarafından değil davalılar N.. C.., Y.. ve G.. Ş.. tarafından satın alındığı, bu durumda taraflar adıa eşit şekilde taksim yapılmasının beklenemeyeceği, diğer yandan Tapu Sicil Müdürlüğünde resmi şekilde yapılan sözleşmesinde okuma yazma bilmeyen taraflar bakımından iki tanığın da hazır bulundurulduğu, yine taksime İ.. Ş.. mirasçıları tarafların dışında taşınmazların bir kısmında paydaş durumundaki M.. Ç..’ın katıldığı ve M.. Ç..’ın da kendisine kalan bir kısım yerin kamulaştırıldığı birlikte gözetildiğinde davacıların resmi şekilde yapılan taksim sırasında iradelerinin fesada uğradığı, kandırıldıkları veya davalıların davacıların okur yazar olmamalarını bilerek istismar ettiklerinin kabulü mümkün değildir.

Kaldı ki davalıların üçüncü kişilerden satın aldıkları paylar da gözetildiğinde edimler arasında aşırı nisbetsizlikten de söz edilemez. Dosyada davacıların sözleşmeyi yaparken müzayaka halinde olduğunu gösterir bir delil de yoktur. Taksim sözleşmesi geçerli kabul edilmelidir. Mahkemece davada gabin şartlarının bulunmadığı dikkate alınarak davanın tümü ile reddine karar verilmesi gerekirken” şeklinde karar verilmiştir.

Miras taksim sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil davası zamanaşımı

Miras taksim sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil davalarında kanunda ayrı bir zamanaşımı düzenlenmediğinden genel zamanaşımı süresi olan 10 yıldır.

İlgili Makale: Hile Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası

Miras taksim sözleşmesi ne zaman yapılır?

Miras taksim sözleşmesinin ne zaman yapılabileceği merak edilen konulardan bir diğeridir. Uygulamada miras taksim sözleşmesinin yalnızca mirasbırakan kişinin vefatı sonrasında yapılacağı düşünülse de gerekli şartların sağlanması halinde miras bırakanın sağlığında miras taksim sözleşmesi yapılması mümkündür.

Miras taksim sözleşmesinin mirasın açılmasından önce yani mirasbırakanın sağlığında yapılması durumu Türk Medeni Kanunu’nun 678.maddesinde ”Mirasbırakanın katılması veya izni olmaksızın bir mirasçının henüz açılmamış bir miras hakkında diğer mirasçılar veya üçüncü bir kişi ile yapacağı sözleşmeler geçerli değildir. Böyle bir sözleşme gereğince yerine getirilmiş olan edimlerin geri verilmesi istenebilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre miras taksim sözleşmesi miras bırakanın sağlığında yapılması halinde geçerli olabilmesi için mirasbırakan kişinin katılması veya izin vermesi gerekmektedir.

Sonuç olarak miras taksim sözleşmesi mirasbırakanın vefatından sonra tüm mirasçıların katılımı ile yapılabileceği gibi mirasbırakanı kişinin sözleşmeye katılımı ve izni bulunması şartıyla mirasbırakanın sağlığında da yapılabilir.

Muris ölmeden miras taksim sözleşmesi yapılabilir mi?

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 12.03.2013 tarih 2013/705 esas 2013/3498 sayılı kararında

“Somut olayda, dava konusu taşınmazın ortak muristen kaldığı konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. 4721 sayılı TMK’nun 676. maddesi “Mirasçılar arasında payların oluşturulması ve fiilen alınması veya aralarında yapacakları paylaşma sözleşmesi mirasçıları bağlar. Paylaşma sözleşmesiyle mirasçılar, tereke mallarının tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesini de kabul edebilirler. Paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır” hükmü uyarınca yazılı olmak koşuluyla mirasın paylaşılması konusunda mirasçılar arasında yapılan sözleşmeler geçerlidir.

Mirasın açılmasından önce yapılan sözleşmelerin geçerli olabilmesi için de, aynı kanunun 678. maddesi gereğince, sözleşmeye mirasbırakanın katılması veya izin vermesi gereklidir. Davacıların isteminin dayanağı olan 15.12.1973 tarihli paylaşma sözleşmesinin, mirasbırakan …’nın sağlığında, tüm mirasçıların ve mirasbırakanın katılımıyla yapıldığı dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Bununla beraber, sözleşme metnine göre dava konusu 1013 nolu parselin, paylaşımda davacılara bırakılan taşınmazlar arasında yer aldığı görülmektedir. Anılan Kanun hükümleri ve tüm dosya kapsamına göre, davanın tarafları olan … mirasçıları arasında 15.12.1973 tarihli hukuken geçerli bir paylaşma sözleşmesinin mevcut olduğunun kabulü gerekir. Davanın bu sebeplerle kabulüne karar verilmesi gerekirken Mahkemece paylaşma sözleşmesinin geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.” şeklinde karar verilmiştir.

Miras Taksim Sözleşmesinin İptali
Miras Taksim Sözleşmesinin İptali

Miras taksim sözleşmesinin iptali

Miras taksim sözleşmesi tüm mirasçılarının serbest iradelerine dayanan bir sözleşmesidir. Bu nedenle mirasçıların serbest iradelerini sakatlayan durumların bulunması halinde sözleşmenin iptali gündeme gelmektedir.

Miras taksim sözleşmesi her ne kadar mevzuatta miras hukuku kapsamında düzenlenmiş olsa da miras taksim sözleşmesinin geçersizliğine ilişkin taleplerde Türk Medeni Kanunu’nun 680.maddesindeki ”Borçlar Kanununun geçersizliğe ilişkin genel hükümleri, paylaşma sözleşmeleri hakkında da uygulanır” düzenleme gereği Borçlar Kanunu’nda yer alan geçersizliğe hükümler uygulanabilecektir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 27.maddesinde kesin hükümsüzlük hallerine ilişkin düzenleme yapılmış olup ilgili düzenleme ”Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. Sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin geçerliliğini etkilemez. Ancak, bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, sözleşmenin tamamı kesin olarak hükümsüz olur” şeklindedir.

Miras taksim sözleşmesinin iptalinin talep edilebileceği bir durum da aşırı yararlanma ( gabin) halidir. Türk Borçlar Kanunu’nun 28.maddesinde

  • Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir.
  • Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir.” şeklinde düzenleme yapılmıştır. Miras taksim sözleşmesinde mirasın paylaşımında mirasçılar arasında mutlak bir eşitlik aranmamaktadır. Ancak mirasçılardan biri mirasçılar arasındaki açık oransızlığın nedeni bilgisizliğinden veya zor durumda bulunması nedeniyle gerçekleştiğini iddia ediyorsa miras taksim sözleşmesinin iptalini talep edebilir.

Miras taksim sözleşmesinin iptalinin talep edilebileceği durumlardan bir diğeri irade sakatlığı halleridir. İrade sakatlığı halleri işlemin kurucu unsuru olan iradenin oluşumunda bir bozukluğun olması veya iradenin bildirimi sırasında meydana gelen istem dışı bir durumun bulunması halidir. İrade bozukluğu halleri hata (yanılma), hile (aldatma) ve korkutma (ikrah) dır. Miras taksim sözleşmesinde mirasçılardan birinin iradesini sakatlayan hallerin bulunması durumunda miras taksim sözleşmesinin iptali talep edilebilecektir.

Sonuç olarak miras taksim sözleşmesinin iptali Türk Borçlar Kanunu’nunda düzenlenmiş irade sakatlığı halleri olan hata (yanılma), hile (aldatma) ve korkutma (ikrah) veya aşırı yararlanma durumlarında talep edilebilir. Miras taksim sözleşmesinin iptali sürecinde özellikle ispat konusu davanın sonucunu doğrudan etkileyeceğinden alanında uzman bir avukattan hukuki yardım alınması hak kaybına maruz kalmamak açısından önemlidir.

Miras taksim sözleşmesinin iptalinde görevli ve yetkili mahkeme

Miras taksim sözleşmesine ilişkin davalarda görevli ve yetkili mahkemenin doğru belirlenmesi açılacak davada hak kaybına maruz kalmamak açısında kritik öneme sahiptir. Miras taksim sözleşmesine ilişkin davalarda görevli ve yetkili mahkemeye ilişkin Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda yer alan düzenlemeler geçerlidir.

Miras taksim sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil davası taşınmazın aynına ilişkin yönelik davalardan olduğundan görevli mahkeme Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 2. Maddesinde yer alan ”Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.” şeklindeki düzenleme nedeniyle asliye hukuk mahkemesidir.

Yetkili mahkeme Hukuk Mahkemesi Kanunu’nun 12. Maddesi gereğince davaya konu taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkili mahkemedir.

Miras taksim sözleşmesi iptali yargıtay kararları

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 28.1.2004 tarih 2004/14-45 esas 2004/33 sayılı kararı

”Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 1984/2 E, 1985/5 K. sayılı kararında ise ‘’İçtihat aykırılığının giderilmesi isteminde dayanılan kararlardan’’ biri, de yukarıda sözü edilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararıdır. Y.İ.B.B.G.K.’nun 1984/2 E, 1985/5 K. sayılı içtihadı miras hakkının temliki sözleşmesine ilişkindir.

Anılan kararda sonuç olarak ‘’Medeni Kanunun 612. maddesi uyarınca mirasın taksiminden önce terekeye dahil belli bir taşınmaz maldaki miras hakkının diğer bir mirasçıya temlikine ilişkin sözleşmenin geçerli bulunması için temlik edenin terekedeki tüm miras haklarını kapsaması gerekmediğine, bu nitelikteki sözleşmelerin geçerli bulunduğuna veya böyle bir sözleşmenin iştirak hali bozulmadan tapuda işlem yapılmasını sağlayacağına’’ karar verilmiştir. Bu nedenle Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararının genel esprisi içerisinde miras taksim sözleşmelerinin de, terekeye dahil bütün taşınmaz malları kapsamasına gerek bulunmadığı sonucuna varılmıştır.” şeklinde karar verilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 09.03.2021 tarih 2017/16-482 esas 2021/227 sayılı kararı

”Kadastro Kanunu’nun 15/1 maddesinde, kural olarak kadastro faaliyetleri ve kadastro tespiti sırasında hem tapuya kayıtlı, hem de tapuya kayıtlı olmayan taşınmazların malikleri veya bunların mirasçıları arasında sicil dışı paylaştırma sebebiyle zilyetleri adına tespitine ilişkin düzenleme getirilmiştir. Buna göre tapuya kayıtlı olmayan taşınmazların 14. madde gereğince belirlenen zilyetleri arasında paylaşıldığı belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat olunduğu takdirde, bu taşınmazların paylaşım zilyetleri adına tespit edileceği belirtilmektedir.

Paylaşıma dayanan taraf, TMK’nın 6. maddesi uyarınca, taşınmazın paylaşılmış olduğunu, bu paylaşımın tarihini, adına tespit edilecek kısmın kendisine isabet ettiğini, tespit tarihine kadar taksimin bozulmamış olduğunu ve kendisinin tespit yapıldığı sırada taşınmaza zilyet bulunduğunu ispat etmelidir. Burada da, taşınmazın paylaşılmasının belgelerle, bilirkişi veya tanık beyanları ile ispat edilmesi mümkün hale getirilerek delil serbestisi esası kabul edilmiştir” şeklinde karar verilmiştir.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 20.10.2014 tarih 2014/5795 esas 2014/11358 sayılı kararı
”TMK’nın 676 ve devanı maddeleri uyarınca taksim sözleşmesinin geçerli olduğunun kabul edilebilmesi için dava konusu taşınmazın muris adına kayıtlı ya da elbirliği mülkiyetine konu bir taşınmaz olması gerekir.

Davaya konu taşınmazın muris D.. A..’tan kalıdğı ve murisin ölümünden sonra 07.09.2009 tarihli miras taksim sözleşmesi ile mirasçılar arasında taksim edildiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Ne var ki, bu tarihten sonra D.. A.. mirasçıları tarafından yapılan 16.12.2009 tarihli intikal işlemi ile taşınmazın paylı olarak adlarına tescili sağlanmış olduğuna göre taksim sözleşmesinin varlığından ve geçerliliğinden söz edilemez. Davanın açıldığı tarihte davaya konu taşınmaz paylı mülkiyete konu olup 07.09.2009 tarihli taksim sözleşmesi daha sonra yapılan intikal işlemi ile bozulmuştur. Mahkemece ortaklığın giderilmesine karar verilmesi gerekirken” şeklinde karar verilmiştir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 14.10.2014 tarih 2014/179 esas 2014/18279 sayılı kararı

”Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik görülmediğine, her ne kadar davalılardan Z. B. Tarafından iki ayrı danışmalık firmasından alınan 22.4.2008 tarihli ekspertiz raporlarında taksime konu bir kısım taşınmazların değerinin düşük gösterilmek suretiyle hile ile davacıların kandırıldıkları iddia edilmiş ise de, toplanan deliller ve dinlenen tanık beyanları karşısında taraflar arasında noterde düzenlenen 4.6.2008 tarihli taksim sözleşmesine esas alındığı anlaşılan ekspertiz raporlarının taksimden bir süre önce tüm mirasçılara verildiği, inceleme imkanı tanındığı, bu inceleme sonrası tüm mirasçıların bir evde toplanarak taksimle ilgili görüştükleri ve hangi mirasçının mirastan ne şekilde pay alacağının tartışılarak, anlaşıldığı,

Anlaşmadan üç gün sonra tüm mirasçıların birlikte notere giderek düzenleme şeklindeki taksim sözleşmesini imzaladıkları, taksim sözleşmesi tarihine kadar geçen süre itibarıyla her türlü araştırma imkanı tanındığı, taksim sözleşmesi öncesi varılan anlaşmada da hileyi gerçekleştirdiği iddia edilen davalı Z. B.’in öncelikli yer seçmediği, tüm mirasçılara seçme imkanı tanındıktan sonra o tarihte bulunduğu muhit ve içindeki kiracı sebebiyle sorunlu olduğu icra takiplerinden anlaşılan taşınmazların kaldığı,

Ekspertiz raporlarında taşınmazların nitelikleri ile eldeki dosyada alınan raporlarda belirlenen nitelikler arasında bir fark da bulunmadığı belirlendiğinden davacıların iradelerinin fesada uğratıldığından söz edilemeyeceğine, diğer yandan davacılardan meslekleri ve bir kısın davalılara düşen Antalya’daki taşınmazların bulunduğu yerde kentsel dönüşüm, çevre düzenlemeleri gibi sebeplerle taksim sözleşmesi sonrası meydana gelen değer yükselmeleri, taksim sözleşmesine göre tüm mirasçılar adına tapuda yapılan intikaller ve sonrasında davacılar da dahil tapuda dava dışı üçüncü kişilere yapılan satışlar dikkate alındığında olayda hilenin unsurlarının gerçekleştiğinden de söz edilemeyeceğine” şeklinde karar verilmiştir.

bir yorum bırakın

Hemen Ara