Skip to main content

Mirasta Denkleştirme Davası

Mirasta Denkleştirme Davası

Mirastan denkleştirme davası miras bırakanın sağlığında yasal mirasçılara yaptığı karşılıksız kazandırmaların miras paylaşımı sırasında adaletin sağlanması amacıyla terekeye iade edilmesini konu alan önemli bir dava türüdür. Yazımızda mirasta denkleştirme davası hakkında ayrıntılı bilgilere yer verirken denkleştirme davasının şartları, görevli ve yetkili mahkeme, davanın tarafları, mirasta denkleştirmeye tabi kazandırmalar ve tabi olmayan kazandırmalar, mirasta denkleştirme ve tenkis davasının farkları gibi konularda ayrıntılı bilgi vermeyi hedefliyoruz.

Mirasta denkleştirme davası

Mirasta denkleştirme davası murisin yasal mirasçılarına yaptığı sağlararası karşılıksız kazandırmaların belirli koşullar gerçekleştiğinde geri verilmesini talep etmeyi sağlayan bir davadır. Bu davadan elde edilmek istenen amaç mirasçılar arasında sağlararası karşılıksız kazandırmalar ile oluşan dengesizliğin denkleştirme ile ortadan kaldırılmasıdır.

Mirasta denkleştirme Türk Medeni Kanunu’nun 669.maddesinde ”Yasal mirasçılar, mirasbırakandan miras paylarına mahsuben elde ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmaları, denkleştirmeyi sağlamak için terekeye geri vermekle birbirlerine karşı yükümlüdürler. Mirasbırakanın çeyiz veya kuruluş sermayesi vermek ya da bir malvarlığını devretmek veya borçtan kurtarmak ve benzerleri gibi karşılık almaksızın altsoyuna yapmış olduğu kazandırmalar, aksi mirasbırakan tarafından açıkça belirtilmiş olmadıkça, denkleştirmeye tabidir.” şeklinde düzenlenmiştir.

Mirasta denkleştirmenin konusu mirasbırakanın sağlığında yasal mirasçılarına yaptığı karşılıksız kazandırmalarıdır. Mirasbırakan yasal mirasçılarını denkleştirme yükümlülüğü getirebileceği gibi onları denkleştirme yükümlülüğünden muaf da tutabilir. Mirasbırakanın altsoyuna yaptığı karşılıksız kazandırmalar denkleştirmeye tabidir. Bu noktada açılan davada karşılıksız kazandırmayla menfaat elde edilen altsoy kazandırmanın denkleştirmeden muaf tutulduğunu ispatlamakla yükümlüdür.

Mirasta denkleştirme davası mirasbırakan kişinin sağlığında yasal mirasçılarına yaptığı karşılıksız kazandırıcı işlemlerin terekeye geri dönmesini amaçlayan bir davadır. Bu noktada özellikle yasal mirasçılardan altsoya yapılan karşılıksız kazandırmalar mirasbırakan tarafından açıkça denkleştirmeden muaf tutulmadıysa denkleştirmeye tabi olup altsoy bu karşılıksız kazandırmaları aynen veya mahsuben terekeye geri verilmekle yükümlü hale gelir.

Mirasta denkleştirme davası şartları

Mirasta denkleştirme davası miras bırakan kişinin sağlığında karşılıksız olarak yasal mirasçılarına yaptığı denkleştirmeye tabi kazandırmaların terekeye geri dönmesini sağlayarak mirasçılar arasında eşitliğin sağlanmasını sağlayan bir dava türüdür. Mirasta denkleştirme davası sürecine girecekler açısında dava şartlarının ayrıntılı olarak incelenmesi olası hak kayıplarının önüne geçilmesine yardımcı olacaktır. Mirasta denkleştirme davası şartları:

  • Sağlararası bir kazandırma olması: Mirasta denkleştirme davası açabilmek için denkleştirme talep edilen işlemin mirasbırakan kişinin sağlığında yapılmış olması gerekmektedir. Dolayısıyla miras bırakanın sağlığında yaptığı bağış işlemleri gerekli şartları taşıması halinde denkleştirmeye tabi olurken ölüme bağlı kazandırmalar denkleştirmeye tabi olmaz. Ancak vefat eden kişinin vasiyetname ile yaptığı karşılıksız kazandırmalar denkleştirmeye tabi olmaz bunlar için ancak saklı payın ihlal edilmesi söz konusu ise tenkis talebinde bulunulabilir.
  • Kazandırmanın karşılıksız olması: Mirasbırakanın yasal mirasçılarına sağlığında yaptığı kazandırmaların denkleştirmeye tabi olabilmesi için bu kazandırma karşılıksız olmalıdır.
  • Karşılıksız kazandırmanın mirasbırakanın mal varlığından yapılması
  • Kazandırmanın yasal mirasçılara yapılmış olması: Yasal mirasçının, denkleştirme alacaklısı veya borçlusu olabilmesi için mirasbırakanın ölümü anında yasal mirasçı sıfatına sahip olmalıdır.
  • Kazandırmanın miras payına mahsuben yapılmış olması: Mirasbırakanın sağlığında yasal mirasçılarına yapmış olduğu karşılıksız kazandırmaların denkleştirmeye tabi olabilmesi için bu kazandırmanın söz konusu mirasçıların miras paylarına mahsuben yapılmış olmalıdır. Kazandırmanın miras payına mahsuben yapılmış olup olmadığı mirasbırakanın açık iradesine bağlıdır.
Mirasta Denkleştirme Davasında İspat Yükümlülüğü
Mirasta Denkleştirme Davasında İspat Yükümlülüğü

Mirasta denkleştirme davasında ispat yükümlülüğü

Mirasta denkleştirme davasında ispat yükümlülüğünün hangi tarafta olacağı sıklıkla merak edilen konuların başında gelmektedir. İspat yükümlülüğü denkleştirmeye tabi karşılıksız kazandırmanın altsoya yapılması ya da altsoy dışındaki kişilere yapılmasına göre değişmektedir.

Altsoya yapılan kazandırma aksi miras bırakan tarafından açıkça belirtilmemişse karine olarak denkleştirmeye tabidir. Altsoya yapılan sağlar arası kazandırmanın denkleştirmeye tabi olmadığını mirasta denkleştirme davasının davalı tarafı olan altsoy tarafından ispatlamalıdır. Altsoy dışındaki yasal mirasçılara yapılan kazandırma, karine olarak denkleştirmeye tabi değildir. Bu nedenle altsoy dışındaki yasal mirasçıya yapılan kazandırmanın denkleştirmeye tabi olduğunu mirasta denkleştirme davasının davacı tarafı ispatlamalıdır.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 25.06.2018 tarih 2017/5086 esas 2018/4810 sayılı kararı

”Mirasta denkleştirme mirasçıların murisin sağlığında muristen karşılıksız olarak aldığı mal ve kıymetlerin geri alınarak miras taksiminde tereke içerisinde yer almasıdır. TMK’nın 669. maddesi gereğince “Yasal mirasçılar, mirasbırakandan miras paylarına mahsuben elde ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmaları, denkleştirmeyi sağlamak için terekeye geri vermekle birbirlerine karşı yükümlüdürler. Mirasbırakanın çeyiz veya kuruluş sermayesi vermek ya da bir malvarlığını devretmek veya borçtan kurtarmak ve benzerleri gibi karşılık almaksızın altsoyuna yapmış olduğu kazandırmalar, aksi mirasbırakan tarafından açıkça belirtilmiş olmadıkça denleştirmeye tabidir.” Altsoy dışındaki yasal mirasçılara yapılan kazandırmalarda ise miras payına mahsup edilmek üzere hareket edilmediği yönünde bir karine vardır. Bu karinenin aksinin davacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir.” şeklinde karar verilmiştir.

Sonuç olarak mirasta denkleştirme davasında denkleştirmeye tabi karşılıksız kazandırmalar altsoya yapılmışsa altsoy denkleştirmeden muaf tutulduğunu ispatlamak, altsoya yapılmamışsa denkleştirme talep eden davacı işlemin denkleştirmeye tabi olduğunu ispatlaması gerekmektedir.

Mirasta denkleştirme davası görevli ve yetkili mahkeme

Mirasta denkleştirme davasında görevli ve yetkili mahkemenin doğru belirlenmesi hak kayıplarının önüne geçmek açısından kritik öneme sahiptir. Mirasta denkleştirme davası için hangi mahkemenin görevli olacağı konusunda mevzuatta açık bir düzenleme yer almadığından genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemesi bu davalar için görevli mahkeme kabul edilmektedir.

Mirasta denkleştirme davasında yetkili mahkeme ise miras bırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir. Türk Medeni Kanunu 576.maddeye göre mirasın paylaştırılmasına ilişkin davalar mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesinde görülür. Yine Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 11.maddesine göre terekenin kesin paylaşımına kadar mirasçılara karşı açılacak tüm davalarda mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkili olacaktır.

Mirasta denkleştirme ve tenkis farkı

Mirasta denkleştirme ve tenkis davası farkı uygulamada merak edilen konuların başında gelmektedir. Mirasta denkleştirme ve tenkis davası tarafları, dava süreçleri ve dava sonucunda elde edilecek menfaatler bakımından bazı farklılıklar barındırmaktadır.

Tenkis davası miras bırakanın yapmış olduğu bazı işlemler ile saklı paylı mirasçıların saklı paylarını ihlal ettiği oranda iptal edilmesini sağlayan bir işlemdir. Mirasta denkleştirme davası ise mirasbırakanın yasal mirasçılarına yapmış olduğu karşılıksız bazı kazandırmaların aynen veya mahsuben terekeye geri verilmesine yönelik bir işlemdir. Yani tenkis saklı paylı mirasçıların saklı paylarını korunma amacındayken denkleştirme miras bırakanın sağlığında yapmış olduğu bazı kazandırmaların terekeye dönmesini amaçlar.

Tenkis davası saklı paylı mirasçılar tarafından açılabilirken mirasta denkleştirme davası yasal mirasçılar tarafından açılabilmektedir. Tenkis davası mirasçının saklı payını ihlal etmesini öğrenmesinden itibaren bir yıl ve herhalde on yıllık hak düşürücü süreye tabidir. Mirasta denkleştirme davası ise kural olarak mirasın paylaşım işlemi tamamlanana kadar açılabileceği gibi mirasın paylaşılmışsa bu tarihten itibaren on yıllık zamanaşımı süresine tabidir.

İlgili Makale: Mirastan Mal Kaçırma Nasıl Tespit Edilir?

Denkleştirmeye tabi kazandırmalar nelerdir?

Mirasta denkleştirmeye tabi kazandırmalar, miras bırakanın sağlığında yasal mirasçılardan biri veya birkaçına karşılıksız olarak yaptığı ve miras paylaşımında eşitliğin sağlanabilmesi için terekeye iadesi gereken değerlerdir. Mirasta denkleştirmeye tabi kazandırmaların belirlenmesinde, kazandırmanın niteliği, amacı ve ekonomik değeri büyük önem taşır. Denkleştirmeye tabi kazandırmalar:

  • Çeyiz: Evlenecek olan kişiye evliliğin kurulmasına yönelik olarak verilen taşınır veya taşınmaz eşyalar alışılmış ölçüleri aştığında denkleştirmeye tabi kazandırmalardandır.
  • Kuruluş sermayesi: Kuruluş sermayesi, iş kurma veya bir işin geliştirilmesi için yapılan ödemeleri ifade eder. Mirasbırakanın altsoya vermiş olduğu para veya diğer her türlü mal da kuruluş sermayesi olarak nitelendirilebilir. Mirasbırakan tarafından yapılan bu kazandırmanın denkleştirmeye tabi olması için belli bir ağırlık taşıması gereklidir.
  • Mal varlığı devri: Mirasbırakanın altsoyuna malvarlığı devri niteliği taşıyan karşılıksız kazandırmalarının denkleştirmeye tabi olması için herhangi özel bir amaçla yapılmış olması gerekmez.
  • Borçtan kurtarma: Altsoyunu borçtan kurtaran mirasbırakanın karşılıksız olarak yaptığı kazandırma denkleştirmeye tabi kazandırmalardandır.
  • Türk Medeni Kanunu 669.maddesinde yasa gereği denkleştirmeye tabi tutulan çeyiz, kuruluş sermayesi, malvarlığı devri ve borçtan kurtarma gibi kazandırmalar sayıldıktan sonra bu kazandırmalara ek olarak ‘ve benzerleri gibi’ karşılık alınmaksızın gerçekleştirilen kazandırmalar da yasa gereği denkleştirmeye tabi tutulmuştur.
  • Mirasbırakan yasa gereği denkleştirmeyle yükümlü olan altsoyunu denkleştirmeden muaf tutabileceği gibi, denkleştirmeyle yükümlü olmadığı durumlarda denkleştirmeyle yükümlü kılabilir.

Denkleştirmeye tabi olmayan kazandırmalar nelerdir?

Mirasta denkleştirme, miras bırakanın sağlığında bazı yasal mirasçılarına yaptığı kazandırmaların miras paylaşımı sırasında eşitliği sağlamak amacıyla terekeye iade edilmesini ifade eder. Ancak her kazandırma bu kapsamda değerlendirilmez. Mahkeme somut olaya göre karşılıksız kazandırmanın denkleştirmeye tabi olup olmadığını değerlendirir. Denkleştirmeye tabi olmayan kazandırmalar:

  • Mirasbırakanın altsoyunu denkleştirmeden muaf tutması: Türk Medeni Kanunu 669.maddede sayılan çeyiz, kuruluş sermayesi, malvarlığı devri, borçtan kurtarma ve benzeri türdeki kazandırmalar yasa gereği denkleştirmeye tabi tutulmuşlardır. Ancak altsoya yapılan bu kazandırmalar mirasbırakanın bunları denkleştirme dışında tutma yönündeki açık iradesiyle denkleştirme dışında kalabilmektedir.
  • Hediyeler ve evlenme giderleri: Türk Medeni Kanunu 675.maddede ”Olağan hediyeler ile evlenme sırasında yapılan geleneğe uygun giderler denkleştirmeye tâbi değildir. Altsoy hısımlarının evlenmelerinde, alışılmış ölçüler içinde yapılan çeyiz giderleri hakkında denkleştirmeye tâbi tutmama arzusunun bulunduğu asıldır” şeklindeki düzenleme gereği alışılmış ölçüyü aşmayan hediye ve evlenme giderleri denkleştirmeye tabi değildir. Mahkeme mevcut duruma göre yapılan giderlerin alışılmış ölçüleri aşıp aşmadığını değerlendirir.
  • Eğitim ve öğrenim giderleri: Türk Medeni Kanunu 674.maddede ”Çocukların eğitim ve öğrenimi için yapılan giderler sebebiyle geri verme yükümlülüğü, mirasbırakanın aksini arzu ettiği ispat edilmedikçe, ancak alışılmış ölçüleri aşan kısım için mevcuttur. Eğitim ve öğrenimini tamamlamamış olan veya engelliliği bulunan çocuklara, paylaşmada hakkaniyete uygun bir ödeme yapılır” şeklindeki düzenleme gereği alışılmış ölçülerde yapılan eğitim ve öğrenim giderleri denkleştirmeye tabi değildir.

Mirasta denkleştirme davasının tarafları

Mirasta denkleştirme davası sürecinde davanın taraflarının doğru belirlenmesi kritik öneme sahiptir. Uygulamada özellikle denkleştirme talebinin yasal mirasçı mı yoksa saklı paylı mirasçı tarafından mı yöneltilebileceği ve mirasçıların birlikte talebinin zorunlu olup olmadığı konusunda kafa karışıklığı yaşanmaktadır.

Mirasta denkleştirme davasının davacı tarafı mutlaka yasal mirasçılık sıfatına sahip olmalıdır. Mirasta denkleştirme davasında mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmamaktadır. Bu nedenle mirasçılardan biri tek başına bu davayı açabileceği gibi birden fazla mirasçı da davayı açabilmektedir. Mirasta denkleştirme davası sonucunda verilen karar terekenin tamamını etkileyeceğinden dava mirasçılardan biri tarafından açılmış olsa bile diğer mirasçılar da hisseleri oranında sonuçtan yararlanacaktır.

Mirasta denkleştirme davasının davalı tarafı miras bırakan kişinin sağlığında karşılıksız şekilde kazandırmada bulunduğu bulunduğu yasal mirasçılardır. Davalı tarafın mirasbırakanın ölüm tarihinde yasal mirasçı sıfatına sahip olması gerekir. Atanmış mirasçılar yasal mirasçı olmadıklarından denkleştirme davasında taraf olamazlar. Atanmış mirasçılara yapılan kazandırmalar şartları mevcutsa tenkis davasına konu olabilmektedir.

Sonuç olarak mirasta denkleştirme davasının davacı tarafı yasal mirasçı sıfatına sahip kişiler davalı tarafı ise denkleştirme tabi kazandırma sonucunda menfaat elde etmiş yasal mirasçılardır. Mirasta denkleştirme davasında tarafların doğru belirlenmesi davanın sonucuna doğrudan etkisi olacağından alanında uzman avukattan hukuki yardım alınması hak kaybına uğramamak için büyük öneme sahiptir.

Mirasta denkleştirme davası ne zaman açılır?

Mirasta denkleştirmeye tabi bir karşılıksız kazandırma söz konusu olduğunda bu davanın ne zaman açılacağı sıklıkla merak edilmektedir. Mirasta denkleştirme davası için mevzuatta özel olarak düzenlenmiş bir hak düşürücü süre veya zamanaşımı bulunmamaktadır. Ancak bu durum mirasta denkleştirme davasının her zaman açılabileceği şeklinde yorumlanamaz.

Mirasta denkleştirme davası mirasın paylaşılması tamamalanana kadar gerçekleştirilebilir. Yani mirasta denkleştirme, mirasın paylaşılmadığı süre boyunca zamanaşımına uğramaz. Miras paylaşılmışsa zamanaşımı süresi mirasın paylaşılmasından itibaren Türk Borçlar Kanununda düzenlenmiş olan 10 yıllık süredir.

Sonuç olarak mirasta denkleştirme davası miras paylaşımı yapılana kadar zamanaşımına tabi olmadan her zaman açılabilir, taksim yapılmış ise taksim tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımına tabidir.

Mirasta denkleştirme zamanaşımı

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 23.09.2019 tarih 2016/15900 esas 2019/5589 sayılı kararında

”Somut olayda, davacı mirasta denkleştirme talebinde bulunmuş olup, Türk Medeni Kanununun 669. maddesi uyarınca mirasta denkleştirme istemi mirasın paylaşılması tamamalanana kadar gerçekleştirlebilir. Başka bir anlatımla mirasta denkleştirme, mirasın paylaşılmadığı süre boyunca zamanaşımına uğramaz. Mirasın paylaşıldığı ve murisin öldüğü tarihten dava açma tarihine kadar yasal zamanaşımı süresi tamamlanmadığından mahkemece esas hakkında bir hüküm kurulması gerekirken, davanın Türk Medeni Kanununun 565. maddesine göre tenkis isteği olarak değerlendirilip, bu itibarla hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.” şeklinde karar verilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 16.01.2014 tarih 2013/25017 esas 2014/573 sayılı kararında

“Dava, mahkemece de kabul edildiği üzere denkleştirmeye ilişkindir. (TMK md. 669-675) Mirasta iade davasının açılabilmesi için terekenin paylaşılmış olması mecburiyeti bulunmamaktadır. Paylaşmadan önce, paylaşma sırasında veya paylaşmadan sonra mirasta iade davası açılabilir. Mirasta denkleştirme istemi mirasın paylaşılması tamamlanana kadar gerçekleştirilebilir. Başka bir anlatımla mirasta denkleştirme istemi miras paylaşılmadığı sürece zamanaşımına uğramaz. Mirasın taksimi halinde ise taksimin yapılmasından itibaren on yıllık zamanaşımı süresi içinde mirasta denkleştirmenin istenmesi gerekir.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında dava konusu olaya bakıldığında; tarafların ortak murisi olan Mustafa ..un 28.12.2005 tarihinde öldüğü, davacılar tarafından 27.12.2006 tarihinde bu davanın açıldığı, bu davadan önce ve sonra murisin terekesinin taksimine yönelik ortaklığın giderilmesi davalarının ikame edildiği, yani iş bu dava tarihi itibariyle murisin terekesinin henüz paylaşılmadığına göre zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır. O halde, taraf delillerinin mirasta iadeye (TMK md. 669-675) yönelik olarak değerlendirilerek, gerçekleşecek sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, mirasın taksimi talep edilmedikçe denkleştirmenin yapılmayacağı gerekçesiyle davanın reddi isabetsiz olmuş ve bozmayı gerektirmiştir.” şeklinde karar verilmiştir.

Mirasta denkleştirmede malın değeri hangi tarihe göre belirlenir?

Mirasta denkleştirme söz konusu olduğunda denkleştirmeye tabi bir malın değerinin nasıl belirleneceği ve ne şekilde iade edileceği merak edilen konulardan bir diğeridir. Denkleştirme değeri denkleştirme anındaki değerine göre yapılmakta, iade konusunda ise denkleştirme borçlusuna seçimlik hak tanınmıştır.

Mirasta denkleştirme değeri Türk Medeni Kanununun 673.maddesinde ”Denkleştirme, kazandırmanın denkleştirme anındaki değerine göre yapılır. Yarar ve zarar ile gelir ve giderler hakkında mirasçılar arasında sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır” şeklinde düzenlenmiştir. Mirasta denkleştirmeye tabi kazandırmayı geri vermekle yükümlü mirasçıya seçimlik hak tanınmış olup aynen geri verebileceği gibi bedelini de geri verebilmektedir. Bu durum Türk Medeni Kanunu’nun 671.maddesinde geri verme ve mahsup başlığı altında ”Geri vermekle yükümlü olan mirasçı, dilerse aldığını aynen geri verir; dilerse payından fazla olsa bile değerini miras payına mahsup ettirir” şeklinde düzenlenmiştir.

Sonuç olarak mirasta denkleştirmede malın değeri denkleştirme anındaki tarihe göre belirlenmekte olup, geri verme borcu altındaki mirasçı malı aynen geri verebileceği gibi bedelinin ödenmesi yolunu da seçebilir.

Mirasta denkleştirme davası yargıtay kararları

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 18.04.2019 tarih 2016/9041 esas 2019/3588 sayılı kararı

”Mirasta denkleştirme davalarında, sadece yasal mirasçı aleyhine denkleştirme talebinde bulunulabilir, yasal mirasçı olmayanlara yapılan kazandırma denkleştirmeye tabi değildir. Miras bırakandan sağlar arası kazandırma olmalıdır. Ölüme bağlı tasarrufla yapılan kazandırma denkleştirmeye tabi değildir. Kazandırma karşılıksız olmalıdır. Kazandırma, miras payına mahsuben (iadeye tabi olarak) yapılmalıdır. Bağış amaçlı yapılan kazandırmalar denkleştirmeye (iadeye) tabi değildir, bu nedenle miras bırakanın bağış amacının olup-olmadığı ayrıntısıyla araştırılmalıdır. İade, terekeye yapılır, davacı mirasçının miras payı oranında iade yapılmaz.

Altsoya yapılan kazandırma aksi miras bırakan tarafından açıkça belirtilmemişse karine olarak denkleştirmeye (iadeye) tabidir. Altsoya yapılan sağlar arası kazandırmanın denkleştirmeye tabi olmadığını davalı (altsoy) ispatlamalıdır. Altsoy dışındaki yasal mirasçılara yapılan kazandırma, karine olarak denkleştirmeye (iadeye) tabi değildir. Altsoy dışındaki yasal mirasçıya yapılan kazandırmanın Denkleştirmeye (iadeye) tabi olduğunu davacı ispatlamalıdır. Miras bırakanın iradesinin denkleştirmeye (iadeye) tabi olup olmadığının ispatı şekle tabi değildir, her türlü delille ispatlanabilir. İade edilecek mal varlığı yönünden seçim hakkı davalınındır; ister aynen iade eder, isterse bedelini öder. Miras payının aşan kısmının davalıda kalması miras bırakanın iradesinden anlaşılıyorsa, aşan kısım için iade istenemez. Denkleştirme, denkleştirme anındaki değere göre yapılır. Denkleştirmede sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır. Islah olmadıkça ya da terditli dava açılmamışsa kendiliğinden tenkis davasına dönüşmez.” şeklinde karar verilmiştir.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 21.01.2016 tarih 2015/11870 esas 2016/763 sayılı kararı

”Türk Medeni Kanununun 669. maddesinin 1. fıkrasında yasal mirasçıların mirasbırakandan kanundaki miras paylarına mahsuben elde ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmaları denkleştirmeyi sağlamak için terekeye geri vermekle birbirlerine karşı yükümlü oldukları; 2. fıkrasında miras bırakanın çeyiz veya kuruluş sermayesi vermek ya da bir mal varlığını devretmek veya borçtan kurtarmak v.b. gibi karşılık almaksızın alt soyuna yapmış olduğu kazandırmaların aksi mirasbırakan tarafından açıkça belirtilmiş olmadıkça denkleştirmeye tabi olacağı hükme bağlanmıştır. TMK’nın anılan maddesine göre altsoy açısından karşılıksız kazandırmada miras payına mahsup edilmek üzere hareket edildiği yönünde karine olup; kural olarak denkleştirme söz konusudur. Kazandırmanın miras payına mahsuben verilmediğinin ispat yükü kazandırmadan yararlanan davalıya düşer.

Somut olaya gelince; mahkemece öncelikle ispat yükünün altsoy olan …’ın üzerinde olduğu gözetilerek karşılıksız kazandırmanın miras payına mahsuben olmaksızın ve iade edilmemek koşuluyla kendisine verilip verilmediğinin araştırılması, miras payına mahsuben verilmediğinin tespit edilmesi halinde bu kez 29.187,21 TL’nin ….. Bankası ……. Şubesinden çekildiği 11.07.2011 tarihinden murisin vefat tarihi olan 20.02.2012 tarihine kadar muris ve bakmakla yükümlü olduğu eşi …….. için yapılan muhtemel giderler hesaplanarak bu paradan mahsubu ile kalan miktar üzerinden denkleştirme yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.” şeklinde karar verilmiştir.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 08.12.2020 tarih 2016/18750 esas 2020/8206 sayılı kararında

”Dava konusu edilen 101 ada, 46 parsel, 102 ada, 12 parsel, 112 ada, 40 parsel, 116 ada, 20 parsel, 116 ada, 19 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili olarak yapılan 13.12.2004 tarihli tapulama tespitine göre taşınmazların belgesiz yerlerden olduğu, muris …’ın zilyetliğinde iken muris tarafından kayıtsız ve şartsız olarak davalılara bağışlandığı, bunun üzerine davalılar adına tespitlerinin yapılarak tapu sicillerinin oluşturulduğu anlaşılmıştır.

Dava konusu edilen taşınmazlar kayıtsız ve şartsız olarak muris tarafından davalılara bağışlanmış olunduğundan, muris …’ın iradesinin “taşınmazların, miras payına mahsuben bağışlanmadığı” şeklinde oluştuğu anlaşılmakla; bu nedenle hükmün gerekçesine, “denkleştirme isteminin reddine” karar verildiğinin yazılması gerekirken, dava sebebi olarak gösterilmeyen “muris muvazaasına” dayalı olarak kanıtlanamayan davanın reddi gerektiği kanaatiyle karar verilmiş olması doğru görülmemiş ise de mahkemece “davanın reddi” yönünde kurulan “hüküm” sonucu itibariyle doğru görüldüğünden bozulmasına ve yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK’nın 370/son maddesi uyarınca hükmün gerekçesinin düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.” şeklinde karar verilmiştir.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 21.02.2019 tarih 2016/10905 esas 2019/1534 sayılı kararında

”Mirasta denkleştirme davalarında, sadece yasal mirasçı aleyhine denkleştirme talebinde bulunulabilir, yasal mirasçı olmayanlara yapılan kazandırma denkleştirmeye tabi değildir. Miras bırakandan sağlar arası kazandırma olmalıdır. Ölüme bağlı tasarrufla yapılan kazandırma denkleştirmeye tabi değildir. Kazandırma karşılıksız olmalıdır. Kazandırma, miras payına mahsuben (iadeye tabi olarak) yapılmalıdır. Bağış amaçlı yapılan kazandırmalar denkleştirmeye (iadeye) tabi değildir, bu nedenle miras bırakanın bağış amacının olup-olmadığı ayrıntısıyla araştırılmalıdır. İade, terekeye yapılır, davacı mirasçının miras payı oranında iade yapılmaz.

Altsoya yapılan kazandırma aksi miras bırakan tarafından açıkça belirtilmemişse karine olarak denkleştirmeye (iadeye) tabidir. Altsoya yapılan sağlar arası kazandırmanın denkleştirmeye tabi olmadığını davalı (altsoy) ispatlamalıdır. Altsoy dışındaki yasal mirasçılara yapılan kazandırma, karine olarak denkleştirmeye (iadeye) tabi değildir. Altsoy dışındaki yasal mirasçıya yapılan kazandırmanın Denkleştirmeye (iadeye) tabi olduğunu davacı ispatlamalıdır.

Miras bırakanın iradesinin denkleştirmeye (iadeye) tabi olup olmadığının ispatı şekle tabi değildir, her türlü delille ispatlanabilir. İade edilecek mal varlığı yönünden seçim hakkı davalınındır; ister aynen iade eder, isterse bedelini öder. Miras payının aşan kısmının davalıda kalması miras bırakanın iradesinden anlaşılıyorsa, aşan kısım için iade istenemez. Denkleştirme, denkleştirme anındaki değere göre yapılır. Denkleştirmede sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır. Islah olmadıkça ya da terditli dava açılmamışsa kendiliğinden tenkis davasına dönüşmez.

Davacı, kademeli olarak davalılara yapılan temlikle saklı payının zedelendiğini ileri sürerek tenkis talebinde de bulunmuştur. Saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava edebilirler (TMK md 560). Türk Medeni Kanununun 565. maddesinin (4) bendinde yer alan hüküm gereğince, miras bırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmalar tenkise tabidir. O halde ilk kademedeki isteğin kabul edilmeyeceğinin anlaşılması halinde tarafların gösterdiği delillerin tenkis hükümleri çerçevesinde incelenip değerlendirilerek hasıl olacak sonucuna göre ikinci kademedeki bu istekle ilgili de hüküm tesis edilmesi gerekir.” şeklinde karar verilmiştir.

bir yorum bırakın

Hemen Ara